Zamanı ölçme ihtiyacı, insanlık tarihinin en eski problemlerinden biridir. İlk çağlarda insanlar zamanı, güneşin gökyüzündeki hareketine ve gölgelerin yönüne bakarak takip etmiştir. Gün doğumu ve gün batımı arasındaki döngü, zaman kavramının dairesel bir düzen içinde düşünülmesine neden olmuştur. Bu anlayış, ilk zaman ölçüm araçlarının biçimini doğrudan etkilemiştir.

Saatlerin yuvarlak formunun kökeninde güneş saatleri yer almaktadır. Antik dönemlerde kullanılan güneş saatleri, yere dikilen bir çubuğun gölgesinin dairesel bir zemin üzerinde hareket etmesi esasına dayanmaktadır. Gölgenin gün boyunca izlediği yol, zamanın bir çember üzerinde ilerlediği fikrini güçlendirmiştir.

Antik Mısır, Yunan ve Roma uygarlıklarında geliştirilen güneş saatlerinin büyük bölümü yuvarlak ya da yarım daire biçiminde tasarlanmıştır. Zamanın ölçümü, doğrudan gökyüzündeki dairesel hareketlerle ilişkilendirilmiş; bu yaklaşım yüzyıllar boyunca korunmuştur.

Orta Çağ’da mekanik saatlerin geliştirilmesiyle birlikte zaman ölçümü güneş ışığından bağımsız hale gelmiştir. Ancak biçimsel anlayış değişmemiştir. Mekanik saatlerin iç yapısında kullanılan dişliler, çarklar ve dönen ibreler, dairesel bir sistem içinde daha dengeli ve verimli çalışmıştır. Kule saatleri ve kilise saatleri, bu nedenle yuvarlak kadranlarla inşa edilmiştir. İbrelerin merkezden çıkarak dairesel bir yüzey üzerinde dönmesi, saatlerin uzaktan okunmasını kolaylaştırmış ve standartlaşmayı hızlandırmıştır.

Saatlerin yuvarlak olmasının bir diğer nedeni matematiksel bölünebilirliktir. Dairenin 360 dereceye ayrılabilmesi, zamanı eşit parçalara bölmek açısından büyük bir avantaj sunmuştur. Saatin 12 dilime, dakikanın 60 birime ayrılması, dairesel bir yüzey üzerinde düzenli ve anlaşılır bir yapı oluşturmuştur. Bu sistem, Mezopotamya kökenli 60 tabanlı matematik anlayışıyla da uyum göstermiştir. Kare ya da köşeli yüzeyler, bu düzenin görsel olarak aktarılmasını zorlaştırmıştır.

16. yüzyıldan itibaren cep saatlerinin yaygınlaşması, yuvarlak formun kalıcı hale gelmesine neden olmuştur. Taşınabilir saatlerde kullanılan küçük ve hassas mekanizmalar, dairesel kasalar içinde daha güvenli biçimde yerleştirilmiştir. Bu durum, yuvarlak tasarımın hem teknik hem de estetik açıdan tercih edilmesini sağlamıştır.

Zamanla yuvarlak saat kadranı, denge ve simetriyle özdeşleşmiş; saat yapımcılığında evrensel bir standart halini almıştır. Günümüzde kare ve dikdörtgen saatler üretilse de, yuvarlak form tarihsel geleneğin en güçlü temsilcisi olmayı sürdürmektedir.