ATATÜRKÇÜLÜK, AKIL VE BİLİMİ REHBER EDİNMİŞTİR…(4)

(Dünden devam)

25 Kasım 2021 06:01
A
a

Bu uygarlık kavramı yaşadıkça, kalkınma ve refah sağlanamazdı. Uluslar ayrı olmasına karşın, uygarlık dünyası birdir. Bu dünyaya katılmak, bu uygarlık alanında yaşamak gerekir. Öyleyse, uygarlığa girmeyi arzulayıp Batı’ya yönelmemiş bir ulus gösterilemez. Bütün bu sözlerde, iki büyük özelliği saptamak olanaklıdır: Birincisi, çağdaş olmak, çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmaktır. Devrin uygarlık dünyası batıdır. Ancak, burada bir noktanın aydınlanması gerekir. Atatürk, batıcı değildi. Amaçladığı çağdaş uygarlıktı. Batıyı uygar dünya olarak benimsemesi nedeniyle kimi kişilerin kendisini batıcı olarak yorumlası, bu önemli özelliğin gözden kaçmasının bir sonucudur. İkinci özellik ise, “uygar ulusların yaşam düzeyi ve araçlarını, içerik ve biçim açısından olduğu gibi kabul etmeye” kesin kararlı olduğunu söylerken, gerçekleştireceği çeşitli devrimlerin ilk belirtilerini de vermiş olmasıdır. Atatürk’ün çalışma yöntemi yakından incelendiğinde, uzun bir ön çalışmadan sonra sorunun olgunlaştırıldığı ve son aşamada da radikal niteliği ağır basan bir çözüm yoluna varıldığı görülmektedir. Atatürk’ün en belirgin niteliklerinden biri, belki de birincisi gerçekçiliğidir. Yalnız bu gerçekçiliği, sadece belirli bir durumun olanakları ve koşulları için geçerli değildir. Zaman unsurunu da devreye sokmakta, zaman dilimlerine yayılarak davranış ve tutumunu yönlendirmektedir. Bu bakımdan, Atatürk’ü, temelinde gerçekçilik yatan fakat kapsamı daha geniş olan bir “zamanlama ustası” olarak nitelemek, tam anlamıyla yerine oturmuş bir saptama sayılabilir.Bu konuda, yıllar sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde verdiği konferansta İsmet İnönü 1960 yılında çok net deyişlerle şöyle konuşur: ‘Atatürk’ün ekonomik alanda devrim yolu ile hiçbir zorlamada bulunmadığını açıkça ilan etmek isterim. Bu zorlama yapmamak, rastlantı değil, özenin sonucudur. Atatürk’ün hemen gerçekleştirilecek işlerle, gelişmesi zamana bırakılacak işler arasında uyumlu bir ayırma yapabilmesinin sonucudur’ Atatürk’ün kişiliğini oluşturan bu belirgin nitelik, gerçekçiliğidir. Bütün yaşamı boyunca, hiçbir zaman sürprize oynamamıştır. Üniversite reformunda da böyle olmuş çalışma yöntemi ve kişiliğini oluşturan temel niteliği, bütünüyle sergilenmiştir. Üniversite kanununun ani gibi gözüken bir gece de çıkması, aslında uzun ön çalışmaların sonucudur. Bir acelecilik ve yüzeysellik yoktur. Şöyle ki;

*1924 yılında Muallimler Kurultayı’nın toplanması, tüm eğitim ve öğretime verilecek ağırlıklı önemin ilk belirtisidir.

*1923 yılının Şubat ayında İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresinin aldığı kararlar içinde bulunan dışarıya öğrenci gönderilmesi, uygulanmaya konmuştur.

*Dışarıdan öğretim üyesi getirilmiş ve üniversite konusunda inceleme ve araştırmalar yaptırılmıştır.

*İstanbul Edebiyat Fakültesinin ‘Fahri profesörlük’tercihine yazdığı teşekkür mektubunda, Atatürk ‘Darülfünün Edebiyat Medresesi’ adını taşımasına rağmen ‘Fakülte’ deyimini anlamlı biçimde iki defa kullanmıştır. Ve yine çok anlamlı olarak, o yılkı bütçeye ‘Darülfünun’ için şartlı ödenek konmuştur.

Üniversite reformu, böylece geçmiş tecrübelerin, çağdaş eğilimlerin ve gerçekçilikten kaynaklanan geniş kapsamlı bilim anlayışının bir sentezi olarak yapılmış ve bir gecede uygulanmasına geçilmiştir.

(Kaynak : Ülken, Y., “Atatürk’te Eğitim-Bilim ve Teknik Anlayışı”, Atatürkçü Düşünce El Kitabı, Sayfa :203-208, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 1995.

Kaynak : Çayci, A., ‘Atatürk, Bilim ve Üniversite’ etiketler Atatürk bilim fen teknoloji düşünceleri görüşleri…

Herkese hayırlı, huzurlu, mutlu, sağlıklı, başarılı, bereketli, müreffeh günler diliyorum.

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
duyurular DUYURULAR