<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Arena | Samsun Haber</title>
    <link>https://www.gazetearena.com</link>
    <description>Samsun haber, son dakika gelişmeleri, Samsunspor, asayiş, ekonomi ve yerel gündem haberleri Gazete Arena’da. En güncel Samsun haberlerini takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetearena.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 21 Jun 2026 16:24:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Hafta sonu uykusu masum mu? "Sosyal jetlag" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/hafta-sonu-uykusu-masum-mu-sosyal-jetlag-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/hafta-sonu-uykusu-masum-mu-sosyal-jetlag-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hafta içi erken kalkıp hafta sonu geç uyanma alışkanlığı, vücudun biyolojik ritmini bozarak kronik stres etkisine yol açabiliyor. Uzmanlar, "sosyal jetlag" olarak tanımlanan bu durumun ciddi sağlık risklerini beraberinde getirebileceği konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hafta sonu geç yatıp geç kalkmak, birçok kişi tarafından dinlenmenin bir yolu olarak görülse de biyolojik ritim üzerinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Öztürk, hafta içi ve hafta sonu arasındaki uyku saati farkının bilim dünyasında "sosyal jetlag" olarak adlandırıldığını belirtti. Kişinin uyku ortası saatinin hafta içi ve hafta sonu arasında bir saat veya daha fazla değişmesiyle ortaya çıkan bu durum, vücudun adeta farklı bir zaman dilimine geçmiş gibi etkilenmesine neden oluyor.</p>

<h2><strong>RUHSAL VE FİZİKSEL SAĞLIK RİSKLERİ</strong></h2>

<p>Sosyal jetlag sadece uyku düzenini bozmakla kalmıyor, ruhsal ve fiziksel sağlık üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Yapılan araştırmalar, bu durumu yaşayan bireylerde depresif belirtilerin ve anksiyete ile ilişkili sorunların daha sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Fiziksel açıdan ise sabah saatlerinde yüksek kan basıncı bulgularına rastlanırken, bu tabloya uzun süre maruz kalmanın ilerleyen dönemlerde hipertansiyon riskini artırabileceği değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Thumbs B C Eb4A3Bb325Efa0A143652Bb4B7D40Ff8 (3)" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-eb4a3bb325efa0a143652bb4b7d40ff8-3.jpg" width="864" /></h2>

<h2><strong>OTONOM SİNİR SİSTEMİ ETKİLENEBİLİR</strong></h2>

<p>Öğrenciler ve düzenli mesai saatlerine sahip beyaz yakalı çalışanlar arasında daha yaygın görülen sosyal jetlag, otonom sinir sistemi üzerinde de etkili olabiliyor. Uzmanlar, bu düzensizliğe bağlı olarak sindirim sistemi sorunları, ülser, gastrit ve irritabl bağırsak sendromu gibi rahatsızlıkların gelişebileceğini ifade ediyor. Uyku sağlığını korumak adına en önemli kuralın düzeni mümkün olduğunca bozmamak olduğunu vurgulayan uzmanlar, hafta içi ve hafta sonu uyku saatleri arasında büyük farklar oluşturmamanın vücut ritmini korumaya yardımcı olacağını belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>CNNTÜRK.COM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/hafta-sonu-uykusu-masum-mu-sosyal-jetlag-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4368.jpg" type="image/jpeg" length="65442"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuk sağlığında D vitamini uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/cocuk-sagliginda-d-vitamini-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/cocuk-sagliginda-d-vitamini-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini yetersizliğinin bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle kemik gelişiminin hız kazandığı çocukluk çağında D vitamini, sağlıklı kemik yapısının oluşması ve korunmasında kritik rol oynuyor. Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını değil, vücudun pek çok sistemini etkileyebileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>D VİTAMİNİ BİRÇOK İŞLEVDE GÖREV ALIYOR</strong></h2>

<p>Dr. Özbek, D vitamini eksikliğinin çocukların ihtiyaç duyduğu miktarda vitamini alamaması durumunda ortaya çıktığını belirterek, "Vücudun birçok işlevinde görev alan D vitamini; bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kasların ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca kemiklerin temel yapı taşlarından biri olan kalsiyumun bağırsaklardan emilebilmesi için de yeterli D vitamini seviyesine ihtiyaç duyulur. Uskumru, somon ve sardalye gibi yağlı balıkların yanı sıra yumurta sarısı, karaciğer, süt ve süt ürünleri, maydanoz ve brokoli gibi besinler, D vitamini yönünden zengin oldukça zengindirler. Bununla birlikte D vitamininin en önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. İnsan vücudundaki D vitamininin yaklaşık yüzde 95’i, güneş ışığının cilt üzerindeki etkisiyle üretilir. Bu nedenle çocukların uygun saatlerde ve kontrollü şekilde güneşten yararlanmaları, günlük D vitamini ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli oranda katkı sağlar. Bu nedenle çocukların günde ortalama 20 ila 30 dakika güneş ışınlarına maruz kalmaları faydalı olacaktır" dedi.</p>

<p><img height="380" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-w729218-01.jpg" width="641" /></p>

<h2><strong>BELİRTİLER HAFİFE ALINMAMALI</strong></h2>

<p>D vitamini yetersizliğinin özellikle gelişim çağındaki çocuklarda bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini kaydeden Özbek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Saçlı deride pullanma, yaraların geç iyileşmesi, diş çürükleri, aşırı terleme, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Ayrıca çocukların enfeksiyonlara daha yatkın hale gelmesi ve sık sık ishal gibi sağlık problemleri yaşaması da D vitamini eksikliği ile ilişkili olabilir. Uzun süre devam eden ve ciddi seviyelere ulaşan D vitamini eksikliği, kemiklerin yeterince sertleşememesine yol açarak Raşitizm hastalığının gelişmesine kapı aralayabilir. Raşitizm; bacaklarda eğrilik, el ve ayak bileklerinde kalınlaşma, büyüme geriliği ve göğüs kafesinde şekil bozuklukları gibi önemli sorunlara sebep olur. Ancak bazı genetik hastalıkların da benzer bulgular oluşturabileceği unutulmamalı ve doğru tanı ve tedavi için bir uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. D vitamini eksikliğinin giderilmesinde beslenme düzeninin iyileştirilmesi önemli olsa da bazı çocuklarda vitamin takviyesi gerekebilir. Ancak bu takviyelerin mutlaka hekim önerisi ve kontrolünde kullanılması gerekir. Çünkü gereğinden fazla D vitamini alınması, vücutta kalsiyum seviyelerinin yükselmesine neden olarak yumuşak dokularda ve organlarda kalsiyum birikimine yol açabilir. Bu durum ise böbrek taşı, kalp ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Bu nedenle D vitamini tedavisinin kişiye özel planlanması ve düzenli takip edilmesi büyük önem taşır."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/cocuk-sagliginda-d-vitamini-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 21:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2939.jpg" type="image/jpeg" length="78142"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında gebelikte havuz kullanımına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bahadır Codal, gebe kadınların yaz aylarında havuz kullanımı ile ilgili dikkat etmesi gereken unsurları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinlemek isteyen anne adaylarının merak ettiği gebelikte havuz kullanımı hakkında önemli bilgiler veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bahadır Codal, sağlıklı gebeliklerde temiz havuzların güvenli olduğunu belirterek enfeksiyon ve yüksek sıcaklık risklerine karşı dikkat edilmesi gerekenleri aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SUYUN KALDIRMA KUVVETİ GEBELİK RAHATSIZLIKLARINI AZALTIYOR</strong></h2>

<p>Gebelik süreci ilerledikçe artan kilo, büyüyen karın ve değişen vücut dengesi anne adaylarında bel ağrısı, bacaklarda yorgunluk ile hareket kısıtlılığına yol açabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bahadır Codal, suyun kaldırma kuvvetinin vücut ağırlığının önemli bir kısmını destekleyerek eklemlere binen yükü azalttığını ifade etti. Havuzda yüzmenin ve su egzersizlerinin bel ile sırt ağrılarını azaltabileceğini söyleyen Codal, bu aktivitelerin bacaklardaki şişlik hissini hafiflettiğini, kan dolaşımını desteklediğini, stresi ve gerginliği azalttığını belirtti. Havuz suyunun rahim, amniyon sıvısı ve zarlar tarafından korunan bebeğe ulaşmasının mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.</p>

<h2><img alt="Hamilelikte Havuzda Yuzme Guvenli Havuz Kullanimi" class="detail-photo img-fluid" height="570" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/hamilelikte-havuzda-yuzme-guvenli-havuz-kullanimi.jpg" width="900" /></h2>

