<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Gazete Arena | Samsun Haber</title>
    <link>https://www.gazetearena.com</link>
    <description>Samsun haber, son dakika gelişmeleri, Samsunspor, asayiş, ekonomi ve yerel gündem haberleri Gazete Arena’da. En güncel Samsun haberlerini takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.gazetearena.com/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 12:05:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Havuz ve deniz sonrası kritik uyarı! Kuru mayo kullanın]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/havuz-ve-deniz-sonrasi-kritik-uyari-kuru-mayo-kullanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/havuz-ve-deniz-sonrasi-kritik-uyari-kuru-mayo-kullanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, yaz aylarında ıslak mayoyla uzun süre kalmanın vajinal enfeksiyon riskini artırdığını belirterek, havuz veya deniz sonrası kuru mayo giyilmesini ve pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesini önerdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında en sık yapılan yanlışlardan birisinin ıslak mayoyu üzerimizde kurutmak olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, havuz ya da denizden çıkar çıkmaz değişim yapıp kuru yedek mayo kullanmak vajinal enfeksiyon sıklığını azaltacağını söyledi. Hemen her yaz döneminde sıklığı artan vajinal enfeksiyonlar, vajinal bölgede akıntı, kaşıntı, koku, yanma, cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlerle kendini gösterdiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, "Kadınlara rahatsızlık veren bu şikayetler önlenebilir. Bu yolda uzman önerilerine uymak önem taşımaktadır. Vajinal temizlik yaparken mutlaka önden arkaya doğru temizlik yapılmalıdır. Çünkü, arka bölgedeki bakteriler vajina girişinde enfeksiyon artışı açısından tehdit oluşturur. Yazın kapalı kalan genital bölgenin ıslak ve nemli olması vajinal enfeksiyonda artışa yol açmaktadır. Bu sebeple günlük iç çamaşırı değiştirilmeli, enfeksiyon durumunda ise değişim sıklığı artırılmalı, günde birkaç kez değişim uygun olmaktadır. İç çamaşırı tercihimiz hava alan pamuklu iç çamaşırı yönünde olmalı ve mümkünse ütülenmelidir. Her bireyin cilt yapısı farklı olmakla birlikte parfümlü koku içeren ürünler alerji, ciltte kuruluk, tahrişe yol açabilir. Bu da enfeksiyonu tetikleyebilir. Deterjan tercih ederken parfümlü ürünlerden kaçınmak gereklidir. Yaz aylarında genital bölgedeki tüylerden bazen hızlıca kurtulmak gerekebilir. Sık sık genital bölgeye tüyler sebebiyle uygulama yapmak şart olabilmektedir. Bu durumda kullanılan jilet maalesef ki kıl köklerinde iltihaplanmalara, apselere yol açabilmektedir. Bu nedenle ağda ve lazer epilasyon tercih etmek daha doğru bir seçenek olacaktır" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="2048" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/a-w761901-01.jpg" width="1365" /></p>

<h2><strong>"SON ZAMANLARDA GÜNLÜK PED TERCİHİ ARTMIŞ DURUMDA"</strong></h2>

<p>Son zamanlarda akıntı olacağı korkusu ile günlük ped tercihi artmış durumda fakat saatte bir olacak kadar sık değişim yapılamadığında, genital bölgede ıslaklık ve nem ortamı arttığı için vajinal enfeksiyonlarda artışa yol açtığını belirten Uyanık, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Sık değişim yapılamayacaksa günlük ped kullanımını önermemekteyiz. Yaz aylarında en sık yapılan yanlışlardan biridir ıslak mayoyu üzerimizde kurutmak. Havuz ya da denizden çıkar çıkmaz değişim yapıp kuru yedek mayo kullanmak vajinal enfeksiyon sıklığını azaltacaktır. Pamuklu giysiler hava alması daha rahat olduğu için tercih edilmeli ve dar giysilerden kaçınmalıyız. Genital bölge temizliğinde vajinal ph dengesini bozmamak adına vajinal duştan kaçınmalıyız. Ph dengesi uygun vajinal dezenfektanlar kullanılabilir. Adet döneminde kullanılan ped değişim sayısı arttırılmalıdır. İlişki sırasında kondom kullanımı da her iki bireyi enfeksiyonlardan korumak için tercih edilmelidir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/havuz-ve-deniz-sonrasi-kritik-uyari-kuru-mayo-kullanin</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/08/gazete-arena-844.jpg" type="image/jpeg" length="96700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğnelerinden bağımlılık tedavisinde yeni umut]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/zayiflama-ignelerinden-bagimlilik-tedavisinde-yeni-umut</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/zayiflama-ignelerinden-bagimlilik-tedavisinde-yeni-umut" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 grubu zayıflama iğnelerinin iştahı baskılamanın yanı sıra alkol, sigara ve opioid bağımlılığında da olumlu sonuçlar verdiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite ve tip 2 diyabet mücadelesinde sıklıkla başvurulan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğneleri, bilim dünyasında yeni bir boyut kazandı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu medikal ürünlerin sadece kilo kontrolü sağlamakla kalmayıp insan beynindeki ödül mekanizmasına müdahale ederek pek çok bağımlılık türünde arzuyu azaltabileceğine yönelik bilimsel verilere ulaşıldığını açıkladı.</p>

<h3><strong>İNCE BAĞIRSAK HORMONUNU TAKLİT EDİYOR</strong></h3>

<p>Kullanımı küresel çapta ve Türkiye'de hızla yaygınlaşan bu maddelerin çalışma prensibini aktaran Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 grubundaki ilaçların ince bağırsaktan salgılanan doğal bir hormonu taklit ettiğini belirterek, "Bu ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artırıyor, insülin salınımını destekliyor ve iştahı baskılıyor. Bu sayede tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Son yıllarda kullanım oranları hem dünyada hem de ülkemizde hızla arttı" dedi.</p>

<h3><strong>BEYİNDEKİ ÖDÜL SİSTEMİNE MÜHADALE </strong></h3>

<p>Ajanların zihinsel süreçler üzerindeki fonksiyonuna değinen Özkaya, "GLP-1 agonistleri yalnızca mideyi değil, beynin motivasyon, haz ve ödül merkezlerini de etkiliyor. Özellikle dopamin salınımını düzenleyerek kişinin sürekli yemek yeme isteğini, halk arasında ‘yiyecek gürültüsü' olarak ifade edilen yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor. Bu ilaçları kullanan birçok kişi sürekli yemek düşüncesinin azaldığını, özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelik yoğun isteğin belirgin şekilde gerilediğini ifade ediyor. Ancak ilaç bırakıldığında bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor. Buna rağmen sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığını sürdüren kişilerde olumlu etkinin devam edebildiği de görülüyor" şeklinde konuştu.</p>

<h3><img height="853" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/a-w759808-02.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>FARKLI BAĞIMLILIK TÜRLERİNDE UMUT</strong></h3>

<p>Söz konusu etken maddelerin gıda dışındaki maddelerle ilişkisini detaylandıran Prof. Dr. Özkaya, "İlk bilimsel çalışmalar bu ilaçların sigara, alkol ve opioid bağımlılığı üzerinde de umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Opioid kullanım bozukluğu bulunan hastalarda yapılan küçük ölçekli çalışmalarda ilacı kullanan bireylerin maddeye duyduğu isteğin birkaç hafta içinde önemli ölçüde azaldığı bildirildi. Ayrıca bazı araştırmalarda opioid doz aşımı ve alkol zehirlenmesi oranlarının da daha düşük olduğu görüldü. Bu sonuçlar oldukça umut verici olsa da bağımlılık tedavisinde rutin kullanım için henüz yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca her hastanın bu ilaçlara verdiği yanıt farklı olabiliyor. Bazı kişiler belirgin fayda görürken bazı hastalarda aynı etki ortaya çıkmayabiliyor" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>YAN ETKİLERİ VE İLERLEYEN SÜREÇ</strong></h3>

<p>Tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek medikal risklere işaret eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"GLP-1 agonistleri kullanılırken baş ağrısı, mide bulantısı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş dönmesi ve kalp atım hızında artış gibi yan etkiler görülebiliyor. Daha nadir olarak pankreatit ve tiroid hastalıkları gibi ciddi tablolar da gelişebiliyor. Bağımlılık tedavisinde kullanılmaları halinde farklı yan etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise yapılacak yeni çalışmalarla netleşecektir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/zayiflama-ignelerinden-bagimlilik-tedavisinde-yeni-umut</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/08/gazete-arena-samsun-haber-4248.jpg" type="image/jpeg" length="76880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından sıcak havalarda gıda zehirlenmesi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-sicak-havalarda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmanindan-sicak-havalarda-gida-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OMÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, sıcak havalarda katlanan gıda zehirlenmesi riskine karşı soğuk zincirin ve hijyen standartlarının korunması gerektiğini belirtti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte gıda kaynaklı zehirlenme vakalarında artış yaşanırken, gıda güvenliği tedbirleri yeniden gündeme geldi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, mikroorganizmaların sıcak ortamlarda süratle çoğaldığına dikkat çekerek, imalattan tüketime uzanan tüm evrelerde soğuk zincirin korunmasının hayati taşıdığını vurguladı.</p>

<h3><strong>MİKROORGANİZMALAR 5 İLA 50 DERECE ARASINDA BÜYÜYOR</strong></h3>

<p>Bakteri ve zararlı organizmaların çoğalma koşullarına değinen Doç. Dr. Mustafa Mortaş, "Yaz aylarında gıda zehirlenmelerinin artması olarak özetleyebiliriz. Bundaki temel neden, mikroorganizmaların üremesi için gerekli olan sıcaklığın 5 ile 50 derece arasında olmasıdır. Mikroorganizmaların bu sıcaklık aralığında hızla ürediğini görüyoruz. Yaklaşık yarım saat içerisinde kendi sayısını iki katına çıkardığını görüyoruz. Sadece sayı olarak değil, ürettiği toksinler açısından da riskli konuma geçiyor. Bundaki temel neden, üretim haricindeki sevkiyatta veya tüketicilerin gıdayı aldıktan sonra soğuk zinciri kırmalarından meydana geliyor. Et ve et ürünleri, genellikle döner, kıyma, köfte gibi ürünler, süt ve süt ürünleri, tatlılar, deniz ürünleri, yumurta ürünleri, yumurtanın katıldığı mayonez soslar, pastalar, pişmiş makarna ürünleri ve soğuk sandviç ürünleri en fazla riskli gıdalar olarak değerlendirebiliriz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>ÜRETİM AŞAMASINDAN SOFRAYA HİJYEN ZİNCİRİ</strong></h3>

