TARİH DOKTORU ile söyleşi

Röportaj29 Şubat 2020 06:27
TARİH DOKTORU ile söyleşi
A
a

1990 Yılında ‘Osmanlı Taşra Teşkilatı’nda Tokat (1455-1575)’ İsimli çalışmasıyla ‘TARİH DOKTORU’ unvanını alan Prof. Dr. Ahmet ŞİMŞİRGİL ‘Dünya bizim tarihimizi merak ediyor’

Tarih Merakınız Nasıl Başladı ?
   Bizim tarihimize merak duymamak olmazdı zaten. Öyle bir tarihimiz var ki yeryüzünde ikinci bir milletin böyle bir tarihi yok. Yani bugün dünya genelinde ki diğer devletlere baktığımızda, hemen hemen hepsi kendine bir tarih oluşturmaya çalışıyor. Çünkü tarih gençliği ve geleceği hem kurgulayan hem zinde tutan hem de devletine, milletine bağlılığı sağlayan çok önemli bir ilim dalıdır. Dolayısıyla insanlar tarih yazmaya çalışır, tarih meydana getirmeye çalışır, biz ise dünyanın en muazzam tarihini yazmışız, çizmişiz hatta yaşamışız. 622 sene dünyanın bir numaralı devleti olan Osmanlı Devletine bugün baktığımızda üzerinde irili ufaklı 65 tane devlet var. Ve bu devletler tarihini Osmanlı’da buluyor. Kısacası dünya Osmanlı’yı ve bizim tarihimizi merak ediyor. Benim tarih merakım nasıl olmasın.. Dolayısıyla bizim küçüklüğümüzde de tarih romanları vardı ve büyük ilgi görürdü.
 
Eğitim Sisteminde Tarih Eksiklikleri Var Mı ?
   Eğer yeterli imkanlarım olsa bu dönemde okullar da öğretilen tarihi bilgilerin çoğu kısmının sistemden kaldırılmasını sağlarım. Eğitim sisteminde ki tarih açısından en büyük hatalardan birisi, öğrencilere hayatların da fayda sağlamayacak  bilgiler yüklenmesi. Çünkü asıl öğrenmeleri gereken bilgilere ulaşana kadar öğrenci çoktan tarihten uzaklaşmış oluyor. Tarih şuuru nasıl kazanılır? Tarih bilinci nasıl verilir? O tarih bana neler kazandırıyor? Tüm bunların aşılanması gerekiyor. Çünkü tarih ibrettir deriz, ibret alacağımız bilgileri sunmamız gerekir. Genel olarak gözlemlediğimizde ortaöğretim ve lise eğitimini tamamladıktan  sonra tarih bölümüne gidecek öğrenci sayısı bellidir. Bizim öğrencilere asıl vermemiz gereken tarihin meydana getirdiği birlik yönüdür. Öyleyse bana bu değerleri hangi bilgiler verir işte ben bunları yazarım. Benim şahsi düşüncem tarih sınav konusu bile yapılmamalı.
 
Sinema Ve Televizyon Dünyasında Sizce Tarih Nasıl Yansıtılıyor ?
  Tarih ile alakalı yayınlanan dizi ve filmlerde ki yanlışlıkları anlatmam için ayrıca olarak en az 6 bölümlük bir program çekmem gerekiyor. Çünkü dünyanın izlediği bu platformlarda tarih ileri derece de yanlış yansıtılıyor. Ben bu yansıtılanların altında iyi niyet bulamıyorum maalesef. Bu Türk milletinin, bu ülkenin geçmiş devletlerinin dünyaya yanlış ve kötü tanıtılması demek. Bu millet ecdadını bilmesin ve yahut yanlış tanısın diye yapılan işler olarak görüyorum. Bu dünya da Fatihi tanıyan Fatih gibi olmak ister, Yavuzu seven Yavuz gibi olmak ister, Kanuniye ilgi duyan onun gibi olmak ister yani kişi sevdiğine benzemek ister. Öyleyse sevilecek adamlar sevilmesin bu millet ecdadını tanımasın diye uğraş veriyorlar.
 