<h2><strong>RİSKLİ GEBELİK DURUMLARINDA HAVUZ KULLANIMI ÖNERİLMİYOR</strong></h2>

<p>Hekim tarafından özel bir kısıtlama getirilmediği sürece gebeliğin büyük bölümünde havuz kullanımının mümkün olduğunu dile getiren Op. Dr. Bahadır Codal, belirli risk durumlarında ise havuzdan uzak durulması gerektiği uyarısında bulundu. Düşük tehdidi olmayan, kanaması bulunmayan, erken doğum riski taşımayan, suyu gelmemiş ve istirahat önerilmemiş anne adaylarının güvenle havuza girebileceğini belirten Codal; kanama, erken doğum tehdidi, amniyon sıvısının gelmesi, rahim ağzında açıklık olması veya fiziksel aktivite kısıtlaması bulunan durumlarda havuza girilmemesi ve mutlaka hekime danışılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>ISLAK MAYO İLE KALINMAMALI VE AŞIRI SICAK SULARDAN KAÇINMALI</strong></h2>

<p>Hijyen şartları yetersiz olan havuzların mantar ve enfeksiyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Bahadır Codal, temizliğinden emin olunmayan havuzların tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. Havuz sonrasında ıslak mayo ile uzun süre kalınmaması, mutlaka duş alınması, kişisel havlu ve mayo kullanılması gerektiğini belirten Codal, termal su, kaplıca ve jakuziler konusunda da uyarılarda bulundu. Vücut sıcaklığını artırabilecek çok sıcak su ortamlarının gebelikte, özellikle de ilk trimesterde bazı risklerle ilişkilendirildiğini kaydeden Codal, bu nedenle aşırı sıcak sulardan kaçınılarak yüzme havuzlarının tercih edilmesi gerektiğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-gebelikte-havuz-kullanimina-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4354.jpg" type="image/jpeg" length="22966"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından çocuklarda kene ısırıklarına karşı uyarı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-cocuklarda-kene-isiriklarina-karsi-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmanindan-cocuklarda-kene-isiriklarina-karsi-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Humay Özdoğan, "Vücuda tutunduklarında genellikle ağrıya neden olmadıkları için çocuklar çoğu zaman kenenin farkına varmaz" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Humay Özdoğan, yaz aylarında artan kene temaslarına karşı aileleri uyardı. Özellikle çocukların açık alanlarda daha fazla vakit geçirdiği dönemlerde kene ısırıklarının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Özdoğan, doğru korunma yöntemleri ve erken farkındalığın ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini söyledi. Özdoğan, kenelerin özellikle çalılık alanlarda, yüksek otların arasında, kırsal bölgelerde ve piknik alanlarında bulunabileceğini aktararak, "Vücuda tutunduklarında genellikle ağrıya neden olmadıkları için çocuklar çoğu zaman kenenin farkına varmaz" uyarısında bulundu.</p>

<h3><strong>"ÇOCUKLAR EVE DÖNÜNCE MUTLAKA KONTROL EDİLMELİ"</strong></h3>

<p>Doğa gezileri sonrasında çocukların mutlaka tepeden tırnağa kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Özdoğan, "Özellikle saç dipleri, kulak arkaları, boyun bölgesi, koltuk altları, diz arkaları ve kasık bölgesi dikkatlice incelenmelidir. Keneler bu bölgelerde fark edilmeden saatlerce tutunabilir" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>"BAZI KENELER ENFEKSİYON HASTALIKLARINI BULAŞTIRABİLİR"</strong></h3>

<p>Her kene temasının ciddi bir sağlık sorunu anlamına gelmediğini aktaran Özdoğan, "Her kene hastalık taşımaz ve her kene ısırığı ciddi sonuçlara yol açmaz. Ancak bazı keneler, çeşitli enfeksiyon hastalıklarını bulaştırabilir. Ülkemizde en çok dikkat edilmesi gereken hastalıklardan biri Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'dir" dedi.<br />
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nin (KKKA) virüs taşıyan kenelerin insanları ısırması sonucu bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Özdoğan, hastalığın özellikle ilkbahar ve yaz aylarında görüldüğünü söyledi. Özdoğan, kene temasından sonraki günlerde yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, iştahsızlık, bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini ifade ederek, "İlerleyen durumlarda burun kanaması, diş eti kanaması ve cilt altında morarmalar görülebilir. Bu belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.</p>

<h3><strong>"KKKA'YA KARŞI KULLANILAN BİR AŞI BULUNMUYOR"</strong></h3>

<p>Ailelerin en sık sorduğu sorulardan birinin de Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi aşısının olup olmadığı sorusu olduğunu anlatan Özdoğan, "Günümüzde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi için yaygın kullanımda olan, ruhsatlı ve rutin olarak uygulanan bir aşı bulunmamaktadır. Türkiye'de de çocuklar ve yetişkinler için uygulanan bir KKKA aşısı yoktur. Bu nedenle korunmada en önemli yöntem kene temasını önlemek ve erken fark etmektir" dedi.</p>

<h3><strong>AÇIK RENKLİ KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİ</strong></h3>

<p>Keneden korunmada en etkili yöntemin fiziksel önlemler olduğunu belirten Uzm. Dr. Humay Özdoğan, ailelere şu önerilerde bulundu:<br />
"Doğaya çıkarken açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, çocuklara uzun kollu ve uzun paçalı giysiler giydirilmeli, pantolon paçaları çorapların içine alınmalı ve kapalı ayakkabılar tercih edilmelidir."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>DOĞAL KENE KOVUCU ÜRÜNLER TAM KORUMA SAĞLAR MI?</strong></h3>

<p>Son dönemde kullanılan doğal kene kovucu ürünlere de değinen Özdoğan, "Lavanta yağı ve çay ağacı yağı gibi uçucu yağlar içeren ürünler destekleyici olarak kullanılabilir. Ancak bu ürünler kenelere karşı tam koruma sağlamaz. Çocukları korumada en etkili yöntem uygun kıyafet seçimi ve düzenli vücut kontrolüdür. Özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda uçucu yağ kullanımı konusunda dikkatli olunmalıdır" dedi.</p>

<h3><strong>YANLIŞ UYGULAMALARDAN KAÇINILMALI</strong></h3>

<p>Çocuğun üzerinde kene görülmesi halinde paniğe kapılmamak gerektiğini belirten Özdoğan, "Kenenin üzerine kolonya, alkol, yağ veya farklı maddeler dökülmemeli, kene yakılmaya çalışılmamalı ve ezilmemelidir. En kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonra da çocuk birkaç hafta boyunca ateş, halsizlik ve grip benzeri belirtiler açısından takip edilmelidir" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-cocuklarda-kene-isiriklarina-karsi-uyari</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2866.jpg" type="image/jpeg" length="31723"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan kemik erimesi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği'nden Uzm. Dr. Esra Tutal, aşırı zayıf, hareketsiz bir yaşam tarzına sahip ve kortizon kullanmış kişilerin kemik erimesi açısından risk altında olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Halk arasında ‘kemik erimesi' olarak adlandırılan osteoporozu ‘kemiklerin zayıflayarak kırılgan hale gelmesi' şeklinde tanımlayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği'nden Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalığın kemiklerin çok ufak travmalarda bile kolayca kırılmalarına neden olabildiğini söyledi.</p>

<h3><strong>"KIRIK OLANA KADAR BELİRTİ VERMEZ"</strong></h3>

<p>Konuyla ilgili önemli bilgiler paylaşan Uzm. Dr. Esra Tutal, osteoporozun kırık gelişine kadar hastalarda hiçbir belirti vermeyebileceğini işaret etti. Kemik erimesine bağlı kırıkların en çok kalça, bel ve bilek kemiklerinde görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, "Osteoporoz hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir hastalıktır. Kemik erimesi çok ileri dönemlere kadar herhangi bir belirti vermez. İleri dönemlerde ise sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun zamanla kısalması ve duruş bozukluğu (kamburluk) meydana gelir" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"ZAYIF KİŞİLERDE KEMİK YIKIMI DAHA SIK GÖRÜLÜR"</strong></h3>