<p>Risklerin azaltılması adına hem işletmelere hem de tüketicilere düşen sorumlulukları hatırlatan Mortaş, "Personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerekiyor. Üretimde gıda güvenliğini göz ardı etmeden üretim gerekliliklerine uyması gerekiyor. Onun haricinde kullandıkları çiğ gıdaya değdikleri herhangi bir işleme materyalini gıdaya değdirmemeleri gerekiyor. Soğuk zinciri kırmaması gerekiyor. Sevkiyat sırasında soğuk zincirin kırılmaması gerekiyor. Onun haricinde tüketicilerin aldıkları gıdayı evlerine götürürken soğuk zinciri yine kırmaması gerekiyor. Bu gibi önlemler alındığında bu zehirlenmelerin önüne geçilebilir" diye konuştu.</p>

<h3></h3>

<h3><strong>BEKLEMİŞ GIDALAR VE AÇIK BÜFE ÜRÜNLER</strong></h3>

<p>Yaz mevsiminde yaşanan zehirlenmelerin ciddi klinik sonuçlar doğurabileceği hususunda uyarıda bulunan Mortaş, "Ayrıca yaz aylarında insanlar bir veya birden fazla gıda zehirlenmesi geçirebiliyor. Bunlar kendisini ishal, kusma şeklinde gösterebiliyor. Hatta ölümcül vakalara kadar gidebiliyor. Bu yüzden toplu yemek sektöründe insanların tüketim sırasında özellikle beklemiş gıdaları tüketmede, salatalarda, soğuk sandviçlerde ve açık büfe ürünlerinde dikkat etmesi gerekiyor. Hijyenine ve temizliğine güvendiği yerlerde, pişmiş gıdaların fazla beklemediği yerlerde tüketimi gerçekleştirmelerini öneriyoruz" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-sicak-havalarda-gida-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 13:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/08/gazete-arena-samsun-haber-4246.jpg" type="image/jpeg" length="17943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rahim ağzı kanseri tedavisinde yeni gelişme]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, rahim ağzı kanserinde güncel cerrahi yaklaşımların gereksiz büyük ameliyatların önüne geçtiğini belirterek, erken tanı sayesinde daha basit yöntemlerle başarılı sonuçlar elde edilebildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin Hastalığın tedavisinde güncel tıp çalışmalarına dikkat çekti. Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek; "Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor" dedi.</p>

<p><img alt="Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişme" height="1066" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1600" /></p>

<h3><strong>KİŞİYE ÖZEL VE GEREKTİĞİ KADAR MÜDAHELE</strong></h3>

<p>Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını , artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme dönemi başladığını söyleyen Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img alt="Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişme (1)-1" height="460" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme-1-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="750" /></p>

<h3><strong>KORUNMADA HPV AŞISI VE TARAMA TESTLERİ</strong></h3>

<p>Kanserden korunmanın öncelikle virüsten kaçınmakla, ardından ise düzenli kontrollerle mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, bu süreçte en önemli iki unsurun HPV aşısı ve tarama testleri olduğunu söyledi. Erdemoğlu, "Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor." dedi.</p>

<h3><strong>GEREKLİ OLMAYAN BÜYÜK AMELİYATLAR ARTIK TERCİH EDİLMİYOR</strong></h3>

<p>Geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını, güncel tıp çalışmalarının, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Erdemoğlu, üstelik bu sayede hastaların, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşadığını, hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılmasının (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabildiğini belirtti.</p>

<p><img alt="Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişme (2)-1" height="449" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme-2-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="770" /></p>

<h3><strong>DOĞURGANLIĞI KORUYAN YÖNTEMLER UYGULANABİLİYOR</strong></h3>

<p>Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığını belirten Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, uygun hastalarda doğurganlığın korunabildiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Erdemoğlu, "Tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabiliyor. Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor." diye konuştu.</p>

<p><img alt="Rahim Ağzı Kanseri Tedavisinde Yeni Gelişme (2)" height="480" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme-2.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="830" /></p>

<h3><strong>NÖBETÇİ LENF BEZİ YÖNTEMİ </strong></h3>

<p>Ameliyat tekniklerinde de önemli değişiklikler yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Erdemoğlu, geçmişte leğen kemiği içindeki tüm lenf bezlerinin çıkarıldığını, bunun ise hastalarda yaşam boyu sürebilen bacak şişliği (lenfödem) sorununa yol açabildiğini belirtti.</p>

<p>Erdemoğlu, "Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı 'nöbetçi' lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor." dedi.</p>

<p>Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini belirten Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının birlikte görev yaptığı deneyimli merkezlerde planlanması ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesinin başarı şansını önemli ölçüde artırdığını söyledi.</p>

<p>Erdemoğlu, "Doğru hastaya uygulanan doğru ameliyat, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getiriyor." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 19:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/08/rahim-agzi-kanseri-tedavisinde-yeni-gelisme-1-3.png" type="image/jpeg" length="62591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençlerde akciğer kanseri vakaları artıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü" dolayısıyla yaptığı açıklamada, genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü kapsamında yaptığı açıklamada, son yıllarda genç yaşta görülen kanser vakalarındaki artışa dikkat çekti. Özkaya, "Kanser salgını" ifadesinin bulaşıcı bir hastalığı değil, özellikle genç yaş gruplarında kanser görülme sıklığındaki artışı anlatmak için kullanıldığını ifade etti.</p>

<p><img alt="Gençlerde Akciğer Kanseri Vakaları Artıyor (1)-1" height="665" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor-1-1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="998" /></p>

<p>Çağın en önemli sağlık sorunlarından birinin kanser olduğunu belirten Prof. Dr. Özkaya, dünya genelinde her yıl milyonlarca kişinin kanser tanısı aldığını ve önemli bir bölümünün hayatını kaybettiğini söyledi. En ölümcül kanser türlerinin başında ise akciğer kanserinin geldiğini kaydeden Özkaya, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü’nün farkındalık oluşturması açısından önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="Gençlerde Akciğer Kanseri Vakaları Artıyor (2)" height="360" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor-2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="640" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>50 YAŞ ALTI VAKALARDA ARTIŞ</strong></h3>

<p>BMJ Oncology dergisinde yayımlanan ve çok sayıda kanser türünü inceleyen araştırmaya değinen Özkaya, "1990 ile 2019 yılları arasında dünya çapında 50 yaş altındaki kişilerde kanser oranları neredeyse iki katına çıktı. 2019 yılında 50 yaş altında 3,26 milyon yeni kanser vakası tespit edildi ve bir milyondan fazla kişi kanser nedeniyle hayatını kaybetti" diye konuştu. Genç yaşta başlayan kanser vakalarının önümüzdeki yıllarda da artabileceğine yönelik öngörülerin bulunduğunu belirten Özkaya, bu durumun nedenlerinin araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<p><img alt="Gençlerde Akciğer Kanseri Vakaları Artıyor 3" height="630" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor-3.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1200" /></p>

<h3><strong>SİGARA İÇMEMİŞ HASTALARDA DA KANSER GÖRÜLÜYOR</strong></h3>

<p>Türkiye’deki duruma da dikkat çeken Prof. Dr. Özkaya, "Geçen hafta 30’lu yaşlarda, hiç sigara öyküsü olmayan, ailesinde kanser öyküsü bulunmayan genç bir kadın hastamızı akciğer kanseri nedeniyle kaybettik. Maalesef şu anda o yaşlarda olup kanser tedavisi alan hastalarımız da var" şeklinde konuştu.</p>

<p>Genç yaşta ve sigara kullanmamış kişilerde ileri evre akciğer kanseri görülmesinin düşündürücü olduğunu belirten Özkaya, "Bugün anlamaya çalıştığımız nokta; sigara ve aile öyküsünden bağımsız ne var? Acaba küçük yaşlarda kullanılan kimyasal ve kanserojen madde içeren makyaj ya da süs malzemeleri etkili miydi? Bunun cevabını önümüzdeki günlerde bulacağız" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Gençlerde Akciğer Kanseri Vakaları Artıyor" height="1024" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/08/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor.png" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1536" /></p>

<h3><strong>KOZMETİK ÜRÜNLERİNE DİKKAT</strong></h3>

<p>Akciğer kanserindeki artışın sadece rakamsal bir artış olmadığını ifade eden Özkaya, genç hastalarda görülmesinin toplum olarak üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu söyledi. Türkiye’de çok genç yaşta akciğer kanseri tanısı koyduğu hastalar olduğunu belirten Prof. Dr. Özkaya: "Türkiye’nin belki de en genç akciğer kanseri tanısı koyan hekimlerinden biri olarak 15 yaşında lise 1 öğrencisine akciğer kanseri tanısı koymuş biri olarak 30’lu yaşlardaki akciğer kanserlerine hayretle bakıyorum ve ilerleyen dönemlerde bizi ne bekliyor endişeleniyorum. İnsanlarımızın masum bile görünse kullandıkları rujdan saç boyasına, sigaradan tüm kimyasal süs ve oyuncak eşyalara kadar her konuda çocuklarına dikkat etmelerini istiyoruz." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 20:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/08/genclerde-akciger-kanseri-vakalari-artiyor-1.png" type="image/jpeg" length="55130"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürekli yorgunluk hormonal hastalıkların habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli halsizlik ve enerji kaybının yalnızca yoğun yaşam temposundan kaynaklanmadığını belirten Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, haftalarca süren yorgunluğun hormonal hastalıkların ilk belirtisi olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gün içinde yeterince dinlenmesine rağmen kendini sürekli halsiz, bitkin ve enerjisiz hisseden kişilerin bu durumu yalnızca yoğun iş temposu ya da uykusuzluğa bağlamaması gerektiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, uzun süre devam eden yorgunluğun hormonal dengenin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Enerji üretiminden metabolizmaya, stres yönetiminden kan şekeri kontrolüne kadar birçok hayati fonksiyonun hormonlar tarafından düzenlendiğini belirten Geyik, hormonlardaki dengesizliklerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı.</p>

<p><img height="4431" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w757208-01.jpg" width="3375" /></p>

<h2><strong>"TİROİT HASTALIKLARI YORGUNLUĞUN EN SIK NEDENLERİNDEN BİRİ"</strong></h2>

<p>Sürekli yorgunluğun en sık nedenlerinden birinin tiroit bezinin yetersiz çalışması olduğunu kaydeden Geyik, "Hipotiroidide metabolizma yavaşlar ve kişi kendini sürekli halsiz hissedebilir. Üşüme, kilo alma, cilt kuruluğu, unutkanlık ve dikkat dağınıklığı da tabloya eşlik edebilir. Tiroit hormonlarının fazla salgılandığı hipertiroidide ise çarpıntı, uykusuzluk ve buna bağlı enerji kaybı görülebilir" dedi.<br />
İnsülin direnci ve diyabetin de enerji düşüklüğüne neden olabileceğini ifade eden Geyik, insülin hormonunun hücrelerin glikozu kullanmasını sağladığını, bu mekanizmanın bozulması halinde özellikle yemeklerden sonra uyku hali, halsizlik, tatlı isteği, sık acıkma ve odaklanma güçlüğünün ortaya çıkabileceğini söyledi.</p>

<h2><strong>KORTİZOL VE CİNSİYET HORMONLARI DA ETKİLİ</strong></h2>

<p>Böbreküstü bezlerinden salgılanan kortizol hormonunun vücudun stresle baş etmesinde önemli rol oynadığını belirten Geyik, kortizol düzeyinin düşük olmasının sabah yorgunluğu, kas güçsüzlüğü ve düşük tansiyona, uzun süreli strese bağlı dengesizliklerin ise gün boyu süren bitkinlik ve uyku sorunlarına yol açabileceğini dile getirdi. Kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerindeki değişimlerin özellikle menopoz ve polikistik over sendromu dönemlerinde kronik yorgunluğa neden olabileceğini ifade eden Geyik, erkeklerde testosteron seviyesindeki düşüşün ise enerji kaybı, kas gücünde azalma, isteksizlik ve motivasyon eksikliğiyle kendini gösterebileceğini söyledi. Hipofiz bezindeki bozuklukların da tiroit, böbreküstü bezleri ve cinsiyet hormonlarını etkileyebildiğini belirten Geyik, yetişkinlerde büyüme hormonu eksikliğinin de kas metabolizmasını olumsuz etkileyerek sürekli halsizlik hissine neden olabileceğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"HER YORGUNLUK HORMONEL DEĞİLDİR"</strong></h2>

<p>Her yorgunluğun hormonal kaynaklı olmadığını vurgulayan Geyik, vitamin ve mineral eksiklikleri, uyku bozuklukları, kronik hastalıklar ile bazı ilaçların da halsizliğe yol açabileceğini belirterek, özellikle B12 vitamini, D vitamini ve demir eksikliğinin enerji düşüklüğünün en yaygın nedenleri arasında bulunduğunu ifade etti. Yorgunluğun haftalarca sürmesi, dinlenmeyle düzelmemesi ve günlük yaşamı olumsuz etkilemesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Geyik, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Halsizliğe kilo değişikliği, çarpıntı, nefes darlığı, gece terlemesi veya sürekli uyku hali eşlik ediyorsa hormonal değerlendirme yapılması önem taşır. Gerekli görüldüğünde tiroit hormonları, kan şekeri, kortizol ve diğer hormon düzeylerini gösteren kan testleriyle altta yatan neden belirlenebilir. Hormonal hastalıkların büyük bölümü erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilmektedir. Bu nedenle uzun süre devam eden yorgunluğu yalnızca yoğun yaşam temposuna bağlamak yerine, vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/surekli-yorgunluk-hormonal-hastaliklarin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 23:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-716.jpg" type="image/jpeg" length="58097"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahverengi lekeler neden oluşuyor? Dermatolog tek tek açıkladı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/kahverengi-lekeler-neden-olusuyor-dermatolog-tek-tek-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/kahverengi-lekeler-neden-olusuyor-dermatolog-tek-tek-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, ciltte oluşan kahverengi lekelerin yalnızca güneş kaynaklı olmadığını belirterek, hormonal değişiklikler, gebelik, yaşlanma ve genetik yatkınlığın da leke oluşumunda etkili olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüz ve ellerde oluşan kahverengi lekeler çoğu zaman güneş ışınlarına bağlansa da uzmanlar, bu durumun tek nedeninin güneş olmadığını belirtiyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Hatice Parlak Subaşı, cilde rengini veren melanin pigmentinin bazı bölgelerde normalden fazla üretilmesi sonucu oluşan lekelerin farklı nedenlere bağlı gelişebileceğini ifade etti.</p>

<p>Dr. Subaşı, güneş ışınlarının yanı sıra hormonal değişiklikler, gebelik, yaşlanma, genetik yatkınlık ve bazı cilt hastalıklarının da leke oluşumunu tetiklediğini belirterek, doğru tedavi için öncelikle lekenin nedeninin tespit edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2><strong>HER LEKE AYNI DEĞİLDİR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre cilt lekeleri oluşum nedenlerine göre farklılık gösteriyor. Hormonal kaynaklı melazma, genellikle yüzde simetrik kahverengi lekeler şeklinde görülüyor. Yaşlılık lekeleri ise yıllar içinde güneş hasarına bağlı olarak özellikle yüz ve el sırtında ortaya çıkıyor. Sivilce, yanık veya yaralanmaların ardından oluşan koyu renkli izler ise postinflamatuvar hiperpigmentasyon olarak tanımlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>TEDAVİDE SABIR GEREKİYOR</strong></h2>

<p>Leke tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Dr. Hatice Parlak Subaşı, tek seansta mucizevi sonuç beklenmemesi gerektiğini söyledi. Tedavi sürecinde leke açıcı kremler, kimyasal peeling, PRP, mezoterapi ve lazer uygulamalarının hastanın durumuna göre birlikte kullanılabildiğini ifade etti.</p>

<h2><strong>GÜNEŞ KORUYUCU İHMAL EDİLMEMELİ</strong></h2>

<p>Tedavinin kalıcı olabilmesi için güneşten korunmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Subaşı, hava bulutlu ya da kış mevsimi olsa bile en az SPF 50 içeren geniş spektrumlu güneş koruyucuların düzenli kullanılmasını önerdi. Yaz aylarında şapka gibi fiziksel koruyucu önlemlerin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten uzman, yeni oluşan veya giderek koyulaşan cilt lekelerinin cilt kanseri riski açısından mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/kahverengi-lekeler-neden-olusuyor-dermatolog-tek-tek-acikladi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 21:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-708.jpg" type="image/jpeg" length="91967"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü'nde devir teslim töreni]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/ilkadim-ilce-saglik-mudurlugunde-devir-teslim-toreni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/ilkadim-ilce-saglik-mudurlugunde-devir-teslim-toreni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü görevine atanan Uzm. Dr. Elif Nur Gülen, düzenlenen devir teslim töreniyle yeni görevini Dr. Mustafa Kasapoğlu'ndan devraldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’un İlkadım ilçesinde sağlık yönetiminde üst düzey bir görev değişimi meydana geldi. Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimliği görevini sürdüren Uzm. Dr. Elif Nur Gülen, İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğü koltuğuna atandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>GÜLEN GÖREVE BAŞLADI</strong></h3>

<p>İlkadım İlçe Sağlık Müdürlüğünde düzenlenen resmi devir teslim töreninde, görevi yürütmekte olan Dr. Mustafa Kasapoğlu müdürlük makamını Uzm. Dr. Elif Nur Gülen’e teslim etti. Gerçekleştirilen merasimin ardından Uzm. Dr. Gülen, ilçedeki yeni görevine resmen başladı.<img class="" height="1061" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w758156-01.jpg" width="835" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/ilkadim-ilce-saglik-mudurlugunde-devir-teslim-toreni</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-samsun-haber-4176.jpg" type="image/jpeg" length="35705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dikkat! Bu hastalık erkeklerde de görülüyor]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tekirdağ'da 2018 yılında meme kanseri teşhisi konulan 54 yaşındaki İlyas Akman, erken teşhis ve başarılı tedaviyle sağlığına kavuştu. Genetik yatkınlık nedeniyle ikinci memesini de aldıran Akman, erkeklere düzenli kontrol ve erken teşhis çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tekirdağ'da yaşayan 54 yaşındaki İlyas Akman, 2018 yılında banyo yaptığı sırada sol göğsünde hissettiği kitleyi fark ederek vakit kaybetmeden genel cerrahi bölümüne başvurdu. Yapılan mamografi, ultrason, biyopsi ve patoloji incelemelerinin ardından meme kanseri teşhisi konuldu. Erken teşhis sayesinde kısa süre içinde ameliyat edilen Akman, operasyonun ardından 4 ay boyunca kemoterapi tedavisi gördü.</p>

<p><img alt="Dikkat! Bu Hastalık Erkeklerde De Görülüyor (2)-1" height="452" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor-2-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="678" /></p>

<h2><strong>GENETİK YATKINLIK DİĞER MEMESİNİNDE ALINMASINA SEBEP OLDU</strong></h2>

<p>Kemoterapi sürecinin tamamlanmasının ardından ailesiyle birlikte genetik test yaptıran Akman'da genetik yatkınlık tespit edildi. Bunun üzerine henüz herhangi bir sorun bulunmamasına rağmen hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla yaklaşık bir yıl sonra sağ memesini de aldırdı. Genetik test sonucunun ailesi için de önemli bir uyarı olduğunu belirten Akman'ın kız kardeşinde de aynı genetik yatkınlık tespit edildi. Yaklaşık üç yıl sonra meme kanserine yakalanan kız kardeşi de tedavisini tamamlayarak sağlığına kavuştu. Akman ise düzenli olarak altı ayda bir kontrollerini yaptırdığını ve sağlık durumunun iyi olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Dikkat! Bu Hastalık Erkeklerde De Görülüyor-1" height="720" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<h2><strong>''HASTALIĞI KABULLENMEDİM''</strong></h2>

<p>Kanser teşhisini ilk duyduğunda tedirgin olduğunu ancak mücadeleden vazgeçmediğini anlatan Akman, tedavi sürecinde doktorlarının desteğinin kendisi için büyük önem taşıdığını belirtti. Hastalığı psikolojik olarak kabullenmediğini dile getiren Akman, tedavi süresince sosyal hayatından ve işlerinden kopmadığını belirtti. Hem çiftçilik yapmayı hem de özel sektörde çalışmayı sürdürdüğünü aktaran Akman, aktif yaşamını korumasının tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını söyledi.</p>

<h2><strong>ERKEKLERE KRİTİK ÇAĞRI</strong></h2>

<p>Erkeklerde meme kanserinin nadir görülmesine rağmen ölüm oranlarının daha yüksek olabildiğine dikkat çeken Akman, bunun en önemli nedenlerinden birinin erkeklerin vücutlarındaki değişiklikleri yeterince önemsememesi olduğunu ifade etti. Banyo sırasında yapılacak kısa süreli bir kontrolün bile hayat kurtarabileceğini belirten Akman, meme uçlarında veya göğüs bölgesinde hissedilecek farklılıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kendisinin de herhangi bir ağrı ya da sızı yaşamadan sadece eline gelen kitle sayesinde hastalığı erken dönemde fark ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Dikkat! Bu Hastalık Erkeklerde De Görülüyor-2" height="450" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor-2.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="800" /></p>

<h2><strong>''GEÇ KALKMAKTAN KORKUN''</strong></h2>

<p>Erken teşhisin tedavi sürecini kolaylaştırdığını belirten Akman, erkeklere hastalığı önemsemeleri çağrısında bulundu. Geç kalındığında hastalığın lenf bezlerine yayılabildiğini ve tedavinin çok daha zor hale gelebildiğini ifade eden Akman, erken teşhis sayesinde kendi tedavisinin daha kısa ve başarılı geçtiğini belirterek tüm kanser hastalarına geçmiş olsun dileklerini iletti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 18:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/crop/1280x720/gazetearena-com/uploads/2026/07/dikkat-bu-hastalik-erkeklerde-de-goruluyor.png" type="image/jpeg" length="47969"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından rahim ve mesane sarkmalarında erken tedavi uyarısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmanindan-rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, özellikle doğum yapan ve ileri yaştaki kadınlarda sık görülen rahim ve mesane sarkmalarının ağrı, idrar kaçırma ve yaşam kalitesinde ciddi düşüşe neden olabileceğini belirterek, uygun hastalarda uygulanan kapalı asma cerrahilerinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesinde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Bülent Köstü, kadın doğum alanındaki jinekolojik cerrahilerin büyük bölümünün hastanelerinde başarıyla uygulandığını belirterek, özellikle kadınlarda sık görülen rahim ve idrar kesesi sarkmalarına yönelik yapılan asma cerrahileri hakkında bilgi verdi.</p>

<h2><strong>ORGAN SARKMALARI HANGİ DURUMLARDA GÖRÜLÜR?</strong></h2>

<p>Kadınlarda organ sarkmalarının özellikle normal doğum yapan, çok sayıda doğum yapan ve ilerleyen yaş grubundaki kadınlarda daha sık görüldüğünü aktaran Köstü, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Kadınlarda asma sarkmalar sık görülen hastalıklar. Özellikle doğum yapan kadınlarda, çok doğum yapan kadınlarda belli bir yaştan sonra görülebiliyor. Belli bir aşamayı geçtiğinde kişilere ciddi rahatsızlıklar verebiliyor. Hastanın sarkmanın olmasına bağlı ağrılar, idrar kaçırmaları, küçük ve büyük tuvaletindeki problemler görülebiliyor. Çeşitli asma cerrahileri var. Çok yapılan cerrahiler değil. Biz idrar kesesi sarkmaları için bir ölçü, rahim sarkmaları için sakroterin suspendyon veya histeropeksi, çok yapılan bir cerrahi değildir. Histeropeksi veya pubopeksi cerrahisi veya nadiren sakrospinoz ligament fiksasyonu asma cerrahileri kliniğimizde gerek olunduğu durumlarda yapmaktayız. Beraberinde idrar kaçırma şikayetleri çok sık oluyor. Bu cerrahilere idrar kaçırma, sarkmalara bağlı idrar kaçırmaları varsa yine idrar kaçırmaları için de ek cerrahi yapmak gerekiyor. Çok sıklıkla söylediğimiz konulardan bir tanesi, jinekolojik ameliyatlar ekseriyetle beraberdir. Yani kişilerde rahim alınması, idrar kaçırması ve sarkmalar. Bu üç durum ekseriyetle birlikte görülür. O yüzden rahim alınacak kişilerde bu tür komplikasyonlara karşı deneyimli olmak gerekiyor. Yani gerektiğinde eğer rahim alındıktan sonra sarkmalar olursa asma cerrahisi yapmak gerekiyor veya idrar kaçırması olduğu durumlarda idrar kaçırması cerrahisi yapmak gerekiyor. Veya en başından rahim alındığında eğer bu kişilerde sarkmalara karşı veya idrar kaçırmaya karşı bir risk görülürsek aynı cerrahide, yani rahim alınması cerrahisinde sarkması için de yine idrar kaçırması için de profilaktik cerrahi yapmak gerekiyor ki bu durum sıklıkla atlanmakta. Tabii yani eğer rahim alma ameliyatına sarkma cerrahisi veya idrar kaçırma cerrahisi eklenildiğinde ameliyatın süresi uzar ve hastanede kalış süresi uzayabilir duruma göre. Çünkü ameliyatın boyutu artıyor."</p>
</blockquote>

<h2><img height="1066" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-27-at-225726.jpeg" width="1600" /></h2>

<h2><strong>AMELİYAT KAPALI YÖNTEMLE YAPILIYOR</strong></h2>

<p>Ameliyatların kapalı yöntemle yapılabildiğini de ifade eden Dr. Köstü, "Bu cerrahiler bizim için sıkıntı yoksa iki gün yatmak genelde yeterli oluyor. Yine kapalı yapılabiliyor. Yani artık eskisi gibi değil, açık cerrahi değil. Kapalı ameliyat da yapılabildiği için bu asma ameliyatları, hastanede kalış süresi bir gün, iki gün en fazla bir sıkıntı çıkmadıktan sonra. Kapalı cerrahilerin hastaya konforu daha iyi. Yani hem ağrı konforu hem hastanede kalış süresi daha kısa hem de iyileşme daha hızlı oluyor. Bu cerrahilerin hepsi kapalı yapılabiliyor. Bir tanesi işte gerçekten çok doğum yapmak, doğum yapmalar sarkmaları artırıyor. İkincisi rahim alınması. Rahim alınması sarkma riskini artırıyor. O yüzden zaten kişilerde sarkmaya karşı bir ihtimal durumu veya idrar kaçırmaya karşı bir ihtimali varsa, rahim alınma ameliyatlarında bunlar için de yine ek cerrahi yapmak gerekiyor. Yani rahim alınması, doğum yapmak ve yaş da yine sarkma riskini artırıyor. Sarkmaları tabii dışarı çıkan kitle şeklinde rahatsız olur bundan. Yine eğer idrar kaçırması varsa özellikle öksürmekle, hapşırmakla idrar kaçırmak, bu sarkmaları, idrar kaçırmaları oluyor. Bu ameliyatlardan histeropeksi, kapalı histeropeksi, rahim masma, kemiğa en sağlam askı ameliyatıdır. Çok yapılan bir cerrahi değil. Biz kliniğimizde gerekli hastalara tabii riskli bir cerrahidir. Riskli kişilere yapabiliyoruz" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmanindan-rahim-ve-mesane-sarkmalarinda-erken-tedavi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-599.jpg" type="image/jpeg" length="23001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında sık görülen kulak enfeksiyonlarına dikkat]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-enfeksiyonlarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-enfeksiyonlarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan deniz ve havuz kullanımıyla birlikte kulak enfeksiyonlarında da artış yaşanıyor. KBB Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, basit önlemlerle enfeksiyon riskinin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsimiyle birlikte deniz, havuz ve su sporlarına olan ilgi artarken, kulak enfeksiyonları da en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri haline geliyor. Özellikle kulağa kaçan suyun kulak kanalında uzun süre kalması, sıcak ve nemli havanın etkisiyle bakteri ve mantarların çoğalmasına uygun ortam oluşturuyor. Basit görünen bu durum, zamanında önlem alınmadığında günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi KBB Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Davut Tepe, yaz aylarında deniz ve havuz kaynaklı kulak enfeksiyonları artış gösterirken, doğru kulak bakımı ve basit önlemler enfeksiyon riskini önemli ölçüde azalttığını belirterek bilgilendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1043" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w754914-01.jpg" width="910" /><br />
Opr. Dr. Davut Tepe, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Dış kulak yolu normalde kulak kiri sayesinde mikroplara karşı doğal olarak korunuyor. Ancak deniz veya havuz suyunun kulakta uzun süre kalması bu koruyucu yapıyı zayıflatabiliyor. Hijyenik olmayan havuzlar, kirli sular, kulağın pamuklu çubuk veya yabancı cisimlerle temizlenmeye çalışılması da kulak kanalında küçük tahrişlere yol açarak enfeksiyon riskini artırıyor. Egzama ve sedef gibi cilt hastalıkları bulunan kişilerde de risk daha yüksek olabiliyor. Kulak enfeksiyonu genellikle kaşıntı ve hafif rahatsızlık hissiyle başlıyor. İlerleyen süreçte şiddetli kulak ağrısı, kulakta dolgunluk ve tıkanıklık hissi, işitmede azalma, kulaktan akıntı ve kulak kepçesine dokunulduğunda artan ağrı görülebiliyor. Bazı vakalarda ateş de tabloya eşlik edebiliyor. Sık yüzenler, su sporlarıyla ilgilenenler, çocuklar, bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler ve diyabet hastaları kulak enfeksiyonlarına karşı daha dikkatli olmalı. Yaz boyunca sık deniz ve havuza giren kişilerde risk daha fazla artıyor."</p>
</blockquote>

<h2><strong>KULAK ENFEKSİYONUNDAN KORUNMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER</strong></h2>

<p>Kulak enfeksiyonundan korunmak için alınması gereken tedbirlerden bahseden Dr. Tepe, "Deniz veya havuzdan çıktıktan sonra başınızı yana eğerek kulaktaki suyun dışarı çıkmasını sağlayın. Kulak dışını temiz ve yumuşak bir havluyla nazikçe kurulayın, kulak kanalına pamuklu çubuk veya herhangi bir cisim sokmayın. Gerekirse saç kurutma makinesini düşük ısıda ve yaklaşık 30 santimetre uzaklıktan kısa süre kullanabilirsiniz. Hijyeninden emin olunmayan havuzlardan uzak durmak ve sık yüzenlerin kulak tıkacı kullanması da koruyucu önlemler arasında yer alıyor. Kulakta şiddetli ağrı, akıntı, işitme kaybı veya ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tedaviyi geciktirmemek büyük önem taşıyor. Erken dönemde alınacak doğru tedavi hem enfeksiyonun ilerlemesini önlüyor hem de yaz tatilinin keyfinin kaçmasının önüne geçiyor" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yaz-aylarinda-sik-gorulen-kulak-enfeksiyonlarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-597.jpg" type="image/jpeg" length="62333"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye sağlıkta yeni bir sayfa açıyor]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, tıbbi cihaz sektörü temsilcileriyle bir araya geldiği toplantıda, yerli üretimin artırılmasının stratejik önemine dikkat çekti. Memişoğlu, kamu hastanelerinde yerli üretim cihazları kullanmaya hazır olduklarını belirterek, "Türkiye artık cihaz satılacak bir pazar değil, birlikte üretim yapılacak bir ülke olmak istiyor." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Trabzon'da düzenlenen "Tıbbi Cihaz Sektör Temsilcileri İstişare Toplantısı"nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda yerli üretim, teknoloji yatırımları ve sağlık sektörünün geleceğine ilişkin önemli mesajlar veren Memişoğlu, kamu olarak yerli üreticilere destek vermeye hazır olduklarını söyledi.</p>

<h2><strong>''YERLİ ÜRETİLEN HER CİHAZI KULLANMAYA HAZIRIZ''</strong></h2>

<p>Yerli üretimin önemine vurgu yapan Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Sağlıkta yerli ürettiğiniz her şeyi kamu hastanelerinde ve sağlık sisteminde kullanmaya hazırız. Bunu kullanırken hepimizin kaliteyi ve insan sağlığını öncelikli hale getirmemiz gerekir."</p>

<h2><strong>''TÜRKİYE ÜRETEN BİR ÜLKE OLMALI''</strong></h2>

<p>Türkiye'nin sağlık alanında önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirten Memişoğlu, "Türkiye, üretimini, teknolojisini dünyaya örnek olacak şekilde geliştirmek zorunda. Bu dönüşümü sağlayacak sizler ve bizleriz. Sağlıkta sadece hizmet sunan değil, aynı zamanda teknoloji geliştiren ve üreten bir ülke olmalıyız."dedi.</p>

<p><img alt="Türkiye Sağlıkta Yeni Bir Sayfa Açıyor-1" height="554" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor-1.jpeg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="554" /></p>

<h2><strong>''TÜRKİYE ARTIK PAZAR OLMAK İSTEMİYOR''</strong></h2>

<p>Yabancı yatırımcılara da çağrıda bulunan Memişoğlu, Türkiye'nin üretim merkezi olma hedefini şu sözlerle anlattı: "Yabancılara açıkça şunu söylüyorum; gelin yatırım yapalım. Türkiye'yi malzeme ve cihaz satılacak ülke değil, cihazı beraber üretebilecek bir ülke olarak görmenizi istiyoruz. Türkiye artık bir pazar değil, ortak olmak istiyor. Sadece pazar olarak görüyorsanız bizim ülkemizi, o zaman sizinle birlikte olamayız diyoruz." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>ÇOK YAKINDA YENİ VİZYON AÇIKLANACAK</strong></h2>

<p>Sağlık sektöründe yeni bir dönemin başlayacağını ifade eden Memişoğlu, "Bu konuda büyük bir planlamamız var. Sayın Cumhurbaşkanı'mıza arz ettik. Çok yakında Türkiye, sağlık sektöründe üretim ve teknolojisinde farklı bir vizyonu ortaya koyacak. O zaman da sizlerin daha büyük desteğinize ihtiyacımız olacak."şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="Türkiye Sağlıkta Yeni Bir Sayfa Açıyor 1" height="486" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor-1.webp" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="864" /></p>

<h2><strong>YERLİ CİHAZ KULLANIMINDA ARTIŞ</strong></h2>

<p>Türkiye'de 985 klinik çalışma ve 126 tıp fakültesi bulunduğunu belirten Memişoğlu, kamu hastanelerinde yerli tıbbi cihaz kullanım oranının<strong> </strong>yüzde 31 seviyesine ulaştığını, bu oranı daha da artırmak için çalışmaların sürdüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>''ENERJİMİZİ ÜRETİME HARCIYORUZ''</strong></h2>

<p>Dezenformasyonun toplumu olumsuz etkilediğini belirten Memişoğlu, "Biz bunlarla uğraşmak ve cevap vermek istemiyoruz. Enerjimizi geleceğe, üretime odaklı, misyonuna ve vizyonuna göre hareket eden yapı ve düşünce tarzına taşıyoruz. Sizlerden de bunu istiyoruz. Çalışalım, üretelim, birlikte hareket edelim." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 22:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/turkiye-saglikta-yeni-bir-sayfa-aciyor.jpg" type="image/jpeg" length="19901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan gebelere yaz sıcağı uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmandan-gebelere-yaz-sicagi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmandan-gebelere-yaz-sicagi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yaşar Can, yaz aylarında gebelerin sıcak çarpması, sıvı kaybı ve ödem riskine karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek, bol sıvı tüketimi, güneşten korunma ve hafif egzersizin anne ile bebeğin sağlığı için büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gebeliğin kadın yaşamının en özel ve hassas dönemlerinden biri olduğunu ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yaşar Can, "Gebelik sürecinin yaz aylarına denk gelmesi, anne adayları için bazı ek zorlukları da beraberinde getiriyor. Artan sıcaklık, yüksek nem ve güneşin olumsuz etkileri nedeniyle anne adaylarının günlük yaşam alışkanlıklarını mevsime uygun şekilde düzenlemesi büyük önem taşıyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"SIVI KAYBI HEM ANNE HEM DE BEBEK İÇİN RİSK OLUŞTURABİLİR"</strong></h2>

<p>Yaz aylarında vücudun terleme yoluyla daha fazla sıvı kaybettiğini belirten Dr. Can, yeterli sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p>"Gebeler sıcak havalarda susamayı beklemeden düzenli olarak su içmelidir. Günlük sıvı tüketiminin ortalama 2,5-3 litreye çıkarılması, sıcak çarpması ve sıvı kaybının önlenmesine yardımcı olur. Suyun yanı sıra ayran, ev yapımı limonata, taze sıkılmış meyve suları ve uygun hastalarda maden suyu da sıvı ve mineral desteği sağlayabilir. Buna karşılık aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır."</p>
</blockquote>

<p><img height="745" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w754455-01.jpg" width="1272" /></p>

<h2><strong>"GÜNEŞİN YOĞUN OLDUĞU SAATLERDE DIŞARI ÇIKMAYIN"</strong></h2>

<p>Güneş ışınlarının en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkmanın gebeler açısından risk oluşturabileceğini belirten Dr. Yaşar Can, "Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. En az SPF 30 koruma faktörlü güneş kremi uygulanmalı ve gölgede kalmaya özen gösterilmelidir. Hamilelik döneminde görülebilen cilt lekelerinin önlenmesi açısından güneşten korunmak ayrıca önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<h2><strong>"BESLENME ALIŞKANLIKLARI YAZ AYLARINDA DAHA DA ÖNEM KAZANIYOR"</strong></h2>

<p>Gebelikte ağır ve yağlı yiyeceklerin sıcak havalarda sindirim sistemini zorlayabileceğini belirten Dr. Can, beslenme konusunda şu önerilerde bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Anne adayları zeytinyağlı sebzeler, yoğurt, taze meyveler ve kaliteli protein kaynaklarından oluşan hafif öğünleri tercih etmelidir. Tuz tüketiminin azaltılması ödem oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Karpuz, kavun ve salatalık gibi su oranı yüksek besinler hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de vitamin desteğine katkı sağlar."</p>
</blockquote>

<h2><strong>"DOĞRU KIYAFET VE UYGUN EGZERSİZ KONFORU ARTIRIYOR"</strong></h2>

<p>Yaz aylarında açık renkli, bol ve pamuklu ya da keten kumaşlardan üretilmiş kıyafetlerin tercih edilmesini öneren Dr. Yaşar Can, düzenli egzersizin de gebelik sürecine olumlu katkı sağladığını belirtti. Can, "Yürüyüş gibi hafif egzersizler sabah erken veya akşam serinliğinde yapılmalıdır. Vücut ısısını aşırı yükselten ağır egzersizlerden kaçınılmalı, uygun gebelerde yüzme yaz aylarında yapılabilecek en güvenli ve faydalı aktivitelerden biri olarak değerlendirilebilir" dedi.</p>

<h2><strong>"YAZ TATİLİ PLANLANIRKEN DOKTOR GÖRÜŞÜ ALINMALI"</strong></h2>

<p>Tatil planı yapan gebelerin öncelikle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışması gerektiğini vurgulayan Dr. Can, uzun yolculuklarda dikkat edilmesi gereken noktaları da anlattı. Can şu uyarılarda bulundu:</p>

<blockquote>
<p>"Uzun araba yolculuklarında her 1-2 saatte bir mola verilerek kısa yürüyüşler yapılması kan dolaşımını destekler ve pıhtı oluşumu riskini azaltır. Uçak yolculuğu planlayan anne adaylarının ise gebelik haftasına göre havayolu şirketlerinin uygulamalarını önceden öğrenmeleri ve gerekli sağlık raporlarını hazırlamaları önemlidir."</p>
</blockquote>

<h2><strong>"YAZ MEVSİMİNİ GÜVENLİ GEÇİRMEK MÜMKÜN"</strong></h2>

<p>Anne adaylarının yaz aylarında vücutlarını dinlemeleri gerektiğini belirten Dr. Yaşar Can, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<blockquote>
<p><br />
"Gebelik sürecinde alınacak basit ama etkili önlemler, yaz mevsiminin daha sağlıklı ve konforlu geçirilmesini sağlar. Yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme, güneşten korunma, uygun egzersiz ve düzenli doktor kontrolleri hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını destekleyen en önemli uygulamalardır. Şiddetli baş dönmesi, baygınlık hissi, kasılma, bebeğin hareketlerinde belirgin azalma veya beklenmeyen herhangi bir şikâyet geliştiğinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmandan-gebelere-yaz-sicagi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-568.jpg" type="image/jpeg" length="75697"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dayanılmaz yüz ağrıların devası artık OMÜ'de!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/dayanilmaz-yuz-agrilarin-devasi-artik-omude</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/dayanilmaz-yuz-agrilarin-devasi-artik-omude" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı, şiddetli yüz ağrılarına yol açan trigeminal nevralji hastalığında girişimsel yöntemlerle şifa dağıtıyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yüz bölgesinde yüksek voltajlı elektrik çarpmasına benzeyen şiddetli sancılarla kendisini gösteren ve halk arasında "trigeminal nevralji" olarak adlandırılan hastalık, hastaların yaşam kalitesini ciddi oranda düşürüyor. İlaç tedavilerinden beklediği verimi alamayan kişilerin yardımına ise Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Algoloji Bilim Dalı yetişiyor. Bölüm bünyesinde görev yapan Prof. Dr. Fatih Özkan ile Doç. Dr. Mustafa Kurçaloğlu, uyguladıkları girişimsel tekniklerle dayanılmaz ağrılardan şikayet eden hastalara umut oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>AĞRININ KAYNAĞI FARKLI NEDENLER</strong></h3>

<p id="p-rc_20b82f2255eed129-43">Hastalığın gelişim süreci ve belirtileri hakkında bilgi veren Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Özkan, "Rigeminal sinir üç ana dala ayrılarak alın, burun-üst çene ve çene bölgesinin duyusunu taşır. Bu sinir herhangi bir nedenle ya da bazen hiçbir neden saptanamadan etkilenebilir ve çok şiddetli ağrılara yol açabilir. Ağrıların nedeni beyin tümörü, sinire damar basısı veya kitlesel bir lezyon olabileceği gibi herhangi bir neden gösterilemeden de ortaya çıkabilir" dedi.</p>

<h3><img height="703" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w754504-01-1.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>ELEKTRİK ÇARPMASI YAŞIYOR GİBİ</strong></h3>

<p id="p-rc_20b82f2255eed129-44">Rahatsızlığın yol açtuğu tablonun ağırlığına dikkat çeken Prof. Dr. Özkan, "Bu ağrıların en büyük özelliği dayanılmaz olmalarıdır. Bunun acısını çeken insanlar çok büyük sıkıntıya girerler. Çok şiddetli ağrı duyarlar. Çok yüksek voltajda elektrik çarpması yaşıyor gibi olduklarını ifade ederler. Hayattan koparlar. Yiyemezler, içemezler, yüzlerini yıkayamazlar. Ağızlarına su bile götüremezler. Biz bu ağrıları araştırırız. İlaç tedavisini birçok bölüm uygulayabilir. Bizler, nörologlar ve beyin-sinir cerrahları da bu tedaviyi yapabiliriz. İşin çaresini bulamadığınız, işin içinden çıkamadığınız zaman artık girişimsel tedaviler vardır" ifadelerini kullandı.</p>

<h3><strong>AĞRIYA ANINDA MÜDAHALE</strong></h3>

<p id="p-rc_20b82f2255eed129-45">Yürütülen tedavi prosedürlerini aktaran Prof. Dr. Fatih Özkan, "Eğer beyin içerisinde çekilen filmlerde bir neden gösteriliyorsa, bunun ortadan kalkması mümkün değildir. Bir neden gösteriliyorsa, bu sinirin bir şekilde etkisiz hâle getirilmesi gerekir. Bazen hayatı öz kıyıma kadar götürebilecek bu ağrılar için biz, sinirin yüzdeki ilk noktasından başlayarak beyin içerisindeki köküne kadar çeşitli uygulamalarla bu ağrıyan bölgenin sinirini etkisiz hâle getiriyoruz. Biz bu uygulamayı üniversitemizde çok ciddi sayıda hastaya başarıyla uyguluyoruz. Çok sayıda hastamız var. Önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızın bu ağrılardan kurtulmalarını sağlıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><img height="853" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w754504-02.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>BİRÇOK HASTA TEDAVİ İMKANLARINDAN HABERSİZ </strong></h3>

<p id="p-rc_20b82f2255eed129-46">Uygulanan yöntemlerin başarısına rağmen bilgi eksikliği sebebiyle zaman kaybedildiğine değinen Prof. Dr. Özkan, "Çok sayıda hastamız var ve önemli oranda başarı sağlıyoruz. Hastalarımızı bu dayanılmaz ağrılardan kurtarıyoruz. Üzücü olan ise birçok hastanın bu tedavi seçeneklerinden haberdar olmaması. Bu nedenle farklı yöntemler arayarak zaman kaybediyorlar. Oysa başta trigeminal nevralji olmak üzere birçok nevralji hastalığında ilaç ve girişimsel tedavilerle hastalarımızı rahatlatabiliyoruz" açıklamasını yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/dayanilmaz-yuz-agrilarin-devasi-artik-omude</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-samsun-haber-4043.jpg" type="image/jpeg" length="30488"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu'ndan Karadeniz'e sağlıklı yaşam çağrısı]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/bakan-memisoglundan-karadenize-saglikli-yasam-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/bakan-memisoglundan-karadenize-saglikli-yasam-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'da açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en kilolu bölgesi olduğunu belirterek, vatandaşlara sağlıklı beslenmenin yanında düzenli fiziksel aktiviteyi de ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’da şehir hastanesinde incelemelerde bulunan Bakan Kemal Memişoğlu, ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Trabzon'un sağlık anlamında bölgenin lider illerinden bir tanesi olduğunu ifade eden Bakan Kemal Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Bu şehir hastanesinin insanlarımızın hizmetine girmesiyle Trabzon, sağlıkta en üst seviyeye ulaşmış olacak. Bununla ilgili değerlendirmeler yaptık, brifing aldık. Hastanemiz fiili olarak bitmiş durumda. 17 Temmuz'da müteahhidimiz geçici kabulle ilgili dilekçesini verdi. Şu anda testleri yapılmakta. Bununla beraber biz de bakanlık olarak cihaz ve malzeme alım süreçlerimizin neredeyse yarısını tamamlamış durumdayız. Hedefimiz Kasım sonu itibarıyla bu hastaneyi hastalarımızın hizmetine sunmak. Trabzon Şehir Hastanesi'nde bütün tedavileri yapabilecek, dünyanın en ileri teknoloji cihazlarını kullanabilecek fiziki yapıyı gerçekleştirmiş durumdayız. Hekimlerimiz de bu konuda yeterli. İnşallah bölgenin merkezi olacak. Sadece bölgeye değil, Gürcistan ve İran başta olmak üzere her türlü yabancı hastaya da hizmet edecek bir binadayız."</p>
</blockquote>

<p><img height="1090" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w753738-03.jpg" width="1512" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>SAMSUN ŞEHİR HASTANESİ HİZMETE BAŞLADI</strong></h2>

<p>Trabzon Şehir Hastanesi'nin depreme dayanıklı olarak inşa edildiğini kaydeden Memişoğlu "Şubat 2023'te başlayan ve bugün itibarıyla sonuna geldiğimiz yaklaşık 265 bin metrekarelik bu hastaneyi, deprem izolatörleriyle depreme tamamen izole edebilecek modern teknolojisiyle hizmete sunacağız. Sizleri de bu hastanede misafir ettik. Samsun ve Ordu'da da henüz resmi açılışı yapmadık ancak taşınma süreçleri başladı. Samsun'da hizmet verilmeye başlandı. İnşallah Sakarya ve Şanlıurfa şehir hastanelerini de çok kısa zamanda bu seviyeye getireceğiz. Sonra da Rize var. Diyarbakır ve Mardin'i de yavaş yavaş milletimizin hizmetine sunacağız. Türkiye, sağlıkta dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunabilen ülkelerden biri haline geldi. Hem insan gücüyle hem de altyapısıyla son 25 yılda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten dünyaya örnek oldu. Bu hastanede aynı zamanda bilim, araştırma ve yeni çalışmalar ortaya koyabilecek bir altyapıya da sahibiz" şeklinde konuştu.</p>

