ARENA ÖZEL/Hikmet Katırcıoğlu, 25 yıldır aktarlık mesleğini sürdürüyor. Bu işe girmeden önce iki yıl boyunca kitapları, profesörlerin ortak görüşlerini inceleyerek bitkilerin faydalarını ispatlayan denemeler üzerine çalışmalar yaptı. Sonuç veren bitkileri tespit ederek, bunları tavsiye etmeye başladı. Katırcıoğlu, çay ve ıhlamurları genellikle Samsun’da ticari olarak yetiştirilenlerden değil, köylerde yetiştirilenlerden temin ettiklerini söylüyor. Samsun halkı da genellikle köylerden tedarik ediyor.
HASTA OLMAYAN KULLANMIYOR
İnsanların bitkisel çayları çoğunlukla rahatlamak amacıyla tükettiğini belirten Katırcıoğlu, hasta olmayan kişilerin genellikle bitki çayı kullanmadığını ifade ediyor. Daha önce bağışıklık sistemini güçlendirmek ya da hastalıklara karşı direnç sağlamak amacıyla bitkisel çay kullananların nadir olduğunu belirten Katırcıoğlu, Türk milletinin hastalanmadan önce sağlığın değerini pek önemsemediğini vurguladı.

BİLGİSİZCE YAPILAN AKTARLIK DOĞRU DEĞİL
Aktarlığın güzel bir meslek olduğunu dile getiren Katırcıoğlu, ancak aktarlardan daha çok araştırma yapmasını beklediklerini söylüyor. Çünkü her bitki her derde deva değildir ve bitkiler aspirin gibi her durumda kullanılmaz. Eskiden, köylerde veya şehirlerde nerenin rahatsızlığı varsa her şeye aspirin verildiğini ifade ediyor. Bitkilerin laboratuvarlarda profesörler tarafından faydalı olduğu alanlar belirlenmiş olup, bunların düşük dozlarda deneyerek takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Aktar olmak isteyen kişilere tavsiyesi ise, öncelikle bitkiler hakkında araştırma yapmaları gerektiği yönünde. Ticari amaçla ve bilgisizce yapılan aktarcılığın doğru bir meslek olmadığını, bu şekilde kazanılan paranın helal olmayacağını ifade ediyor.
Aktarlığın avantajlarını ise şöyle özetliyor: Tavsiye verildiğinde çevren genişliyor, insanlar üzerindeki güven ve itibarı artıyor. Fayda ve sonuç alındığında mesleğin değeri daha da ortaya çıkıyor.

KÖYLERDEN GELEN TECRÜBELER
Katırcıoğlu, yıllar boyunca Artvin ve Kütahya gibi köyleri ziyaret ederek, yaşlı insanlardan gelen tecrübelerle formüller topladığını anlatıyor. Örneğin, bir yanık kremi formülünün kitaplarda, profesör önerilerinde veya bilimsel çalışmalarda bulunmadığını, ancak bir teyzemizin eskiden askerlerin barut yanıklarında uyguladığı formülün mükemmel sonuç verdiğini belirtiyor. İnsanların internetten gördükleri bilgilerle bitki kullanmasının yanlış olduğunu, her bilginin doğru olmadığını vurguluyor.
IHLAMURUN FAZLASI ZARAR
Kış aylarında en çok ıhlamurun tercih edildiğini söyleyen Katırcıoğlu, grip olan kişiler için özel bir tarif veriyor. Nane, kekik, zencefil, hafif az da olsa ıhlamur ve kabuğuyla yarım limonun cezvede kaynatılıp bir gece 3-4 bardak içilmesi halinde gribin sabaha kadar yok olacağını belirtiyor. Ancak ıhlamurun devamlı kullanımının vücudu yumuşattığını ve hücrelerin, eklemlerin bitkilere karşı direncini azalttığını, bunun da hastalıklara daha çok meyilli hale getirdiğini ekliyor.

GRİP AŞISI ETKİSİ VEREN FORMÜL
Kış hastalıklarına karşı bir diğer önerisi ise ada çayı, anason, kekik, rezene, ebegümeci ve zencefil karışımı. Bu karışımın grip ve ateşe karşı mükemmel sonuç verdiğini ifade ediyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için arı sütü, ginseng ve bal karışımını özellikle annelere tavsiye ediyor. Bu karışımı kullanan çocukların bir kış boyunca adeta grip aşısı yaptırmış gibi sağlıklı kalacağını söylüyor.
Katırcıoğlu, kış aylarında insanların hastalanmadan önce sağlığına önem vermediğini, bitki çaylarının genellikle hasta olduktan sonra tüketildiğini belirterek, sağlığın korunmasının hastalanmadan önce alınacak önlemlerle mümkün olduğunu vurguluyor.