<p>İnsan vücudunda kemik yapım ve yıkımının belli bir denge içerisinde olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Esra Tutal, "20 yaşına kadar kemik yapımı ön plandadır. 30 yaşına kadar maksimum kemik kitlesi oluşur. 30 yaşından sonra ise yıkım ön plana geçer. Maksimum kemik kitlesi ne kadar iyi ise vücut yıkımdan o kadar az etkilenir. Kadınlar, yaşlılar, ailesinde kırık öyküsü olanlar ve zayıf minyon yapılı olanlarda daha sık görülür. Ayrıca romatizma tedavisinde kullanılan kortizonlu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı mide ilaçları kullanmak, romatiod artrit, kanser, lupus, multipe myleom, böbrek karaciğer hastalıkları gibi hastalıklar geçirmek, hareketsiz bir yaşama sahip olmak, sigara kullanmak, sık alkol kullanmak, besinlerle yeterince kalsiyum almamak, aşırı miktarda tiroit hormonu kullanmak, aşırı zayıf olmak, gereğinden daha az beslenmek ve zayıflama ameliyatı olmak da kemik erimesine neden olabilir. Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara hatta ölümlere yol açabilir" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>"DOĞRU BESLENMEYLE ÖNLENEBİLİR"</strong></h3>

<p>Kemik erimesinin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalıktan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Proteinden zengin beslenme kemik sağlığı için çok önemlidir. Vücut ağırlığının normal sınırlarda tutulması (aşırı zayıflık ve şişmanlıktan kaçınılması), kalsiyumdan zengin beslenmek (günlük 1000-1200 mg kadar kalsiyum besinlerle alınmalıdır) önemlidir. En iyi kalsiyum kaynakları az yağlı süt ürünleri, koyu yeşil sebzeler, balık ve soya ürünleridir. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimi için gereklidir. Bunun bir kısmını güneşten karşılasak da genellikle günlük 600-800 ünite D vitamini takviyesi gerekmektedir. Günlük düzenli yapılan egzersiz (yürüyüş gibi) kemiklerin güçlenmesini sağlar. 65 yaş üstü kadınlar, 70 yaş üstü erkekler ve risk faktörü olanlar ise daha erken yaşlardan itibaren her yıl düzenli olarak kemik taraması (kemik mineral dansitometri) yaptırıp, henüz kırık oluşmadan tanı konulabilirse hastalığın tedavisi mümkündür."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmandan-kemik-erimesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2855.jpg" type="image/jpeg" length="12578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: "Covid-19 aşıları temiz çıktı"]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yeni yayımlanan bir araştırmanın Covid-19 aşılarının kalp krizi, felç ve kalp hastalığı nedeniyle hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azalttığını ortaya koyduğunu belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. Araştırmaya göre koronavirüs aşısının, Covid-19 ile bağlantılı önemli kardiyovasküler olayların riskini yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını ifade eden Özkaya, aşının kalp sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin uzun yıllar devam ettiğinin görüldüğünü söyledi. Araştırmanın yalnızca kalp ve damar hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Özkaya, aşının daha geniş bir halk sağlığı yararı sunduğuna dikkat çekerek, "Araştırmacılar, aşının kardiyovasküler rahatsızlıkları, hastaneye yatışları ve Covid-19 ile bağlantılı olmayanlar da dahil olmak üzere tüm nedenlere bağlı ölümleri de mütevazı düzeyde azalttığını ortaya koydu" dedi. </p>

<h3><strong>"ERKEN ÖLÜMLERİN AŞIYA BAĞLI OLMADIĞINI BİLDİRMİŞTİK"</strong></h3>

<p>Pandemi sonrası dönemde özellikle genç yaşta görülen bazı ölümlerin aşılarla ilişkilendirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, "Bizim araştırmalarımızda özellikle ülkemizde görülen erken ölümlerin aşılara bağlı olmadığını, Covid-19'un oluşturduğu virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarıyla ilişkili olduğunu bildirmiştik" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"VİRÜSÜN DAMAR HASARI ETKİSİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ"</strong></h3>

<p>Özkaya, pandemi sonrası dönemde görülen bazı kalp krizi ve ani ölüm vakalarının değerlendirilmesinde virüsün uzun vadeli etkilerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak, "Aşıların özellikle ölüm oranlarını azalttığını biliyoruz. Genç yaşta kalp krizine bağlanan bazı ölümlerde ise pandemi sonrası virüs yüküne bağlı kılcal damar hasarının, ağır spor, yoğun egzersiz veya kontrolsüz yaşam tarzıyla birleşmesinin etkili olabileceğini değerlendiriyoruz" açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/profesor-acikladi-covid-19-asilari-temiz-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2851.jpg" type="image/jpeg" length="93327"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kene tutunmasında '10 gün' uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, yaz aylarının gelmesi ile vatandaşların özellikle açık alanlarda kenelere karşı dikkatli olmasını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Isınan havalarda açık alanların kene tutunması için risk oluşturduğunu söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Yaz mevsiminin gelmesiyle kırsal alanlara geçişler, tarlada, bahçede çalışmalar ve piknikler tabi ki kene tutunması için risk oluşturuyor. Hayvancılıkla uğraşlar yine kene tutunması için risk oluşturuyor. Öncelikle kenelerin yoğun görüldüğü alanlarda mümkünse alana geçmemek, gitmemek ya da Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi vakaların çok olduğu alanlarda, kenelerin çok olduğu alanlarda mümkünse uzak durmak. Ama bunu yapmak her zaman mümkün değil. Böyle alanlara geçeceğimiz zaman mümkün olduğunca açık renkli giysiler giyilmesi, pantolon paçalarının çorabın içine konması, gömleklerin yine pantolonun içine konması gibi basit önlemler çok önemli ve ilk sırada yer alıyor. Ayrıca bu seyahatten ya da piknikten ya da kırsal alandan dönüşten sonra üzerimizin özellikle bacak arkalarının, koltuk altlarının başta olmak üzere yine kulak arkası, saçlı deri gibi alanlar mutlaka tüm vücut elle taranarak bir kene tutunmasının olup olmadığı tespit edilmesi lazım. Kenede en önemli şey mümkün olan en kısa sürede keneyi çıkartmamız lazım. Bunun için erken tespit etmek, bir an önce önlem almamız için gerekli" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"10 GÜNLÜK SÜREÇ ÖNEMLİ"</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Ersoy, 10 gün içerisinde meydana gelecek semptomların çok önemli olduğunu söyleyerek, "Kene tutunması olmuşsa ne yapacağız? Hızlı çıkartmak dedim, bir an önce elimizde bir cımbız varsa ya da bazen bir bez ya da poşetle bile olabilir, deriye en yakın yerden keneyi tutup çıkarmamız lazım. Eldivensiz keneye dokunmak, keneyi patlatmak, kenenin ortasından tutup çıkarmak ya da kenenin üstüne kimyasal bir şey sürmek kesinlikle zararlı. Bunları yapmayacağız. Eğer keneyi çıkaramamışsak en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak kenenin çıkarılmasını sağlayacağız. Peki her kene enfekte mi? Her kene Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi taşımıyor. Dolayısıyla semptomlar var mı bakılır. Kurumlar, sağlık kuruluşu zaten gerekli önlemleri alır. Biz ne bileceğiz? 10 gün içerisinde ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, halsizlik, bulantı, kusma, karın ağrısı gibi semptomlara karşı kanama bulgusuna karşı uyanık olacağız. Böyle bir bulgu olduğunda derhal hekime başvurmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-kene-tutunmasinda-10-gun-uyarisi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2774.jpg" type="image/jpeg" length="41583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Skolyozda erken teşhis hayat değiştiriyor]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, skolyozda erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirterek aileleri uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Omurganın yana doğru eğrilmesinin yanı sıra kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan skolyozun özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyleyen Medicana Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hayati Aygün, erken teşhisin birçok hastada ameliyatsız tedavi şansı sunduğunu ifade etti. Skolyozun en sık görülen türünün nedeni tam olarak bilinmeyen adolesan idiyopatik skolyoz olduğunu belirten Prof. Dr. Aygün, "Skolyoz çoğu zaman ağrıya neden olmaz. Bu nedenle hastalık uzun süre fark edilmeyebilir. Omuz seviyelerinde eşitsizlik, kürek kemiklerinden birinin daha belirgin görünmesi, bel çukurlarında asimetri ve öne eğilme sırasında sırtta kabarıklık gibi belirtiler aileler tarafından dikkatle gözlemlenmelidir" dedi.</p>

<h3><strong>"ERKEN TEŞHİS TEDAVİ SEÇENEKLERİNİ ARTIRIYOR"</strong></h3>

<p>Özellikle 10-16 yaş arasındaki hızlı büyüme döneminin kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hayati Aygün, "Bu dönemde yapılan düzenli kontroller sayesinde eğrilikler erken evrede tespit edilebiliyor. Erken teşhis sayesinde korse gibi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden faydalanmak mümkün olabiliyor. Tedavide gecikildiğinde ise eğrilik ilerleyerek daha kapsamlı cerrahi girişimlere ihtiyaç duyulabiliyor" dedi.</p>

<h3><strong>HER HASTA İÇİN FARKLI TEDAVİ PLANI</strong></h3>

<p>Skolyoz tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çizerek Prof. Dr. Aygün, "Hastanın yaşı, eğriliğin derecesi, tipi, büyüme potansiyeli ve ilerleme riski tedavi kararını belirleyen en önemli unsurlardır. Aynı derecede eğriliğe sahip iki hastada bile farklı tedavi yöntemleri uygulanabilir" diye belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>KORSE TEDAVİSİ HER HASTA İÇİN UYGUN DEĞİL</strong></h3>

<p>Korse tedavisinin belirli kriterleri karşılayan hastalarda etkili sonuçlar verdiğini aktaran Prof. Dr. Aygün, "Genellikle büyümesi devam eden ve 20-40 derece arasında eğriliği bulunan çocuklarda korse tedavisini değerlendiriyoruz. Doğru hasta seçimi, kişiye özel korse tasarımı ve düzenli takip tedavinin başarısını doğrudan etkiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>İLERİ VAKALARDA CERRAHİ TEDAVİ GEREKEBİLİYOR</strong></h3>

<p>Bazı skolyoz türlerinde erken cerrahi değerlendirmenin gerekli olabileceğini aktaran Prof. Dr. Hayati Aygün, "45-50 derecenin üzerindeki ilerleyici eğrilikler, doğumsal skolyozların bazı tipleri ve nöromüsküler hastalıklara bağlı gelişen deformitelerde cerrahi tedavi gündeme gelebiliyor. Günümüzde gelişmiş cerrahi teknikler, navigasyon sistemleri ve nöromonitörizasyon uygulamaları sayesinde daha güvenli ve başarılı sonuçlar elde edebiliyoruz" dedi.</p>

<h3><strong>"BEKLEYELİM, BÜYÜYÜNCE GEÇER YAKLAŞIMI DOĞRU DEĞİL</strong></h3>

<p>Tedavi edilmeyen skolyozun zamanla ilerleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Aygün, "Eğrilik derecesi artabilir, gövde dengesizliği gelişebilir, kozmetik görünüm bozulabilir ve bazı hastalarda akciğer kapasitesi etkilenebilir. Bu nedenle ailelerin belirtileri fark ettiklerinde zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi yaptırmaları büyük önem taşıyor" dedi.<br />
Prof. Dr. Hayati Aygün, erken teşhis ve doğru zamanda uygulanan kişiye özel tedaviler sayesinde skolyozlu çocukların büyük bölümünün sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürebildiğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/skolyozda-erken-teshis-hayat-degistiriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 22:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2741.jpg" type="image/jpeg" length="68583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanseri yenen genç bisikletlinin rotasında Samsun da var]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/kanseri-yenen-genc-bisikletlinin-rotasinda-samsun-da-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/kanseri-yenen-genc-bisikletlinin-rotasinda-samsun-da-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da ilik kanserini yenmesinin ardından Berlin'den bisikletiyle yola çıkan 26 yaşındaki John Müller, Tac Mahal'e ulaşma hedefiyle sürdürdüğü kıtalararası yolculuğunun rotasında Samsun da var. Müller, yolculuğunu "kanser hastalarına umut olmak" için gerçekleştirdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya'da doktorların "yaşamaz" dediği ilik kanserini 14 seans kemoterapi ve zorlu bir tedavi süreciyle yenen 26 yaşındaki John Müller, kendisi gibi kanser hastalarına ilham olmak için Berlin'den bisikletiyle çıktığı kıtalararası yolculuğuna devam ediyor. Hedefi Hindistan’daki Tac Mahal olan Müller’in Türkiye rotasında Sakarya’nın ardından önemli duraklarından biri de Samsun olacak.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 16 At 16.35.58" class="detail-photo img-fluid" height="1071" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-16-at-163558.jpeg" width="1080" /></h2>

<h2><strong>UMUT YOLCULUĞUNA ÇIKTI</strong></h2>

<p>Kanseri atlattıktan sonra yaşam mücadelesini umut yolculuğuna dönüştüren Müller, Berlin’den başlayan ve binlerce kilometreyi kapsayan rotasında Türkiye’ye ulaştı. Sakarya’daki mola ve ziyaret eden genç sporcu, sonrasında Karadeniz hattına uzanarak Samsun'a ulaşacak. Yolculuğu boyunca farklı şehirlerde yerel halkla buluşan Müller, Samsun’da da mola vererek vatandaşlarla bir araya gelmeyi planlıyor.</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 16 At 16.35.58 (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-16-at-163558-1-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>DOKTORLAR "YAŞAMAZ" DEDİ</strong></h2>

<p>"Doktorlar yaşamamın imkansız olacağını söyledi" diyen Müller, ağır bir kanser süreci geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "5 yıl önce çok ciddi bir ilik kanseri geçirdim. 10 ay hastanede yattım, 14 kemoterapi aldım. Bana yaşama ihtimalimin çok düşük olduğu söylendi. Ben de bisikletle yola çıkarak hem kendime hem de hastalara umut vermek istedim. Tac Mahal’e kadar pedal çevirmeyi hedefliyorum."</p>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 06 16 At 16.35.59 (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-16-at-163559-1-1.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>İZLENİMLERİNİ AKTARDI</strong></h2>

<p>Türkiye’ye dair izlenimlerini de aktaran Müller, "İnsanlar çok misafirperver. Çay, yemekler ve camiler beni çok etkiledi. Ezan sesi gerçekten çok farklı ve etkileyici geldi. Birçok ülkeden geçtim ama Türkiye’nin yeri ayrı" ifadelerini kullandı. Yolculuğunun zorluklarına da değinen Müller, "Sırbistan’dan itibaren sokak köpekleriyle de mücadele etmek zorunda kaldım. Ancak her ülkede çok iyi insanlar tanıdım" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 16 At 16.35.59-1" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-16-at-163559-1.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/kanseri-yenen-genc-bisikletlinin-rotasinda-samsun-da-var</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4307.jpg" type="image/jpeg" length="31759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından yaz tatili öncesi ebeveynlere uyarı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Pedodonti Uzmanı Prof. Dr. Aylin Akbay Oba, okul döneminde çocukların ders yoğunluğu ve sınav stresi nedeniyle diş kontrollerinin çoğu zaman ertelendiğini belirterek, yaz tatilinin bu konuda önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Okulların kapanmasıyla birlikte yaz tatiline hazırlanan ailelere, çocukların ağız ve diş sağlığı konusunda önemli uyarılar yapıldı. Uzmanlar, tatil öncesi gerçekleştirilecek ağız ve diş kontrollerinin, muhtemel sorunların erken teşhis edilmesi ve tedavi sürecinin daha rahat planlanması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>'SÜT DİŞLERİ GELECEĞİN AĞIZ YAPISINI BELİRLİYOR'</strong></h3>

<p>Süt dişlerinin yalnızca geçici olmadığını belirten Prof. Dr. Oba, bu dişlerin çocuğun ağız ve çene gelişiminde kritik görev üstlendiğini söyledi. Erken kaybedilen süt dişlerinin beslenme problemlerine, ilerleyen yaşlarda ise çapraşıklık, çene darlığı ve kapanış bozukluklarına neden olabileceğini aktaran Oba, ilk diş muayenesinin, ilk süt dişi çıktıktan sonra yapılmasının önemine işaret etti.<br />
<br />
Prof. Dr. Oba, çocuklarda sağlıklı ağız yapısının korunması için çürük diş tedavileri, dolgu ve gerekli durumlarda kanal tedavileri, fissür örtücü ve flor uygulamaları, travmaya bağlı diş yaralanmalarının tedavisi, süt dişi çekimleri, yer tutucu uygulamaları ile erken ortodontik değerlendirmelerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>'YAZ TATİLİ TEDAVİ SÜRECİ İÇİN AVANTAJ SAĞLIYOR'</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Oba, yaz tatili öncesinde yapılacak kontroller sayesinde mevcut ağız ve diş sorunlarının erken dönemde tespit edilebildiğini, tedavilerin ise okul dönemine göre daha konforlu şekilde planlanabildiğini ifade ederken, özellikle şehir dışı veya yurt dışı tatillerine çıkacak ailelerin, tatil sırasında yaşanabilecek ağrı ve benzeri olumsuzlukların önüne geçmek için kontrol muayenelerini ihmal etmemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h3><strong>'SAĞLIKLI DİŞLER SAĞLIKLI GELİŞİMİ DESTEKLİYOR'</strong></h3>

