Samsun Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) Uzman Psikoloğu Ecem Gündağ, bağımlılık alanındaki güncel eğilimlere ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Gündağ, son üç yılın verilerine göre Samsun YEDAM'a ilk kez başvuran danışan sayısında yaklaşık yüzde 41'lik artış yaşandığını belirterek, bunun bağımlılığın arttığı anlamına gelmediğini ifade etti. Gündağ, söz konusu artışın toplumda bağımlılık konusunda farkındalığın yükselmesi, profesyonel destek arayışının artması ve tedavi hizmetlerine erişimin daha görünür hale gelmesiyle ilişkili olduğunu söyledi. Son bir yılda merkeze yapılan başvurularda en yoğun grubun 25-40 yaş aralığındaki bireyler olduğunu kaydeden Gündağ, bağımlılığın belirli bir yaş grubuyla sınırlı olmadığını vurguladı. YEDAM'ın alkol, madde, tütün, kumar ve teknoloji bağımlılıklarında 12 yaş ve üzerindeki bireylere psikososyal destek sunduğunu belirten Gündağ, 12 yaş altındaki çocuklarda ise aile odaklı danışmanlık hizmeti yürütüldüğünü ifade etti.
KUMAR BİRİNCİ SIRADA!
Başvuruların önemli bölümünü alkol, madde ve tütün bağımlılıklarının oluşturduğunu belirten Gündağ, son dönemde en dikkat çekici yükselişin ise davranışsal bağımlılıklar arasında kumar bağımlılığında görüldüğünü söyledi. Çevrimiçi bahis ve kumar platformlarının yaygınlaşması, akıllı telefonlarla günün her saatinde erişilebilir hale gelmesi ve dijital mecralardaki yoğun görünürlüğün bu artışta etkili olduğuna işaret eden Gündağ, bazı bireylerde yüksek kazanç beklentisiyle yapılan yüksek riskli finansal işlemlerin de problemli davranış örüntülerini besleyebildiğini dile getirdi.
BIRAKMAK YETERLİ DEĞİL
Bağımlılık tedavisinde tek bir başarı oranından söz etmenin mümkün olmadığını belirten Gündağ, iyileşme sürecinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini ifade etti. Bağımlılığın kronik bir beyin hastalığı olduğuna dikkat çeken Gündağ, tedavi sürecinde yaşanan nükslerin başarısızlık anlamına gelmediğini, önemli olanın bireyin yeniden tedaviye yönelmesi ve sürece devam etmesi olduğunu söyledi. Gündağ, bağımlılıkta gerçek iyileşmenin yalnızca madde, alkol ya da bağımlılık davranışının sona ermesiyle değil; kişinin aile ilişkileri, eğitim ve iş yaşamı, sosyal çevresi, ruhsal ve fiziksel sağlığı ile yaşam kalitesindeki iyileşmeyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu nedenle tedavinin temel hedefinin, bireyin yaşamını bütüncül olarak yeniden işlevsel hale getirmek olduğunu sözlerine ekledi.




