Saplantılı aşk ya da “limerence” terimi, psikolog Dorothy Tennov tarafından 1979 yılında yayımlanan Love and Limerence adlı eserde tanımlandı. Tennov, kavramı “başka birine karşı istemsiz, rahatsız edici ve ezici bir özlem” olarak nitelendirirken, bu deneyimin kişinin hayatında birden fazla kez ortaya çıkabileceğini ve ortalama 18 ay ile üç yıl arasında sürebileceğini belirtti.
“Bağımlılık yapıcı bir zihin durumu”
İngiliz sinir bilimci Tom Bellamy, limerence’i bir zihin durumu değişikliği olarak tanımlıyor. Bellamy’ye göre bu süreç başlangıçta kişiye coşku ve enerji verse de zamanla bağımlılık yapıcı hale gelebiliyor ve zihnin sürekli aynı kişiyle meşgul olmasına yol açabiliyor.
Kızgınlık ve belirsizlikten besleniyor
Psikolog Ian Tyndall, limerence’in kızgınlık ve belirsizlik duygularından beslenebildiğini, kişinin karşılık alma umuduyla duygusal bağı sürdürme arzusunun ön planda olduğunu ifade ediyor. Bu durum, kişinin fiziksel ve zihinsel sağlığını ihmal etmesine, sosyal ve iş yaşamı dahil olmak üzere hayatının farklı alanlarında işlev kaybı yaşamasına neden olabiliyor. Durham Üniversitesi’nden Kathleen Carswell ise saplantılı aşkın yalnızca fiziksel değil, yoğun bir duygusal yakınlık isteğini de içerdiğini ve karşı tarafa yönelik takıntılı düşüncelerin bu sürecin karakteristik özelliklerinden biri olduğunu belirtiyor.
Stalk davranışı ile karıştırılmamalı
Londra Metropolitan Üniversitesi’nden Emma Short, saplantılı aşkın doğrudan patolojik bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, daha çok kişisel ve durumsal bir bağlanma biçimi olduğunu ifade ediyor. Short, takıntılı takip (stalk) davranışı ile limerence arasında net bir ayrım yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Çalışmalar, limerence’in bağlanma bozuklukları gibi bazı psikolojik problemlerle ilişkili olabileceğini ancak bunun kesinlik kazanmadığını ortaya koyuyor. Anketlere göre saplantılı aşıklar, genel sosyal kaygıdan ziyade belirli bir kişiye yönelik yoğun kaygı yaşayabiliyor.
Uzmanlara göre çözümü ne?
Uzmanlar, saplantılı aşkın yıkıcı etkilerinden uzaklaşmak için ilgili kişiyle teması kesmenin ve bu duyguyu besleyen davranışlardan kaçınmanın önemli olduğunu belirtiyor. Dr. Bellamy’nin aktardığı deneyimler ise iletişim ve dürüstlükle bu tür saplantılı duyguların aşılabileceğini gösteriyor. Limerence kavramına yönelik arama ve ilginin artmasıyla birlikte, psikoloji alanında bu konuda yapılan çalışmaların ve farkındalığın da genişlediği gözlemleniyor.