<p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının yalnızca estetik açıdan değil; büyüme, beslenme, konuşma gelişimi ve özgüven açısından da önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oba, tatil döneminde değişen beslenme alışkanlıkları nedeniyle şekerli içecek ve atıştırmalık tüketimine karşı dikkatli olunması gerektiği kaydedildi.<br />
<br />
Prof. Dr. Oba, koruyucu uygulamalar ve düzenli kontroller sayesinde çürük oluşumunun büyük ölçüde önlenebileceği, yaz döneminde yapılacak uygulamaların yeni eğitim-öğretim yılına daha sağlıklı başlanmasına katkı sağlayacağını ifade etti.</p>

<h3><strong>YAZ TATİLİNDE SAĞLIKLI GÜLÜŞ İÇİN 5 ÖNEMLİ ÖNERİ</strong></h3>

<p>Prof. Dr. Oba, çocukların yaz tatilini ağız ve diş sağlığı açısından verimli geçirmesi ve yeni eğitim-öğretim dönemine sağlıklı başlaması için ailelere; diş muayenesinin karne öncesinde ya da tatilin ilk günlerinde yaptırılması, günde en az iki kez düzenli diş fırçalama alışkanlığının sürdürülmesi, yaz aylarında artış gösteren şekerli içecek ve atıştırmalık tüketiminin kontrol altında tutulması, spor ve hareketli aktivitelerde oluşabilecek diş travmalarına karşı gerekli koruyucu önlemlerin alınması ve düzenli diş hekimi kontrollerinin ihmal edilmemesi yönünde tavsiyelerde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-yaz-tatili-oncesi-ebeveynlere-uyari</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2710.jpg" type="image/jpeg" length="30421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında klima kullanımına dikkat]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yaz-sicaklarinda-klima-kullanimina-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yaz-sicaklarinda-klima-kullanimina-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, klima hastalığının (lejyoner hastalığı) yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateşle belirti verebileceğini vurgulayarak, özellikle sıcak günlerde klima kullanıma daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan ‘lejyoner hastalığı’ geliyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye (İç Hastalıkları) Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı.</p>

<h3><strong>'KOMAYA NEDEN OLABİLİYOR'</strong></h3>

<p>Lejyoner hastalığının aslında ‘legionelle pneumophilia’ adlı bir bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"EN YAYGIN KOLAYLAŞTIRICI FAKTÖR SİGARA İÇİLMESİDİR"</strong></h3>

<p>Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, şöyle devam etti: "</p>

<blockquote>
<p>Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikâyetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir."</p>
</blockquote>

<h3><strong>'GRİBAL ENFEKSİYONA BENZEYEBİLİR'</strong></h3>

<p>Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri aktardı: "Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yaz-sicaklarinda-klima-kullanimina-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2696.jpg" type="image/jpeg" length="99235"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıklı yaşam için ilk adım! Hareket yaşını öğren]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/saglikli-yasam-icin-ilk-adim-hareket-yasini-ogren</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/saglikli-yasam-icin-ilk-adim-hareket-yasini-ogren" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa!" kampanyası kapsamında, Samsun Gazi Devlet Hastanesi bahçesinde kurulan etkinlik alanında vatandaşların vücut hareket güçleri ölçülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü, toplumda fiziksel aktivite bilincini artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla başlattığı "Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa!" kampanyasını sürdürüyor. Kampanya faaliyetleri kapsamında, Samsun Gazi Devlet Hastanesi bahçesindeki poliklinik giriş alanında bilgilendirme ve ölçüm standı kuruldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="H K6Ytd2 W E A A7C9 Q" class="detail-photo img-fluid" height="3200" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/h-k6ytd2-w-e-a-a7c9-q.jpg" width="3200" /></h2>

<h2><strong>VATANDAŞLAR DAVET EDİLDİ</strong></h2>

<p>İl Sağlık Müdürlüğü’nün resmi sosyal medya kanalları üzerinden yapılan duyuruda, bireylerin vücutlarının gerçek hareket kabiliyetlerini ve kas-iskelet gücünü keşfetmeleri hedefleniyor. Sağlıklı bir yaşama adım atmak, fiziksel durumları hakkında bilgi almak ve uzman yönlendirmelerinden faydalanmak isteyen tüm vatandaşlar, Gazi Devlet Hastanesi bahçesinde devam eden etkinlik alanına davet edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/saglikli-yasam-icin-ilk-adim-hareket-yasini-ogren</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4284.jpg" type="image/jpeg" length="22348"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hekim kontrolü dışındaki yeni nesil obezite ilaçlarına dikkat!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/hekim-kontrolu-disindaki-yeni-nesil-obezite-ilaclarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/hekim-kontrolu-disindaki-yeni-nesil-obezite-ilaclarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu yeni nesil obezite ilaçlarının bütüncül bir yaklaşım olmadan reçetesiz kullanılmasının kas kaybına ve kalıcı deformasyona yol açtığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi. Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan Monjaro, Wegovy ve Ozempic gibi yeni nesil zayıflama iğnelerinin doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h3><strong>BİLİNÇSİZ OBEZİTE İLAÇLARINA DİKKAT</strong></h3>

<p>Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, "<strong>Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor</strong>" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>HIZLI KİLO VERME SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</strong></h3>

<p>Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, "<strong>Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25'i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30'lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer</strong>" diye konuştu.</p>

<h3><strong>BİRKAÇ KİLO İÇİN METABOLİK HAFIZANIZI BOZMAYIN</strong></h3>

<p>İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda şu uyarılarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan'ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir."</p>
</blockquote>

<h3><strong>YENİ NESİL ZAYIFLAMA İĞNELERİNİ KİMLER KULLANAMAZ?</strong></h3>

<p>İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, şu bilgileri paylaştı:</p>

<blockquote>
<p>"Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yolabilir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/hekim-kontrolu-disindaki-yeni-nesil-obezite-ilaclarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/gazete-arena-samsun-haber-3456.jpg" type="image/jpeg" length="26570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşlanmayı engelleyen gen terapisi insanda denendi!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yaslanmayi-engelleyen-gen-terapisi-insanda-denendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yaslanmayi-engelleyen-gen-terapisi-insanda-denendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hücreleri yeniden programlayarak yaşlanmayı engellemeyi amaçlayan "epigenetik yeniden programlama" yöntemi, laboratuvar aşamasının ardından ilk kez bir insan üzerinde test edilmeye başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugüne kadar yalnızca laboratuvar ortamında fareler ve maymunlar üzerinde test edilen hücresel yeniden programlama enjeksiyonu, ilk kez bir insan hastaya uygulandı. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı klinik testler kapsamında, "ER-100" kodlu tedavi yöntemi Boston, New York, Los Angeles ve Charleston'daki kliniklerde yaklaşık 20 hasta üzerinde denenecek. İlk enjeksiyonun yapıldığı glokom hastasının durumu, tedavinin etkinliği ve olası güvenlik riskleri açısından önümüzdeki 6 ay boyunca uzman hekimler tarafından takip edileceği bildirildi.</p>

<h2><img alt="Thumbs B C 6A35D3234358805B30Fae733F8Aa1330 0.Jpg" class="detail-photo img-fluid" height="844" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-6a35d3234358805b30fae733f8aa1330-0jpg.webp" width="1500" /></h2>

<h2><strong>SEKTÖRE YÜZ MİLYONLARCA DOLARLIK YATIRIM </strong></h2>

<p>Temelleri Japon bilim insanı Shinya Yamanaka’nın Nobel Ödülü alan "Yamanaka Faktörleri" çalışmasına dayanan hücresel yeniden programlama, yetişkin insan hücrelerinin kimliklerini kaybetmeden kısmi olarak gençleşmesini amaçladığını belirtti. Gelecekte karaciğer ve kas dokularının da optimize edilmesini hedefleyen bu vizyon, Jeff Bezos, Sam Altman gibi isimlerin yanı sıra küresel ilaç devlerinin de yatırımlarıyla destekleniyor. Son olarak ilaç firması Eli Lilly, bu alanda çalışan New Limit adlı girişimin 435 milyon dolarlık fonlama turuna katılım gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Thumbs B C 815999C7756D7C2646873D17040D1585" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-815999c7756d7c2646873d17040d1585.jpg" width="864" /></h2>

