Samsun

Başkomiser Nevzat Samsun’da

Türkiye’de polisiye denilince ilk akla gelen isimlerden birisi olan ünlü yazar Ahmet Ümit ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 1960 yılı, Gaziantep doğumlu olan yazar; kilim tüccarı bir babanın, terzi bir annenin oğludur. 1983 yılında Marmara Üniversite Kamu Yönetimi bölümünü bitirmiştir

Başkomiser Nevzat Samsun’da

25 Şubat 2020 07:34
-A

+A

Yazmaya nasıl karar verdiniz?
 -Çocukken yazar olacağım diye bir fikrim yoktu. Yazmak gibi bir alışkanlığım da yoktu, ama çok iyi bir kitap okuruydum. 22 yaşındaydım, bir gün rapor yazmak isterken bir hikaye yazdım ve kendiliğinden oluşan bir durumdu bu. Sonrasında yazmış olduğum bu hikaye kırk farklı dilde yayınlanan bir dergide basıldı. Böylece yazar olma fikri aklıma düştü ve yazmaya başladım.
Kitaplarınızın ve romanlarınızın polisiye ağırlıklı olmasının bir sebebi var mı?
-Evet. Ben 1974-1980 yılları arası fırtınalı politik dönemlerde yer alan kuşaklardan biriydim. Ortalama 1990 yılına kadar çok hareketli bir hayatım oldu. Gerilim dolu entrikalı bir dönem geçirdim diyebilirim. Yazmaya başlayınca da tüm bunların etkisiyle polisiye ortaya çıktı.
Kitaplarınızın baş kahramanı Başkomiser Nevzat karakteri sizin gözünüzde kim?
-Nesli tükenmekte olan bir adam diyebilirim. Polis olan Nevzat, kaybetmiş bir adam aslında. Tüm kaybettiklerine rağmen vicdanını asla kaybetmemiş bir adam. Eski bir İstanbullu.. En çok adaleti önemsiyor ve en önemlisi herşeye rağmen iyi kalmayı başarmış bir adam..
Yazmak için kendinize ait, özel alanlarınız var mı?
-Evet yazmak için iki alanım mevcut. Birisi evim diğeri de ‘Yazıhanem’ dediğim Beyoğlu’nda bir ofisim var. Yazmam için sakin bir alan olması gerekiyor. Yalnız olmayı tercih ederim. Yazdığım esnada mutlaka arka planda sözsüz bir müzik olmasını tercih ederim. Klasik müzik, caz, mistik müziklerim tercihlerim oluyor.
Yazdığınız kitaplarda ki hikayelerde sizin de farklı duygular yaşadığınız anlar oluyor mu?
-Elbette.. Okuyucularımın üzüldüğü her satırda emin olun bende kendim yazmama rağmen okuduğum da aynı üzüntüyü yaşıyorum. Ya da mutlu olunan o satırlar da bende o mutluluğu yaşıyorum. Bazen aynı öfkeyi bende yaşıyorum. Şöyle bir şey var zaten ben eğer inanmazsam yazdıklarıma, yazdıklarım beni duygulandırmazsa, korkutmazsa, sevindirmezse okurlarım da aynı duyguları yaşamazlar.
Kitap ve romanlarınızda olaylar ağırlıklı olarak İstanbul’da geçiyor. Sizin için İstanbul’un özel bir anlamı var mı?
-Dünya için özel aslında İstanbul.. 2700 yıllık bir şehir nasıl özel olmasın ki.. Dolayısı ile çok kıymetli bir şehir. Evet ağırlıklı olarak İstanbul ama başka şehirlerde var. Mesela Gaziantep’te geçen bir hikaye, Konya’da Londra da geçen olaylar da yazdım. Şuan Berlin’de geçen bir kitap yazıyorum.
Başucu kitaplarınız var mı?
-Dostoyevski ‘Suç ve Ceza’ , Yaşar Kemal ‘İnce Memed’  Nazım Hikmet ‘Memleketimin İnsan Manzaraları’. Tüm bunlar benim çok sevdiğim, çok değer verdiğim kitaplar. Dönüp dönüp okuyabilirim defalarca.
Sizin tanışmak istediğiniz geçmişten günümüzü bir yazar var mı?
-Aslında yok.. Ben yazarları kitapları ile tanımayı tercih edenlerdenim.
Kitaplarınız ile alakalı dizi veya film teklifi var mı?
-Evet dizi ve film teklifleri çok geliyor. Şuan görüşmeler devam ediyor..
Mührünüzde ki imzanızın özel bir anlamı var mı?
-Heryerde, resmi alanlar dahil kullandığım imzam. Özel bir anlamı yok. Küçük ‘a’ harfini ve ‘ü’ harfini temsil ediyor.  Berna ALTINOVA
Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU