Son yıllarda hem sosyal medyada hem de televizyon programlarında sıkça gündeme gelen zayıflama iğnesi, özellikle hızlı kilo verme vaadi nedeniyle yoğun ilgi görmektedir. Ancak uzmanlar bu ilaçların rastgele kullanılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini vurgulamaktadır. Halk arasında “zayıflama iğnesi” olarak bilinen bu tedavi yöntemi, aslında obezite ve tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan bazı ilaçları kapsamaktadır.

Tıbbi olarak GLP-1 reseptör agonisti olarak adlandırılan bu ilaç grubu, bağırsaklarda doğal olarak salgılanan bir hormonu taklit etmektedir. Bu hormon tokluk hissini artırmakta, mide boşalmasını yavaşlatmakta ve iştahı azaltmaktadır. Bu etki sayesinde kişinin daha az kalori alması sağlanmaktadır.

Bu ilaçlar beyindeki iştah merkezini baskılamakta ve mide boşalmasını geciktirmektedir. Böylece kişi daha küçük porsiyonlarla doyduğunu hissetmektedir. Aynı zamanda kan şekeri seviyesini düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Özellikle insülin direnci olan bireylerde bu durum ek fayda sağlamaktadır.

Kullanım şekli genellikle haftalık ya da günlük enjeksiyon formundadır. Doz artışı kademeli olarak yapılmakta ve hasta düzenli doktor kontrolünde takip edilmektedir. Uzmanlar, ilacın tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını, mutlaka beslenme düzeni ve yaşam tarzı değişikliği ile desteklenmesi gerektiğini belirtmektedir.

Uzman görüşüne göre bu ilaçlar herkese önerilmemektedir. Belirli kriterleri karşılayan hastalarda değerlendirilmektedir. Vücut kitle indeksi 30’un üzerinde olan obez bireyler, vücut kitle indeksi 27’nin üzerinde olup diyabet, hipertansiyon veya kolesterol yüksekliği gibi ek hastalıkları bulunan kişiler için uygun görülebilmektedir. Diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen, metabolik hastalık riski taşıyan bireylerde tedavi planına dahil edilebilmektedir. Ancak bu karar mutlaka endokrinoloji veya dahiliye uzmanı tarafından verilmektedir.

Her ilaçta olduğu gibi zayıflama iğnesinin de bazı riskleri bulunmaktadır. Özellikle tiroit kanseri öyküsü bulunan kişilerde, pankreas hastalığı geçirmiş olanlarda, hamile ve emziren kadınlarda kullanımı önerilmemektedir. Ayrıca ciddi mide-bağırsak hastalığı olan bireylerde dikkatli olunması gerekmektedir.

Yan etkiler arasında en sık mide bulantısı görülmektedir. Bunun yanında kusma, ishal, kabızlık, reflü şikâyetleri ve iştahsızlık ortaya çıkabilmektedir. Nadiren pankreatit gibi daha ciddi komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu nedenle tedavi sürecinde düzenli kan tahlilleri ve doktor kontrolleri yapılmaktadır.

Araştırmalar, ilacın kullanıldığı dönemde vücut ağırlığının yüzde 10 ila yüzde 15 oranında azalabildiğini göstermektedir. Ancak ilaç bırakıldığında eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde kilonun geri alınabildiği bildirilmektedir. Bu nedenle uzmanlar kalıcı sonuç için sürdürülebilir yaşam tarzı değişikliği yapılması gerektiğini ifade etmektedir. Hızlı kilo kaybı bazı durumlarda kas kaybına ve vitamin eksikliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle kontrollü ve dengeli bir kilo verme süreci önerilmektedir.

Zayıflama iğnesi tedavisi genellikle endokrinoloji uzmanları tarafından planlanmaktadır. Endokrinoloji bölümü bulunmayan hastanelerde dahiliye uzmanları değerlendirme yapabilmektedir. Güzellik merkezlerinde veya tıbbi olmayan ortamlarda uygulanması sağlık açısından risk oluşturmaktadır. Uzmanlar, internet üzerinden temin edilen veya reçetesiz kullanılan ilaçların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini özellikle vurgulamaktadır.

Hekimler, zayıflama iğnesinin yalnızca tıbbi gereklilik halinde kullanılması gerektiğini belirtmektedir. Estetik kaygıyla, hızlı kilo verme amacıyla bilinçsiz kullanım önerilmemektedir. Sağlıklı kilo kontrolü için dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli uyku ve stres yönetimi temel yöntemler arasında yer almaktadır.Zayıflama iğnesi uygun hastada etkili bir destek tedavisi olabilmektedir. Ancak her birey için uygun bir yöntem değildir. Kilo verme sürecine başlamadan önce mutlaka uzman görüşü alınması gerekmektedir.