<h2><strong>"HER VATANDAŞ YILDA 12.2 KEZ SAĞLIK HİZMETİ ALIYOR"</strong></h2>

<p>"Şu anda Türkiye, Trabzon özelinde de sağlık anlamında geçmişe göre çok iyi yerlerde" diyen Memişoğlu "Her bir vatandaşımız yılda ortalama 12,2 kez sağlık hizmeti alıyor. Sağlığa ulaşım çok kolaylaşmış durumda. Toplumumuzdan en çok istediğimiz, sağlıklı olmalarını sağlamak. Yani esas hedefimizin sağlıklı kalmak olması gerekiyor. Kötü alışkanlıklardan, kötü beslenmeden ve hareketsizlikten uzak durmamız lazım. Karadeniz Bölgesi maalesef yaptığımız ölçümlerde Türkiye'nin en kilolu bölgesi durumunda. Onun için kuymağı yiyelim, sütlacı yiyelim ama lütfen hareket edelim" uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/bakan-memisoglundan-karadenize-saglikli-yasam-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 23:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-547.jpg" type="image/jpeg" length="99979"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş kremi alırken bu hatalara dikkat edin!]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/gunes-kremi-alirken-bu-hatalara-dikkat-edin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/gunes-kremi-alirken-bu-hatalara-dikkat-edin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına karşı cildi korumaya yardımcı olan güneş kremleri, yaz aylarında en çok tercih edilen cilt bakım ürünleri arasında yer alırken, sektör temsilcileri ise her güneş kreminin her cilt tipine uygun olmayabileceğine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kırşehir'de kozmetik işletmeciliği yapan Hüseyin Kılıçoğlu; bilinçsiz güneş kremi kullanımının bazı ciltlerde alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini belirterek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Kılıçoğlu, yaz aylarında güneş kremi kullanımının bilinçli yapılması gerektiğini belirterek, her ürünün her cilt tipine uygun olmayabileceği konusunda vatandaşları uyardı. Yaz mevsiminde artan güneş ışınlarına karşı korunmak amacıyla tercih edilen güneş kremlerinin doğru seçilmesi ve kullanılmasının önemine dikkat çeken Kılıçoğlu, insanların cilt yapılarının birbirinden farklı olduğunu ifade etti. Birçok markanın farklı içeriklere sahip olduğunu ifade eden Kılıçoğlu; "İnsanların bünyeleri değişkenlik gösterir. Her marka güneş kremi bütün cilt tiplerine uygun olmayabilir. Bazı ürünler bazı ciltlerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Ciltte kabarma, kaşıntı, renk değişikliği ve yanma gibi sorunlar yaşanabilir. Bu nedenle güneş kremini kullanmadan önce küçük bir bölgede test edilmesi faydalı olacaktır" dedi.</p>

<p><img height="616" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w754220-01-1.jpg" width="919" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>YÜZÜN KÜÇÜK BİR KISMINA SÜRÜLEREK DENENMELİ</strong></h2>

<p>Kılıçoğlu, güneş kreminin ilk kez kullanılacağı zaman yüzün küçük bir bölümüne sürülerek birkaç dakika beklenmesini önererek, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Eğer herhangi bir olumsuz tepki oluşmuyorsa yüzünüze leblebi tanesi kadar ürün uygulayabilirsiniz" ifadelerini kullandı. Cilt temizliğinde de dikkat edilmesi gereken hususlar bulunduğunu belirten Kılıçoğlu, özellikle kuru cilde sahip kişilerin sabun kullanımından kaçınması gerektiğini aktardı. Kılıçoğlu; "Sabun kuru ciltleri daha fazla kurutabilir. Karma ve yağlı ciltlerde ise daha iyi sonuç verebilir. Güneş kremlerinde yer alan 30 ve 50 SPF (koruma faktörü) seçenekleri kullanım süresiyle ilgilidir. Güneş kremlerinin yalnızca yaz aylarında değil, güneşe maruz kalınan her dönemde düzenli olarak kullanılması gerekir."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/gunes-kremi-alirken-bu-hatalara-dikkat-edin</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 21:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-538.jpg" type="image/jpeg" length="43879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan anne sütü uyarısı: Mikroplara karşı en güçlü kalkan]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/uzmandan-anne-sutu-uyarisi-mikroplara-karsi-en-guclu-kalkan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/uzmandan-anne-sutu-uyarisi-mikroplara-karsi-en-guclu-kalkan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, anne sütünün içerdiği koruyucu bileşenlerle bebeklerin bağışıklığını güçlendirdiğini belirterek, bol su tüketimi, sağlıklı beslenme ve doğru saklama koşullarının hem süt üretimi hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yenidoğan bebeklerde anne sütü hayati önem taşıyor. Uzmanlar, bağışıklık sistemini güçlendiren anne sütünün, bebekleri karşılaştıkları mikroplara karşı koruduğunu belirtirken Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Elif Yiğit, anne sütünün artırılması için yapılması gerekenlere değindi.</p>

<h2><strong>GÜNDE 3-3,5 LİTRE SU TÜKETİMİ ÇOK ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Anne sütünün bebekleri mikroplara karşı koruduğuna değinen Uzm. Dr. Elif Yiğit, "Anne sütünün bağışıklıktaki yeri çok kuvvetli. Bu neden kaynaklanıyor? Anne sütü salgısal immünoglobulin A ve laktoferin içeriyor. Bunlar da bebeğin karşılaşılabileceği mikroplara karşı bir savunma mekanizması oluşturuyor. Salgısal immünoglobulin A ve laktoferin, bebeğin ilk karşılaştığı mikroplarla savaşmasında aşırı şekilde önemli bir yere sahip. Bu kadar büyük öneme sahip anne sütünü artırmak mümkün. Annemiz bol bol su içecek. Günde en az 3-3,5 litreye kadar su tüketimi anne için çok önemli. Peki, bir oturdum 3 litre su içtim. Görevim tamamlandı mı? Hayır. 3-3,5 litrelik suyu gün içerisinde yayarak tüketmesini istiyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img height="1091" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-23-at-110039.jpeg" width="1600" /></p>

<h2><strong>"SEMİZOTU, YEŞİL SEBZE VE MEYVELER ANNE SÜTÜNÜ ARTIRIR"</strong></h2>

<p>Bol su içmenin yanı sıra semizotu, yeşil sebze ve meyvelerin de anne sütünü artırdığını dile getiren Yiğit, şu ifadeleri kullandı:</p>

<blockquote>
<p>"Beslenme olarak şimdi tam da mevsimi; semizotu, yeşil sebze, meyveler anne sütünü oldukça artırır. Anne sütünün artması, bebeğin takviyesi, bebeğin kilo alımı açısından bizim için çok önemli. Anne sütünü saklamak da önemli. Bebek emdi ve fazlasını da saklamak istiyorsunuz. ‘6 ay sonra işe gireceğim, çalışacağım' diyen annelerimiz var. Anne sütünü 3 ay kadar derin dondurucuda, anne sütü saklama poşetlerinde saklayabilirsiniz. Sonra bunu kullanmak için de benmari usulü ısıtıyoruz. Yani sıcak suyun içine o dondurulmuş poşeti koyup çözdürerek bebeğe veriyoruz."</p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/uzmandan-anne-sutu-uyarisi-mikroplara-karsi-en-guclu-kalkan</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-496.jpg" type="image/jpeg" length="20555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüksek sıcaklıklar kalp hastalıkları için tehlike oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/yuksek-sicakliklar-kalp-hastaliklari-icin-tehlike-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/yuksek-sicakliklar-kalp-hastaliklari-icin-tehlike-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ölümlerin önemli bölümünü oluşturan kalp ve damar hastalıklarına karşı yaz sıcaklarında risk artıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Yanık, özellikle kalp ve hipertansiyon hastalarının 11.00-16.00 saatleri arasında güneşten kaçınması, bol sıvı tüketmesi ve ağır efordan uzak durması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ülke genelinde kavurucu sıcaklar etkisini sürdürürken, sıcak hava özellikle kronik hastalığı bulunan kişiler için hayati risk oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2025 yılında Türkiye'deki ölümlerin yüzde 34,7'si kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandı. Medicana International Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkileri ve alınması gereken önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.<br />
Sıcak havalarda bazı hasta gruplarının daha fazla risk altında olduğuna dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, "Sıcak havalarda bazı hasta gruplarının daha fazla risk altında olduğunu biliyoruz. Risk altındaki hasta gruplarından birisi de kalp hastaları. Hipertansiyon hastalarını da sayabiliriz. Özellikle çoklu ilaç kullanan hipertansiyon hastaları, ritim bozukluğu olup ilaç kullanan veya bu ritim bozukluğu nedeniyle daha önce herhangi bir işlem görmüş olan hastalar, kalp yetmezliği olan ve beraberinde idrar söktürücü ilaç kullanan hastalar ve daha önce balon, stent işlemi yapılan veya bypass cerrahisi geçiren hastalar, sıcak havalarda daha fazla risk altında bulunan hasta grupları arasında yer alıyor" diye konuştu.</p>

<p><img height="1066" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/a-w750149-01.jpg" width="1600" /></p>

<h2><strong>"SICAK HAVA, SIVI KAYBIYLA BİRLİKTE KALBİ EKSTRA YORUYOR"</strong></h2>

<p>Kalp hastalarının neden risk altında olduğunu açıklayan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, şu ifadeleri kullandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>"Sıcak havalarda vücudumuz, vücut ısısını dengelemeye çalışıyor ve burada bazı mekanizmalar devreye giriyor. İlk olarak terleme yoluyla vücut ısısını dengelemeye çalışıyoruz. Terleme ile birlikte vücutta sıvı, elektrolit ve mineral kaybı meydana geliyor. Ayrıca sıcak havalarda kalp damarlarında genişleme, vazodilatasyon dediğimiz durum oluşuyor. Bu durum hastalarımızda tansiyon düşüklüğüne sebep olabilir. Kalbimiz de bu tansiyon düşüklüğünü dengelemek için daha fazla çalışmaya başlıyor. Kalp hızı artıyor. Bu da ister istemez kalbimize ekstra bir iş yükü oluşturuyor. Sağlıklı kişilerde bu durum herhangi bir sorun oluşturmadan düzelebilirken, kalp hastalarında çeşitli problemlere neden olabilir. Hipertansiyon hastalarında tansiyon düşmesi ya da yükselmesi görülebilir. Ritim bozukluğu hastalarında çarpıntı şikayetleri artabilir. En önemli gruplardan biri ise kalp yetmezliği hastalarıdır. Çünkü bu hastalar zaten idrar söktürücü ilaç kullanıyor. Ekstra sıvı kaybı olduğunda tansiyon düşüklüğü, nefes darlığında artış ve kalp yetmezliğinde kötüleşme gibi durumlar yaşanabiliyor. Stent takılan veya bypass ameliyatı geçiren koroner arter hastalarında ise göğüs ağrısı şikayetlerinde artış görülebilir."</p>
</blockquote>