Halk Arasında Fatih Sultan Mehmet’in İnançsız Olduğu Söyleniyor. Siz Ne Düşünüyorsunuz ?
Maalesef bunlar iddia dan öteye geçemez. İlim ile ilgilenen fakat bilgisi zayıf kişiler tv ekranların da aslı olmayan bu tarz konular konuşuyorlar. Camiler yapan heryere medreseler kuran, 38 sefere giren, 41 yara alan böyle bir insan için inancı zayıftı demek gülünç oluyor. Bu tarih bilmemektir. ‘Bütün dünyanın tahtını, tacını verseler bir secdeye değişmem’ diyen bir kişi için söyleniyor tüm bunlar.   
 
Yavuz Sultan Selim  Tahtı Ele Geçirdikten Sonra  ­­­­ Iı. Beyazıt’ı Zehirletmiş midir?
Bunu tarihçiler söylüyor. Eceliyle öldüğünü söyleyenler de var, Yavuzun öldürttüğünü söyleyenler de var. Yavuz İran seferine çıkacaktı ve çıkarken geride bazı tehlikeler bırakmak istemiyordu. Mesela iki kardeşi vardı, o iki kardeşiyle mücadele ederken babası hangi tarafta yer alırdı? Bilemiyoruz. Yavuz babası ve bilhassa kardeşleri gerideyken İran seferini gerçekleştiremezdi. Osmanlı Devleti teamüllerine göre tehlike varsa din için, devlet için, millet için bunu hemen ortadan kaldırıyorlardı. Bu büyük zararı önlemek içindi. Ama bunu söyleyen kaynaklar azdır. Daha çok kendi hastalığı yüzünden vefat ettiğini söylerler. Bu da çok muhtemel. Çünkü II. BEYAZIT son yıllarında ağır hastaydı. Oğullarının mücadelesini görmüş, Anadolu’yu zuhur eden Şahkulu Ayaklanmalarına tanık olmuş ve oğlu Şehzade Ahmet Anadolu’da sultanlığını ilan etmişti. Bunlar onun ruhuna büyük bir sıkıntı getirmişti. Onun için Yavuz’a tahtı gönül rahatlığıyla devretti.
 
 Iı. Mahmud Devrinde Yapılan  Balta Limanı Ticaret Antlaşmasında Mustafa Reşit Paşa’nın Bir İhaneti Varmı ?
 
   Evet bu bir ihanet niteliğindedir. II. Mahmud vefatından önce Mustafa Reşit Paşa’nın ölümüne hükmetmiştir. Çünkü muhtemelen bir ihanet içinde olduğu istihbaratını almıştır. Mustafa Reşit Paşa’nın sonrasında ki hadiseleri ihanet içerisinde olduğu ispatlar nitelikteydi. Kendisi, Osmanlı Devletini Kırım Harbine sokmuştur, sonradan Osmanlıyı borçlandırmıştır. Nitekim Abdülaziz Han’ın son dönemlerinde artık bu borçlar ödenemiyor. Mustafa Reşit Paşa ise akabinde Londra’da İngilizlerin boyunduruğu altına giriyor maalesef  ve Osmanlı ekonomisine büyük bir darbe olan Balta Limanı Antlaşması imzalanıyor. Böyle bir antlaşmayı böyle büyük bir devlet adamı yapıyorsa maalesef iyi niyet aramak çokta mümkün olmuyor.
 
Kavalalı Mehmed Paşa İsyanı Olmasaydı Ve Saltanat Onun Olsaydı Ne Olurdu ?
 
   Kavalalı iyi bir devlet adamıydı. Oyuna geldi. Kimin oyununa geldi dersek Mustafa Reşit Paşa’nın oyununa geldi. İngilizler seni destekleyecek dediler. Onu Osmanlıya karşı kışkırttılar. Kavalalı bunu sonradan anladı. Ölümüne kadar bağlı oldu ama, Mustafa Reşit Paşa bir yerlere geldi. Devlet adamı olarak daha dikkatli olması gerekirdi. İyi bir devlet adamıydı fakat orada büyük bir hata işledi. Berna ALTINOVA
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER