Yazar

serdaroktav@gmail.com

1001 makale bulunmakatadır

KESİNLİKLE TARTIŞAMAYIZ, TARTIŞMAMALIYIZ!!! (2)

00:49 - 14 Temmuz 2020

+A

-A

(Dünden  devam)
*O’nun kabri Ankara’da olacaktır. Fakat bu şehrin neresinde? Çünkü O’ nun en son kuvvetli isteği bir an önce Ankara’ya dönebilmekti. Biri Büyük Millet Meclisi’nden İstasyon’a inen cadde üzerindeki yuvarlak yer, diğeri Çankaya’daki yeni köşkün mermer havuzu. Bu yerler şu nedenle konuşulmuştur:
Bir akşam Atatürk’ün etrafında toplananlar arasında, O’nun ölümlü oluşu üzerinde durulmuş ve özellikle kendisi 1926 suikast girişiminden sonra söylediği cümleyi tekrar etmişti.
‘Benim naçiz vücudum bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’ dedikten sonra ‘Milletim beni istediği yerde yatırsın, yeter ki beni unutmasın’demişti. Meclisin altındaki yuvarlak yeri ortaya atan kişiye ise ‘İyi ve kalabalık bir yer, fakat ben böyle bir arzumu milletime vasiyet edemem’ Ancak, gene o akşam ileri sürülen bir fikrin kendisini çok duygulandırdı.
Memleketin bütün sınır boylarından getirilecek toprak üzerinde yatmak…
 Recep Peker, hararetle bu fikrin sembolik savunmasını yapmıştı. Atatürk, böyle bir fikrin uygulanmasından ancak, ölümlü vücudu için hoşlanacağını ve gurur duyacağını anlattı.

*Atatürk, istifasının ertesi günü Müdafaa-i Hukuk Erzurum şubesi başkanlığına seçilmiştir. Böylece İstanbul ile bağlarını koparmıştır. Atatürk’ün askerlikten istifası üzerine başta Kazım Karabekir olmak üzere bütün ileri gelen subaylar, kendisinin emrinde olduklarını belirtmişlerdir. Atatürk, Kazım Karabekir Paşa’yı kucaklamış, teşekkür etmiştir.
Rauf Bey onu hiç bu kadar heyecanlı görmemişti. Yalnız bir kez o da Anafartalar savaşından sonra kendisine ‘Hamdolsun İstanbul’u kurtardık’ dediği zaman böylesine heyecanlanmıştı.
Şimdi durumu sağlamlaşmış, kendisine güveni geri gelmişti. Doğudaki kuvvetlere güvenebilirdi. Yurdun her tarafına telgraflar göndermeye başladı. Kazım Karabekir Paşa bunlara sadece usule uysun diye imza atıyordu.

 *Atatürk’e düşmanlarından bir bayan, bir yabancı gazetede (Sokak çocuğu ve zalim) diye yazılar yazmıştı. Bir gün Yat Kulüp’te Atatürk, arkadaşlarına bu yazıdan söz ederek demiştir ki: ‘Bana sokak çocuğu diye yazmış. Ben pek küçük yaşta yatılı bir öğrenci olarak okullara girmedim. İdadi’den Harp Okulu’na, oradan da orduya hizmete gittim. Sorarım sizlere, benim sokakta oynamaya vaktim mi vardı? Bana (zalim) diyormuş. Ben eğer bu vatana ihanet eden birkaç adamı mahkemeye vererek, kanun çerçevesinde bu adamlar cezalarını buldularsa, benim onlara karşı sevgimden ziyade, Türk milletine sevgim daha büyüktür. Bu nedenle Türk milletine onların zararlı vücutlarını feda ettim’ demişlerdir.

*Yunanlılar 13 Ağustos 1921’de yeniden hücuma geçmişlerdi. Hedef Ankara’yı ele geçirmekti. Halide Edip Adıvar’ın Atatürk’e ‘Eğer düşman Ankara’ya gider de bizi geride bırakırsa ne yaparız?’ diye sorması üzerine, Atatürk korkunç bir kaplan gibi gülmüş ve ‘Güle güle beyler, derim. Arkalarından vurarak onları Anadolu’nun boşluğunda mahvederim’ demiştir.
Atatürk’ün emrindeki cephe aşağı yukarı yüz kilometre uzunluktaydı. Atatürk, savaşın en kritik bir noktasında, subaylara şunları söylemiştir: ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.
Devamı yarın…/…

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU