Yazar

serdaroktav@gmail.com

398 makale bulunmakatadır

ATATÜRKÇÜLÜK, BİR DÜNYA GÖRÜŞÜDÜR (3)

10:40 - 23 Şubat 2018

+A

-A

(Dünden devam)
C - Halkçılık
Halkçılık, halkın halk tarafından, halk için idaresidir.Halkçılıkta asıl önemli olan halkın kendi kendine demokratik esaslara uygun olarak yönetmesidir. Halkçılıkta devletin siyasi rejimi, halk tarafından ve halkın menfaatine kullanılır. Halkçılık gerçek demokrasinin gerçekleşmesi ve yerleşmesi amacına yönelik olur. Cumhuriyet aslında bir halk hükümetidir.
Halkçılık imtiyazsız ve sınıfsız millet olma parolası şeklinde siyasi hayatımızda değer kazanmış, rol oynamıştır. Gerçek anlamda milliyetçilik, halkçılığa dayanır.
Atatürk’e göre; “İç siyasetimizde ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olma esası Anayasamız ile tespit edilmiştir." (1921)
"Halkçılık, toplum düzenini çalışmaya, hukuka dayandırmak isteyen bir toplum hizmetidir." (1921)
"Türkiye Cumhuriyeti halkını ayrı ayrı sınıflardan oluşmuş değil fakat kişisel ve sosyal hayat için işbölümü itibariyle çeşitli mesleklere ayrılmış bir toplum olarak görmek esas prensiplerimizdendir." (1923)
D - Laiklik
Laiklik, dinin siyaset ve devlet işlerine karıştırılmamasını ve her vatandaş için vicdan hürriyetinin sağlanmasını ifade eder.
Laiklik modern devletin bir vasfıdır vr aynı zamanda medeni yaşayışın da bir şartıdır. Laik devlet anlayışı, din ve vicdan hürriyeti ile bir arada yürüyebilir. Din ve vicdan hürriyeti olmazsa laik devletten bahsedilemez. Açıkça ifade etmek gerekirse laiklik dine karşı olmak, din düşmanlığı yapmak demek değildir. Tarihi gelişmeler, dini devletten laik devlete doğru yönelmeyi gerekli kılmıştır.
Türk devrimi, dine karşı, din aleyhtarlığı şeklinde değil, dinle ilgisi bulunmayan kokuşmuş, çürümüş müesseselere karşı çevrilmiştir; dinin hasis menfaatler uğruna istismarına şiddetle karşı koymuştur. Tanınmış Fransız yazar, Paul Gentizon, Türkiye’de yapılan devrimlerden bahsederken, “Ankara’nın din konusunda ne 1789 Paris!ini ne de 1920 Moskova’sını taklit etmediğini, zira Türkiye’de akıl mabudu namına hiçbir mihrap kurulmadığı gibi, İslam dininin afyon olduğuna dair hiçbir kitabe de dikilmediğini açıklamaktadır.” Türk devrimine göre laiklik, dine karşı ve dinsizlik olarak kabul edilemez. Türk devrimi irticanın, skolastik zihniyetin, cehaletin ve yobazlığın karşısındadır.
Laiklik, kanun önünde ayrı dinlere mensup olanların eşitliği olduğu kadar aynı dine mensup olanlar  arasında mezhep eşitliğine de yer verir. Mezhep eşitliği sorununun Türkiye açısından büyük önemi ve değeri vardır. Türk Devletini bölmek ve parçalamak isteyenler mezhep ayrımını kışkırtmaya çalışmışlardır. Laiklik bu nedenle, Türkiye için, bir güvenlik ve bir içi huzur surunudur. Laiklikle milli birlik sağlanmıştır.
Atatürk’e göre;“Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Bütün yurttaşların, ibadet ve din hürriyeti de demektir"(1930)
"Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir." (1930)
"Din bir vicdan meselesidir.Herkes vicdanının emrine uymakla serbesttir.Biz dine saygı gösteririz.Düşünüşe ve düşünceye karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kasıt ve fiile dayanan tutucu hareketlerden sakınıyoruz." (1926)
*****
Cumamız mübarek olsun…                     
                                                                                                                                        Devamı yarın…/… 

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...