<h2><strong>"KALP HASTALARI AÇIK RENK VE BOL KIYAFETLER GİYMELİ"</strong></h2>

<p>Kalp hastalarını sıcağın en etkili olduğu saatlerde dışarı çıkmamaları konusunda uyaran Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Yanık, "Mümkün olduğunca, özellikle güneşin daha yoğun olduğu saat 11.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkmamalarını öneriyoruz. Eğer çıkmaları gerekiyorsa serin ortamlarda bulunmaya özen göstermeli, açık renkli ve bol kıyafetler tercih etmeliler. En önemli konulardan biri de sıvı kaybıdır. Terleme ile vücutta sıvı kaybı oluştuğu için günlük su ihtiyacının mutlaka karşılanması gerekiyor. Özellikle yaşlı hastalarda susama hissi azalabileceğinden bunu beklemeden sıvı tüketmeleri önem taşıyor. Günlük en az 2,5 litre sıvı almaya özen göstermeliler. Ayrıca beslenmelerine dikkat etmeleri, ağır yemeklerden kaçınmaları, sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeleri faydalı olacaktır. Ağır efor gerektiren işlerden uzak durmaları da bu dönemde önemlidir. Kalp hastalarına yürüyüş ve egzersiz öneriyoruz. Ancak sıcak havalarda bunu mümkün olduğunca sabah erken saatlerde veya akşam serinliğinde yapmaları daha sağlıklı olacaktır" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/yuksek-sicakliklar-kalp-hastaliklari-icin-tehlike-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/gazete-arena-409.jpg" type="image/jpeg" length="45342"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalarda nasıl beslenmeli?]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/sicak-havalarda-nasil-beslenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/sicak-havalarda-nasil-beslenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, sıcak havalarda sağlıklı kalmak için bol su tüketilmesini, su oranı yüksek besinlerin tercih edilmesini ve ağır yemekler yerine hafif öğünlerle beslenilmesini öneriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte beslenme alışkanlıkları da önem kazanıyor. Uzmanlar, sıcak havalarda hem susuz kalmamak hem de vücut dengesini korumak için protein tüketimi, su içeriği yüksek besinler ve sıvı alımı konusunda dikkat edilmesi gereken noktalara dikkat çekiyor.</p>

<h2><strong>PROTEİN İHTİYACI ARTMIYOR</strong></h2>

<p>Oxford Brookes Üniversitesi'nde beslenme alanında kıdemli öğretim üyesi Aisling Daly, sıcak hava dalgalarında normalden daha fazla protein tüketmeye gerek olmadığını belirtiyor. Uzmanlar, et ve tavuk gibi pişirilmesi gereken protein kaynakları yerine mercimek, fasulye, kuruyemiş, süt ürünleri, tofu, yumurta ve yoğurt gibi alternatiflerin tercih edilebileceğini ifade ediyor. Ton balığı, somon ve karides gibi hafif protein kaynakları da sıcak havalarda önerilen besinler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="62B3Ff8486B24A0Dc0065486" class="detail-photo img-fluid" height="477" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/62b3ff8486b24a0dc0065486.webp" width="869" /></h2>

<h2><strong>SUYU SADECE İÇMEYİN, SU ORANI YÜKSEK BESİNLER TÜKETİN</strong></h2>

<p>Sıcak havalarda terleme nedeniyle vücudun daha fazla sıvı kaybettiğine dikkat çeken uzmanlar, su tüketiminin artırılması gerektiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra su oranı yüksek meyve ve sebzelerin de günlük beslenmeye eklenmesi öneriliyor. Özellikle karpuz, salatalık, domates, marul, kereviz ve çilek gibi besinler yüzde 90'ın üzerinde su içeriyor. Elma, armut, üzüm, portakal, ananas ve havuç gibi meyve ve sebzeler de yüksek su oranlarıyla sıvı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlıyor. Uzmanlar, yeterli sıvı alımının takip edilmesi için idrar renginin açık sarı olmasının önemli bir gösterge olduğunu belirtiyor.</p>

<h2><img alt="265 130649 Sicakhava Beslenme 700X400" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/265-130649-sicakhava-beslenme-700x400.jpg" width="700" /></h2>

<h2><strong>ILIK İÇECEKLER DE SERİNLEMEYE YARDIMCI OLUYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlara göre sıcak havalarda yalnızca soğuk içecekler değil, ılık veya oda sıcaklığındaki içecekler de vücut sıcaklığının dengelenmesine yardımcı olabiliyor. Araştırmalar, sıcak içeceklerin terlemeyi artırarak vücudun doğal soğutma mekanizmasını desteklediğini ortaya koyuyor. Ancak asıl önemli olanın sıvı tüketiminin yeterli seviyede tutulması olduğu belirtiliyor. Öte yandan aşırı kafein ve alkol tüketiminin sıvı kaybını artırabileceği hatırlatılarak, özellikle sıcak günlerde bu içeceklerin kontrollü tüketilmesi tavsiye ediliyor.</p>

<h2><img alt="Sicak Havalarda Beslenme.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="801" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/sicak-havalarda-beslenmejpg.webp" width="1200" /></h2>

<h2><strong>YAZ AYLARINDA HAFİF BESLENME ÖNERİLİYOR</strong></h2>

<p>Uzmanlar, sıcak havalarda ağır ve yağlı yemekler yerine hafif öğünlerin tercih edilmesini öneriyor. Meyve, sebze, yoğurt, smoothie ve su içeriği yüksek besinlerin daha sık tüketilmesi, günün en sıcak saatlerinde ise yeterli sıvı alımının ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor. Ayrıca kahvaltının erken saatlerde, akşam yemeğinin ise havanın serinlediği saatlerde yapılmasının daha konforlu olabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><img alt="Sicak Havalarda Beslenme Yaz Boyunca Enerjinizi Korumanin Yollari Kapak" class="detail-photo img-fluid" height="800" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/sicak-havalarda-beslenme-yaz-boyunca-enerjinizi-korumanin-yollari-kapak.webp" width="1200" /></p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/sicak-havalarda-nasil-beslenmeli</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/samsunspor-canli-takip-besiktas-maci-icin-628.png" type="image/jpeg" length="63133"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Tabip Odası: "Sağlık da hukuk da herkese lazım"]]></title>
      <link>https://www.gazetearena.com/samsun-tabip-odasi-saglik-da-hukuk-da-herkese-lazim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.gazetearena.com/samsun-tabip-odasi-saglik-da-hukuk-da-herkese-lazim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Tabip Odası, Şanlıurfa'da doğum sonrası yaşamını yitiren Edanur Yaman'ın ardından tutuklanıp daha sonra serbest bırakılan kadın doğum uzmanı ile ilgili yazılı açıklama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Nedim Ecevit, Şanlıurfa'da özel bir hastanede doğum sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybeden Edanur Yaman'ın ardından kamuoyuna yönelik yazılı bir açıklama yaptı. Ecevit, açıklamasında 14 Temmuz 2026 tarihinde Şanlıurfa'da doğum yapan Edanur Yaman'ın yaşanan sağlık sorunları nedeniyle sevk edildiği Harran Üniversitesi Hastanesi'nde 16 Temmuz'da yaşamını yitirdiğini belirterek, ailesi ve yakınlarına başsağlığı diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><img alt="Whatsapp Image 2026 07 17 At 17.41.05" class="detail-photo img-fluid" height="1401" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-17-at-174105.jpeg" width="1123" /></h2>

<h2><strong>"Bilimsel veri olmadan hekim suçlu ilan edilmemeli"</strong></h2>

<p>Dr. Nedim Ecevit, hekimlerin hukuk önünde herkes gibi sorumlu olduğunu ve yargılanabileceğini belirterek, hekimlik mesleğinin kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Açıklamada, bilimsel değerlendirme tamamlanmadan hekimler hakkında suçlu algısı oluşturulmasının doğru olmadığı belirtilirken, tıbbi komplikasyonlar ile ihmal iddialarının uzman bilimsel kurullar tarafından değerlendirildikten sonra hukuki sürecin işletilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<h2><img alt="118774351 640X360" class="detail-photo img-fluid" height="360" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/118774351-640x360.jpg" width="640" /></h2>

<h2><strong>"Tutuklama halk sağlığını da etkiler"</strong></h2>

<p>Ecevit, kesin bilimsel rapor bulunmadan bir hekimin tutuklanmasının hem hukuk hem de hekimlik mesleği açısından yanlış olduğunu belirtti. Açıklamada, bu tür uygulamaların hekimlerin riskli vakalara müdahale etmekten çekinmesine neden olabileceği, bunun da sağlık hizmetlerine erişimi ve halk sağlığını olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.</p>

<h2><img alt="79A90Cf456622C1F58A0D47Af3B61B6A (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1275" src="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/79a90cf456622c1f58a0d47af3b61b6a-1.jpg" width="1920" /></h2>

<h2><strong>"Sağlık da hukuk da herkese lazım"</strong></h2>

<p>Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Nedim Ecevit, mevcut sağlık sisteminde hekimlerin baskı altında çalışmasının sağlık hizmetlerini olumsuz etkilediğini belirterek, "Sağlık da hukuk da herkese lazım" mesajını paylaştı. Ecevit, açıklamasını, "Meslektaşımızın ve merhum hastamızın yanındayız, sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız." ifadeleriyle tamamladı.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HABER MERKEZİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.gazetearena.com/samsun-tabip-odasi-saglik-da-hukuk-da-herkese-lazim</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://gazetearenacom.teimg.com/gazetearena-com/uploads/2026/07/samsunspor-canli-takip-besiktas-maci-icin-619.jpg" type="image/jpeg" length="57873"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
