Hava sıcaklıklarının düşmeye başlamasıyla birlikte birçok evde kombiler yeniden çalıştırılıyor. Özellikle gece ve sabah saatlerinde hissedilen serinlik, kombinin ne zaman açılması gerektiği ve kaç derecede çalıştırılmasının uygun olduğu sorularını da beraberinde getiriyor.
Uzmanların genel önerilerine göre kombiyi açmak için belirli bir takvim tarihinden çok evin iç sıcaklığını dikkate almak gerekiyor. İç ortam sıcaklığının sürekli olarak 18 derecenin altına düşmesi, ısıtma ihtiyacının başladığını gösteren önemli ölçütlerden biri olarak kabul ediliyor.
Kombi kullanımında yapılan en yaygın hatalardan biri, evi hızlı şekilde ısıtmak amacıyla kalorifer suyu sıcaklığını çok yüksek seviyeye çıkarmak oluyor. Ancak yüksek sıcaklık her zaman daha verimli ısınma anlamına gelmiyor. Özellikle yoğuşmalı kombilerde daha düşük kalorifer suyu sıcaklıklarında uzun ve dengeli çalışma, uygun koşullarda daha verimli sonuç verebiliyor.
Evlerde konforlu oda sıcaklığı kişiden kişiye değişse de yaşam alanlarında yaklaşık 20-22 derece birçok kişi için uygun bir aralık olarak kabul ediliyor. Yatak odalarında ise daha düşük sıcaklıklar tercih edilebiliyor. Termostat bulunan evlerde sıcaklığın sabit tutulması, gereksiz ısıtmanın önüne geçilmesine yardımcı oluyor.
Kombi üzerindeki kalorifer suyu sıcaklığı ile oda sıcaklığının aynı olmadığına da dikkat etmek gerekiyor. Radyatörlü sistemlerde başlangıç için yaklaşık 45-55 derece aralığı denenebilir. Dışarıdaki hava daha fazla soğuduğunda veya ev yeterince ısınmadığında sıcaklık kademeli olarak artırılabilir. Yerden ısıtmalı sistemlerde ise daha düşük su sıcaklıkları kullanılıyor.
Kombiyi gün içerisinde sürekli açıp kapatmak yerine evin kullanım durumuna göre daha düşük sıcaklıkta çalıştırmak bazı evlerde daha dengeli bir tüketim sağlayabiliyor. Ancak binanın yalıtımı, evin büyüklüğü, dış hava sıcaklığı ve kombinin modeli tüketimi doğrudan etkilediği için her ev için tek bir ideal ayar bulunmuyor.