Yazar

hk@gazetearena.com

484 makale bulunmakatadır

Toplumsal Duyarlılık

06:19 - 15 Ağustos 2020

+A

-A

Bugün sizlerle (Alıntı) bir anektod paylaşmak istiyorum. Çok ilginç…
“ Günümüzde ''İstanbul Hanımefendisi'' denilince akla gelen isimlerden biri olan Hikmet Öğüt, çocukluğuna ait bir hatırayı şöyle anlatmaktadır: Çocukluğumda Beşiktaş'ta bir konakta oturuyorduk. İstanbul'un diğer tüm mahallerinde olduğu gibi mahallemizden de mevsimine göre değişik şeyler satan seyyar satıcılar eksik olmazdı. Uzun kış gecelerinde bozacılar, yaz mevsiminin gündüzlerinde kaynamış mısır satanlar, her gün aynı saatlerde sütçüler...
      Bir yaz günüydü.Mahallemizin sütçüsünden her zaman olduğu gibi yine günlük ihtiyacımız kadar süt almıştık.
      Aradan epey bir zaman geçtikten sonra, babam o sırada kitap okuduğu şömine başından bizlere seslendi.
-Kızım süt alsanıza…
 Ben babama:
 -Babacığım biz sütümüzü aldık, dedim.
Babam:
-Biliyorum kızım, baksanıza sütçü üçüncü defadır sokağımızdan geçiyor. Elindeki sütü satabilmiş olsaydı, bu kadar dolaşır mıydı? Siz iki litre daha süt alsanız onu mutfakta nerede olsa kullanırsınız. Ama adamcağız elinde kalmış o kadar sütü ne yapacak, bu sıcak havada nasıl muhafaza edecek? Hep kendinizi düşünmeyin, biraz da onları düşünün, dediğini anlatır.
Çok şükür bu tür sosyal duyarlılığı olan insanımız belki sayıca az da olsa günümüzde de varlar. İstanbul 2002 yılında oldukça sert bir kış geçirmişti. Böylesine soğuk kış gecelerinden birinin akşamında ailece gittiğimiz bir başka yerden dönerken yol güzergahımızda bulunan ve epey zamandır gidemediğimiz bir aile dostumuzun da çat kapı evine uğramıştık.
      Bu kısa ziyaretimizde çaylar içildi, ardından meyveler geldi. Ekonomik açıdan çok da varlıklı olmayan bir aile idi. Ülke de o aylarda ekonomik olarak kriz üstüne kriz yaşıyor, ülkenin durumu dar gelirli vatandaşlar için her geçen gün daha da yaşanmaz bir hal alıyordu. Meyve tabakları geldikten sonra ismi Efrahim olan evin erkeğine şaka yollu takıldım.
-Maşallah, kriz bu eve hiç uğramamış,  dedim.
Bunun üzerine Efrahim Bey tebessüm etti:
 -Çok şükür, ben de sizden az önce eve geldim. Eve geldiğimde burnumun ucu havuç gibi kızarmıştı. Dışarıda biliyorsunuz dondurucu soğuk var. Minibüsten inip apartmana girinceye kadar geçen 30-40 metrede bile insan buz kesiyor. Baktım sokağın başında bir adam seyyar tezgahta meyve satıyor. Benim 5 dakika duramadığım bu sokakta adam saatlerce bir şeyler satmaya uğraşıyor. Kendi kendime:
-Bu adam ihtiyacı olmasa  bu soğuktan bir şeyler satıp az da olsa para kazanmak için burada beklemez. Demek o da evine helal bir kazanç götürme telaşındaki burada bekliyor. 1-2 kilo bir şeyler ben de alayım da, adamın hem elindeki malını bir an evvel satmasına katkıda bulunayım, hem de bu soğuk bir an evvel çoluk çocuğunun yanına dönsün, diye düşündüm, dedi.
 Duyduklarım karşısında ne kadar duygulandığımı ifade edemem.'İşte insanlık bu' diye geçirdim içimden…
  İşte biz buna, toplumsal duyarlılık diyoruz. Bu bir ahlaktır, bir kültürdür, birlikte yaşamanın bir gereğidir. Hayatı güzelleştiren karelerdir.
 Bu davranışın; Fertten ferde, patrondan işçiye, aileden aileye, zengin mahalleden yoksul mahalleye, zengin ülkeden yoksul ülkeye aynı duyarlılıkla yönelmesi, içinde yaşadığımız dünyayı cennete çevirecektir”
*****
Herkese hayırlı, huzurlu, mutlu günler diliyorum.

Facebook'ta paylaş butonu
Print

YORUMLAR

Facebook Yorumları
YORUM YAZ
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

HAVA DURUMU