<h2><strong>TÜMOR RİSKİNE KARŞI DÜĞME GELİŞTİRİLDİ</strong></h2>

<p>Hayvan deneylerinde bazı Yamanaka faktörlerinin kontrolsüz hücre bölünmesine ve kanserli tümörlere yol açtığının tespit edilmesi üzerine araştırmacılar iki önemli güvenlik önlemi aldı. Riskli olan dördüncü faktör tedaviden çıkarılarak süreç üç faktörle sınırlandırıldı. Ayrıca enjekte edilen gen terapisinin aktif kalabilmesi için hastaların her gün "doksisiklin" adlı antibiyotik hapını kullanması şart koşuldu. Herhangi bir yan etki durumunda hastanın hapı bırakmasıyla hücresel yeniden programlama süreci vücutta durdurulabiliyor. Uzmanlar, göz yapısının izole olması sebebiyle riskin az olduğunu ancak ilacın tamamen pazara sunulmasının en az 10 yıllık bir süreç alabileceğini belirtiyor.</p>

<p><img alt="Thumbs B C 85332D7E1735956Cb9834584E70Ce576" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/thumbs-b-c-85332d7e1735956cb9834584e70ce576.jpg" width="864" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>GZT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yaslanmayi-engelleyen-gen-terapisi-insanda-denendi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4277.jpg" type="image/jpeg" length="34695"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Havuz ve deniz keyfiniz kabusa dönüşmesin]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/dikkat-havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/dikkat-havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortak kullanılan havuzlarda insan sağlığını korumak için birçok detaya dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, yazın sık görülen kulak ve burun boğaz hastalıklarına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sıcaklar etkisini sürdürürken havuzların da vatandaşların serinleme alternatifleri arasında yer aldığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüsamettin Olgun, hastaların özellikle şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı, baş dönmesi gibi şikâyetlerle doktora müracaat ettiğini söyledi. Yaz aylarında havuz ve denizlerden bulaşan mikropların kulak-burun hastalıklarında artışa sebep olduğunu ifade eden Olgun, "Özellikle kulak zarında delik olan hastaların bu duruma daha dikkat etmesi gerekir. Mikroplu su, kulak zarında delik olan hastalarda direkt olarak orta kulağa, iç kulağa, kulak sinirine ve beyne ulaşabilir. Bu durum, kalıcı sağırlıkla sonuçlanabilir' diye konuştu.</p>

<p><img height="1355" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-w725344-01.jpg" width="1600" /></p>

<h3><strong>EN ÇOK GELEN ŞİKAYETLER DENİZ VE HAVUZ KAYNAKLI</strong></h3>

<p>Op. Dr. Hüsamettin Olgun, yazın kulak burun boğaz doktorlarına en çok gelen şikâyetlerin deniz ve havuz kaynaklı dış kulak yolu iltihapları olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Dış kulak yolunda biriken bakteriler ve mantarlar, kulakta şiddetli ağrılara, akıntılara ve kulak kepçesinde hassasiyetlere sebep oluyor. Hastalar, şiddetli kulak ağrısı, kulakta şişlik ve akıntı, kulak çınlaması, işitme kaybı ve baş dönmesi gibi şikâyetlerle bizlere müracaat etmektedir. İltihaplı durumun ilerlemesi halinde kulak zarını delerek orta ve iç kulağa, hatta beyne ulaşıp, menenjit ve ansefalite yol açabilir. Özellikle daha önceden kulak zarında delik olan hastalar için bu durum daha da önemlidir."</p>
</blockquote>

<p>Yaz döneminde orta kulak basınç travması, alerjik rinit, sinüzitler ve hijyenik olmayan gıda tüketimine bağlı boğaz ve yemek borusu, mide ve bağırsak enfeksiyonlarının da arttığını söyleyen Olgun, "Temiz olduğundan emin olmadığımız yerlerde havuz ve denize girmemeliyiz. Klorla dezenfekte edilen havuzu kullanmamalıyız. Hijyenik olmayan gıdaları tüketmemeliyiz. Aşırı güneşte fazla kalmamalıyız. Dengeli beslenmeli ve bol sıvı tüketmeliyiz. Spor yapmalı ve uykumuza dikkat etmeliyiz. Kulaklarımızı gelişigüzel cisimlerle karıştırmamalıyız. Dış kulak yolu orta kulak iltihabı oluştuğunda acilen bir kulak burun ve boğaz hastalıkları uzmanına başvurulmalı" diye uyardı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/dikkat-havuz-ve-deniz-keyfiniz-kabusa-donusmesin</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 23:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2612.jpg" type="image/jpeg" length="99614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsunlu Şevket Öztürk 98 kez kan bağışında bulundu]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/samsunlu-sevket-ozturk-98-kez-kan-bagislayip-rekor-kirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/samsunlu-sevket-ozturk-98-kez-kan-bagislayip-rekor-kirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'un Vezirköprü ilçesinde yaşayan 44 yaşındaki çiftçi Şevket Öztürk, 12 yıl içinde 36 kez tam kan ve 62 kez trombosit olmak üzere toplam 98 defa bağışta bulunarak örnek bir dayanışmaya imza attı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'un Vezirköprü ilçesinde hayatını sürdüren evli ve 3 çocuk babası çiftçi Şevket Öztürk, sigarayı bırakmasının ardından ilk kez 2014 yılında kan bağışında bulundu. O tarihten itibaren düzenli bağış yapmayı alışkanlık haline getiren 44 yaşındaki Öztürk, bugüne kadar 36 kez kan ve kandaki pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin özel cihazla ayrıştırılmasıyla yapılan trombosit bağışını ise 62 kez gerçekleştirdi. Toplamda 98 üniteye ulaşan Öztürk, uygun kan değerleri sayesinde trombosit bağışlarını çift ünite olarak verebiliyor ve ayda iki kez kan merkezini ziyaret ederek toplamda 4 ünite trombosit desteği sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"HAYAT KURTARMAK İÇİN 130 KİLOMETRE YOL GELİYORUM"</strong></h2>

<p>Bağışladığı kanların doğum yapan annelerin, ameliyattaki hastaların ya da yaralanan güvenlik güçlerinin yaşam mücadelesine katkı sunduğunu ifade eden Şevket Öztürk, Türk Kızılay yetkilileri kendisiyle iletişime geçtiğinde Vezirköprü'den Samsun merkezine seve seve geldiğini belirtti. Ayda en az iki kez 130 kilometrelik yolu bağış için katettiğini dile getiren Öztürk, "2024 yılında 24 ünite trombosit, 4 ünite tam kan olmak üzere 28 ünite bağış yaptım. Geçen yıl geçirdiğim bir rahatsızlık nedeniyle kan veremedim. Bu yıl 12 Haziran itibarıyla ise 28 ünite trombosit bağışına ulaştım. İnşallah yıl sonuna kadar 48 ünite trombosit bağışı yaparak kendi bağış rekorumu geçmeyi hedefliyorum" dedi.</p>

<h2><img alt="A A 20260614 41668778 41668777 K A N B A G I S I Y L A H E M H A Y A T K U R T A R D I H E M D E S A G L I G I N I K O R U D U" class="detail-photo img-fluid" height="2976" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-a-20260614-41668778-41668777-k-a-n-b-a-g-i-s-i-y-l-a-h-e-m-h-a-y-a-t-k-u-r-t-a-r-d-i-h-e-m-d-e-s-a-g-l-i-g-i-n-i-k-o-r-u-d-u.jpg" width="4464" /></h2>

<h2><strong>KAN BAĞIŞI SAYESİNDE MİDE KANAMASI FARK EDİLDİ</strong></h2>

<p>Düzenli kan vermenin kendi sağlığını korumasında da büyük rol oynadığını aktaran Şevket Öztürk, ilk bağış dönemlerinde başından geçen hayati bir tecrübeyi paylaştı. Vezirköprü'ye gelen gezici ekiplere yaptığı üçüncü bağışın ardından kan değerlerinin düşük tespit edildiğini belirten Öztürk, "Doktor bey bir ay sonra tekrar denememi söyledi. Bir ay sonra gittiğimde değerler bayağı düşmüştü. Dahiliyeye muayene olmam istendi ve yapılan tetkiklerde mide kanaması geçirdiğim ortaya çıktı. Sağlık durumumu kan bağışlarıyla takip edebiliyorum. Kan bağışı sayesinde bu ciddi sağlık sorunumu fark etmiş ve tedaviyle sağlığıma kavuşmuş oldum" diyerek vatandaşları korkularını yenip bağış yapmaya davet etti.</p>

