Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, Denizli 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen trafik kazası davasına ilişkin dikkat çeken bir karara imza attı. Yüksek mahkeme, kazada aracı hasar gören ve ehliyetsiz olduğu belirlenen davacının zararının, kusurlu bulunan karşı tarafça karşılanması gerektiğine hükmetti.
EHLİYETSİZ OLMAK TAZMİNATI ORTADAN KALDIRMIYOR
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, dava konusu olay 1 Mayıs 2023’te meydana geldi. Davacı vekili, davalının sevk ve idaresindeki araçla müvekkiline ait otomobilin karıştığı kazada maddi hasar oluştuğunu ve kazada karşı tarafın kusurlu olduğunu ileri sürdü.
Davalı taraf ise kaza tespit tutanağında sürücü olarak farklı bir ismin yer aldığını, kazanın gerçekte ehliyetsiz olan davacı tarafından araç kullanılırken meydana geldiğini savundu. Davalı vekili, davacının tecrübesizliği nedeniyle kazanın yaşandığını iddia ederek davanın reddini talep etti.
YEREL MAHKEME REDDETTİ, YARGITAY BOZDU
Yerel mahkeme, davalının savunmalarını dikkate alarak davayı reddetti. Bunun üzerine dosya temyiz edilerek Yargıtay’a taşındı.
Dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, ehliyetsiz araç kullanmanın tek başına tazminat hakkını ortadan kaldırmayacağına işaret etti. Kararda, kazada kusurlu olan tarafın, karşı tarafın zararını karşılamakla yükümlü olduğu vurgulandı.
Bu karar, benzer davalar açısından emsal niteliği taşırken, trafik kazalarında kusur oranının belirleyici unsur olduğuna dikkat çekti.
YARGITAY’DAN EMSAL NİTELİĞİNDE DEĞERLENDİRME
Yargıtay incelemesinde, bilirkişi raporundaki kusur tespitine işaret edilerek şu ifadelere yer verildi:
“Dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporunda belirtilen kusur durumuna göre davalının tazminat sorumluluğunun bulunduğu, davacının sürücü belgesinin bulunmamasının idari para cezasını gerektirdiği, tek başına bu hususun kazanın meydana gelmesindeki kusur durumunu etkilemeyeceğinden yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı ileri sürülerek kararın kanun yararına bozulmasını talep etmiştir.”
KARARIN GEREKÇESİ
Kararın gerekçesinde, kaza tespit tutanağı ve uzman bilirkişi raporuna vurgu yapılarak şu tespitler yapıldı:
"Kaza tespit tutanağı ve konusunda uzman bilirkişiden alınan kusur raporuna göre meydana gelen kazada davacının kural ihlali olmadığı, davalının asli kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece davacının kaza sırasında sürücü belgesi olmadığı ve sürücü belgesiz araç kullanılması nedeniyle illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49'uncu maddesinin numaralı fıkrasına göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Her ne kadar mahkemece davacının kaza sırasında geçerli bir sürücü belgesi bulunmaması nedeniyle illiyet bağı kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davacının herhangi bir kural ihlali olmadığı, davalının asli kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece davacının kaza sırasında sürücü belgesi olmadığı ve sürücü belgesiz araç kullanılması nedeniyle illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine kesin olarak karar verildiği görülmektedir. Şu durumda; ilk derece mahkemesince kazanın meydana gelmesinde davacıya atfi kabil kusurun bulunmadığının anlaşılması ve davacının sürücü belgesi bulunmasının sürüş kusuru niteliğinde olmayıp illiyet bağını kesecek bir hal olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek ve zarar miktarı hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenle kararın sonucuna etkili olmamak üzere kanun yararına bozulması gerekmiştir."