<h2><img alt="A A 20260614 41668778 41668776 K A N B A G I S I Y L A H E M H A Y A T K U R T A R D I H E M D E S A G L I G I N I K O R U D U" class="detail-photo img-fluid" height="2976" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-a-20260614-41668778-41668776-k-a-n-b-a-g-i-s-i-y-l-a-h-e-m-h-a-y-a-t-k-u-r-t-a-r-d-i-h-e-m-d-e-s-a-g-l-i-g-i-n-i-k-o-r-u-d-u.jpg" width="4464" /></h2>

<h2><strong>TÜRK KIZILAYDAN ÖRNEK BAĞIŞÇIYA TEŞEKKÜR</strong></h2>

<p>Türk Kızılayın İlkadım ilçesindeki kan merkezinde görev yapan Dr. Mehmet Çelik, Şevket Öztürk'ün 98'inci bağışı vesilesiyle kendisine teşekkür ederek çeşitli hediyeler takdim etti. Öztürk'ün Vezirköprü'de yaşamasına rağmen her ihtiyaç duyulduğunda iletişim kurar kurmaz merkeze geldiğini vurgulayan Dr. Çelik, kan bağışında ilk adımın kıymetli olduğunu ancak bunun düzenli hale getirilmesinin hastaların tedavisi açısından çok daha büyük bir önem taşıdığını ifade ederek Öztürk'ün bu davranışıyla topluma örnek teşkil ettiğini kaydetti.</p>

<p><img alt="A A 20260614 41668778 41668775 K A N B A G I S I Y L A H E M H A Y A T K U R T A R D I H E M D E S A G L I G I N I K O R U D U" class="detail-photo img-fluid" height="2976" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-a-20260614-41668778-41668775-k-a-n-b-a-g-i-s-i-y-l-a-h-e-m-h-a-y-a-t-k-u-r-t-a-r-d-i-h-e-m-d-e-s-a-g-l-i-g-i-n-i-k-o-r-u-d-u.jpg" width="4464" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/samsunlu-sevket-ozturk-98-kez-kan-bagislayip-rekor-kirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/samsun-haber-4227.jpg" type="image/jpeg" length="66124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz gençleştirme ameliyatları ile 30 yıl gençleşmek mümkün]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, artan yaşam süresiyle birlikte yüz gençleştirme operasyonlarına ilginin yükseldiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, günümüzde en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin yüz gençleştirme ameliyatları olduğunu söyledi. İnsan ömrünün uzamasıyla birlikte yaşlanmanın etkilerinin daha görünür hale geldiğini ifade eden Akbaş, birçok kişinin kendisini daha genç ve dinamik hissetmek amacıyla cerrahi müdahalelere yöneldiğini belirtti. Yaşlılığın en belirgin şekilde yüzde görüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Akbaş, "Zaman içerisinde kaslar gevşiyor, göz kapakları düşüyor, göz altı torbaları oluşuyor. Yerçekiminin etkisiyle yanaklar aşağı doğru sarkıyor, boyun bölgesinde kırışıklıklar ve katlanmalar meydana geliyor. Bu değişiklikler kadın ya da erkek fark etmeksizin insanların moralini ve motivasyonunu olumsuz etkileyebiliyor" diye konuştu.</p>

<h3><strong>"10 İLA 30 YIL GENÇLEŞME SAĞLAYAN SONUÇLAR ELDE EDİLEBİLİYOR"</strong></h3>

<p>Plastik cerrahinin ulaştığı teknolojik ve bilimsel seviyenin yüz gençleştirme alanında başarılı sonuçlar ortaya koyduğunu vurgulayan Akbaş, "Bazen kişileri 10, 20 hatta 30 yıl geriye götürebilecek sonuçlar alınabiliyor. Bu da insanların daha genç, daha enerjik, daha güzel ya da daha yakışıklı görünmelerini sağlayabiliyor. Evlilik hayatında, iş yaşamında ve sosyal çevrede kişinin motivasyonuna olumlu katkılar sunabiliyor" şeklinde konuştu.</p>

<h3><strong>"YAŞLANMA İZLERİYLE GURUR DUYANLARIN AMELİYATA İHTİYACI YOK"</strong></h3>

<p>Yüz gençleştirme ameliyatlarının herkes için gerekli olmadığının altını çizen Prof. Dr. Akbaş, bazı kişilerin yaşlanma belirtilerini hayat tecrübelerinin ve anılarının bir parçası olarak gördüğünü belirtti. Akbaş, "Bazen öyle insanlarla karşılaşıyorum ki, ‘Hocam, yüzümdeki yaşlanma izleri benim yaşadığım hayatın bir parçası. Bunlarla gurur duyuyorum’ diyorlar. Eğer bir kişi bunu içtenlikle söyleyebiliyorsa buna saygı duymak gerekir ve ameliyat olmasına gerek yoktur" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>"İŞ HAYATINDAKİ REKABET ESTETİK TALEPLERİNİ ARTIRIYOR"</strong></h3>

<p>Özellikle iş yaşamında genç kuşaklarla birlikte çalışan bazı kişilerin görünüm nedeniyle dezavantaj yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten Akbaş, "Yurt dışından gelen bazı hastalarım, genç çalışanlarla rekabet etmek zorunda kaldıklarını ve yaşlı görünmelerinin işlerini kaybetmelerine neden olabileceğinden endişe duyduklarını ifade ediyor. Kendilerini enerjik hissettikleri halde yüzlerindeki yaşlanma belirtileri nedeniyle estetik operasyon talep edebiliyorlar" açıklamasında bulundu.</p>

<h3><strong>"ÖNEMLİ OLAN KİŞİNİN KENDİNİ NASIL HİSSETTİĞİ"</strong></h3>

<p>Geç yaşta evlilik ve ebeveynlik gibi sosyal değişimlerin de estetik operasyonlara ilgiyi artırdığını kaydeden Akbaş, bazı anne ve babaların çocuklarının okul ortamında yaşadıkları olumsuz deneyimlerden etkilenerek daha genç görünme isteği duyabildiklerini söyledi. Akbaş şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Bir insan kendini seviyorsa, görünümünden memnunsa ve yaşlanma belirtileri onda özgüven eksikliği oluşturmuyorsa ameliyata ihtiyacı yoktur. Burada önemli olan kişinin kendi ihtiyaçlarını ve beklentilerini doğru değerlendirmesidir. Herkes için geçerli tek bir doğru yoktur; önemli olan kişinin kendini nasıl hissettiğidir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yuz-genclestirme-ameliyatlari-ile-30-yil-genclesmek-mumkun</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2-105.jpg" type="image/jpeg" length="23614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gürcistan’da 7 metreden düşen Turmanidze Samsun’da iyileşti]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/gurcistanda-7-metreden-dusen-turmanidze-samsunda-iyilesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/gurcistanda-7-metreden-dusen-turmanidze-samsunda-iyilesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gürcistan'da inşaatın 7 metre yüksekliğinden düşerek komaya giren Malkhaz Turmanidze tedavi için getirildiği Samsun'da aylar süren yoğun bakım sürecinin ardından yürüyerek taburcu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gürcistan’da inşaattan 7 metre yükseklikten düşerek ağır yaralanan ve komaya giren 56 yaşındaki Malkhaz Turmanidze, tedavi için getirildiği Samsun’da yeniden hayata tutundu. Kafa tabanında çok sayıda kırık ve beyin hasarı bulunan hasta, aylar süren tedavinin ardından hastaneden yürüyerek çıktı. Yüksekten düşme sonucu ağır kafa travması geçiren Turmanidze, ilk olarak Gürcistan’da yoğun bakımda tedavi altına alındı. Genel durumu kritik olan ve komaya giren hastayı yakınları daha sonra ileri tedavi için Samsun'a getirdi. Burada Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Kuruoğlu ve ekibi tarafından tedavi edilen Turmanidze, aylar süren zorlu sürecin ardından sağlığına kavuşarak yürümeye başladı. Yaşadıklarını anlatan Malkhaz Turmanidze, "Nasıl buralara geldim, şoktayım. Hiç beklemediğim anda iyileştim. Oradan buraya geldim, hâlâ şoktayım. Herkesten çok memnunum" dedi.<img height="853" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-w724730-04.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>Prof Dr Enis Kuruoğlu Bize Ulaştığında Durumu Çok Ağırdı</strong></h3>

<p>Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Enis Kuruoğlu, Turmanidze’nin kendilerine ulaştığında hayati tehlikesinin bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Kuruoğlu şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Gürcistan’da yüksekten düşme nedeniyle yoğun bakıma kaldırılmış. Genel durumu çok kötüydü. Entübe edilmişti ve kendi solunumu yoktu. Çok sıkıntılı bir pozisyonda bize ulaştılar. Biz de burada yoğun bakıma aldık. Uzun süre entübe kaldı. Bilinci kapalıydı. Genel durumu kötüydü. Kafa tabanında birçok kırığı vardı. Burnundan ve ağzından sürekli beyin omurilik sıvısı geliyordu. Yüzünde ve çenesinde birçok kırık bulunuyordu. Beyninde birçok noktada zedelenmiş dokular vardı"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</blockquote>

<h3><img height="853" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-w724730-05.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>Samsun’da Malkhaz Turmanidze’ye Uygulanan Tedavi</strong></h3>

<p>Uygulanan tedavilerle hastanın durumunun kademeli olarak düzeldiğini belirten Prof. Dr. Enis Kuruoğlu, tedavi yöntemlerini şu sözlerle aktardı:</p>

<blockquote>
<p>"Ödemi azalttık, nöbet geçirmesini önledik. Solunumu rahatladı ve kendi kendine nefes almaya başladı. Belinden yaptığımız bir işlemle omurilik sıvısını boşalttık. Şu anda iyi bir pozisyona geldi. Yürümeye başladı. Biz de mutlu olduk, kendisi de mutlu oldu"</p>
</blockquote>

<p>Gürcistan’da komada yaşam mücadelesi veren Malkhaz Turmanidze’nin, Samsun’daki tedavisinin ardından yürüyerek hastaneden ayrılması hem ailesine hem de sağlık ekibine büyük mutluluk yaşattı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/gurcistanda-7-metreden-dusen-turmanidze-samsunda-iyilesti</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/gazete-arena-samsun-haber-3414.jpg" type="image/jpeg" length="82463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Depresyonda doğru iletişim hayati önem taşıyor!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, Depresyon teşhisi konan kişilere iyi niyetle söylenen bazı sözlerin, depresyondaki kişinin yükünü daha da artırabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Depresyonun yalnızca moral bozukluğu ya da geçici bir mutsuzluk hali değil; kişinin duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyen ciddi bir ruh sağlığı sorunu olduğunu ifade eden VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nden Uzm. Dr. Cengiz Çelik, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.</p>

<h3><strong>"KARAKTER ZAYIGLIĞI OLARAK DĞERLENDİRİLMEMELİ"</strong></h3>

<p>Toplumda sık görülen bu rahatsızlıkla mücadele eden bireylerin çevrelerinden destek beklerken bazen iyi niyetle söylenen sözler nedeniyle kendilerini daha da yalnız, suçlu ve yetersiz hissedebileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Cengiz Çelik, depresyonun irade eksikliği ya da karakter zayıflığı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, "Depresyon yaşayan kişilere 'kafana takma', 'biraz pozitif düşün', 'herkesin problemi var' ya da 'güçlü ol' gibi ifadeler çoğu zaman yardımcı olmaz. Aksine kişinin yaşadığı duyguların küçümsendiği hissini oluşturabilir" dedi.</p>

<h3><strong>"EMPATİ VE ANLAYIŞ İYİLEŞME SÜRECİNİ DESTEKLİYOR"</strong></h3>

<p>Depresyonla mücadele eden bireylerin öncelikle anlaşılmaya ve yargılanmadan dinlenmeye ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Çelik, yakın çevrenin kullandığı dilin büyük önem taşıdığını ifade etti. "Zorlandığını görüyorum", "Seni dinlemeye hazırım", "Bunu tek başına taşımak zorunda değilsin" ve "Nasıl yardımcı olabilirim" gibi ifadelerin kişinin kendisini daha güvende ve desteklenmiş hissetmesine katkı sağlayabileceğini belirten Uzm. Dr. Çelik, depresyonda iyileşme sürecinin zaman alabileceğini ve bunun normal olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"DEPRESYON GERÇEK BİR SAĞLIK SORUNUDUR"</strong></h3>

<p>Depresyonun kişinin iş, aile ve sosyal hayatını etkileyebilen ciddi bir hastalık olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cengiz Çelik, gerekli durumlarda profesyonel destek alınmasının önemini vurguladı. Uzm. Dr. Çelik, "Depresyonlu birine 'neden ayağa kalkmıyorsun' demek, kırık bacağı olan birine 'neden koşmuyorsun' demeye benzer. Yaşanan sıkıntıyı küçümsemek yerine anlamaya çalışmak, kişinin iyileşme yolculuğunda çok değerli bir destek olabilir" ifadelerini kullandı.<br />
Toplumda ruh sağlığı farkındalığının artırılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Cengiz Çelik, depresyon yaşayan bireylerin yargılanmak yerine desteklenmesinin hem tedavi sürecine hem de yaşam kalitelerine olumlu katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/depresyonda-dogru-iletisim-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-2532.jpg" type="image/jpeg" length="47053"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı El Nino sıcakları için risk altında olanları açıkladı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmani-el-nino-sicaklari-icin-risk-altinda-olanlari-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmani-el-nino-sicaklari-icin-risk-altinda-olanlari-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, El Nino etkisiyle bu yaz sıcaklıkların rekor seviyelere ulaşabileceğini belirterek özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Küresel hava sistemlerini etkileyen ve Pasifik Okyanusu'ndaki yüzey sularının ısınmasıyla ortaya çıkan El Nino'nun bu yaz etkisini daha yoğun hissettirmesinin beklendiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Turgut Sezgin, meteoroloji uzmanlarının Türkiye genelinde sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkabileceği yönündeki değerlendirmelerine dikkat çekti.<br />
Aşırı sıcakların yalnızca yorgunluk hissine neden olmadığının altını çizerek Sezgin, "Bu dönemde özellikle üst ve alt solunum yolu hastalıkları tetiklenebilir. Kronik hastalarımız ve bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş çocuklarımız için El Nino sıcakları ciddi bir risk faktörüdür. Güneşin etkisinin en yoğun olduğu saatlerde hayati riskler yaşanabilmektedir. Günün en sıcak saatleri olan 10.00 ile 16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalıdır" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>"AÇIK RENKLİ VE PAMUKLU KIYAFETLER TERCİH EDİLMELİDİR"</strong></h3>

<p>Sıcak havalarda alınması gereken önlemlere değinen Sezgin, güneş ışınlarını yansıtan, hava geçiren açık renkli ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Sentetik kumaşlardan kaçınılmasını öneren Sezgin, dışarı çıkılması gereken durumlarda geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve güneş kremi kullanımının önem taşıdığını söyledi. Çocukların aşırı kalın giydirilmemesi ve terlemelerinin önlenmesinin de sıcak çarpmasına karşı koruyucu olduğunu kaydetti.</p>

<p><img height="1189" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/a-w723729-01.jpg" width="874" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"SUSAMAYI BEKLEMEDEN SU TÜKETİN"</strong></h3>

<p>Yaşlı bireylerde susuzluk hissinin azalabileceğine dikkat çeken Sezgin, "Yaşlılarımız susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketmelidir. Beslenmede ağır, yağlı ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durulmalı, meyve, sebze, ayran ve soğuk çorbalar gibi ferahlatıcı gıdalar tercih edilmelidir. Günün en sıcak saatlerinde klimalı veya iyi havalandırılan serin alanlarda bulunulmalı, ılık duş alınarak vücut ısısı dengelenmelidir" dedi.<br />
Park halindeki araçların çok kısa sürede aşırı ısındığını da hatırlatan Sezgin, çocuklar ve yaşlıların hiçbir şartta araç içerisinde yalnız bırakılmaması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<h3><strong>SICAK ÇARMASINA KARŞI UYARDI</strong></h3>

<p>Sıcak çarpmasının baş dönmesi, mide bulantısı ve yoğun halsizlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Sezgin, "Bu durumda kişi hemen serin ve gölge bir alana alınmalı, üzerindeki fazla giysiler çıkarılmalı ve ılık suyla vücudu serinletilmelidir. Ardından vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması hayati önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmani-el-nino-sicaklari-icin-risk-altinda-olanlari-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/06/s-a-m-s-u-n1-recovered-408.jpg" type="image/jpeg" length="43193"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
