Bundgaard sendromu kalpte ritim bozukluklarına yol açabilen nadir bir hastalık. Bazı kişilerde uzun süre hiçbir belirti ortaya çıkmayabiliyor.
Kalpte ortaya çıkan bazı ritim bozukluklarının arkasında, oldukça nadir görülen kalıtsal hastalıklar bulunabiliyor. Bunlardan biri de tıp dünyasında yakın dönemde tanımlanan Bundgaard sendromu. Kalbin elektriksel çalışmasını etkileyen hastalık, özellikle EKG’de ortaya çıkan sıra dışı değişikliklerle dikkat çekiyor.
Bundgaard sendromu, diğer adıyla ailesel ST-segment depresyon sendromu, aile içinde birden fazla kişide görülebilen kalıtsal bir kalp hastalığı. Hastalığı farklı kılan noktalardan biri, kalp damarlarında ciddi bir tıkanıklık bulunmamasına rağmen EKG’de kalıcı ST-segment düşüklüğünün ortaya çıkması.
Bu görüntü ilk bakışta kalp damarlarıyla ilgili bir problemi düşündürebiliyor. Ancak yapılan incelemelerde damarlarda bunu açıklayacak bir sorun bulunmaması ve benzer EKG değişikliklerinin aynı ailenin farklı üyelerinde görülmesi, Bundgaard sendromunu gündeme getiriyor.
Hastalık herkeste aynı şekilde seyretmiyor. Bazı kişiler yıllarca herhangi bir şikayet yaşamazken, bazı hastalarda çarpıntı, baş dönmesi, bayılma, nefes darlığı ve göğüste rahatsızlık hissi görülebiliyor. Bu nedenle sendrom kimi zaman başka bir nedenle çekilen EKG sırasında tesadüfen fark edilebiliyor.
Bundgaard sendromunu önemli kılan ise yalnızca EKG’deki değişiklik değil. Hastalığın kalbin ritmini de etkileyebildiği biliniyor. Hastalarda atriyal fibrilasyon başta olmak üzere farklı ritim bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Daha ciddi vakalarda kalbin alt odacıklarından kaynaklanan tehlikeli ritim bozuklukları da görülebiliyor.
Sendrom aynı zamanda kalp yetersizliği ve ani kalp ölümü riskiyle de ilişkilendiriliyor. Ancak bu durum, Bundgaard sendromu bulunan herkesin aynı riskle karşı karşıya olduğu anlamına gelmiyor. Hastalığın seyri kişiden kişiye değişirken, ailede ani kalp ölümü bulunması ve daha önce ciddi ritim bozukluğu yaşanması risk değerlendirmesinde önem taşıyor.
Bundgaard sendromunun kalıtsal olması nedeniyle aile öyküsü de doktorlar için önemli bir ipucu oluşturuyor. Bir kişide hastalığın karakteristik bulgularının görülmesi halinde diğer aile bireylerinin de kalp sağlığı açısından değerlendirilmesi gerekebiliyor.
Tanı sürecinde EKG önemli bir yere sahip. Bunun yanında Holter, efor testi ve ekokardiyografi gibi incelemelerden yararlanılabiliyor. Doktorlar ayrıca EKG’deki değişikliğin kalp damar hastalığı veya başka bir sağlık sorunundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını da araştırıyor.
Bundgaard sendromunu tamamen ortadan kaldıran özel bir tedavi henüz bulunmuyor. Hastalar taşıdıkları riske ve ortaya çıkan kalp sorunlarına göre takip ediliyor. Ritim bozukluğu gelişmesi halinde buna yönelik tedavi uygulanırken, yaşamı tehdit eden ritim bozukluğu riski yüksek olan bazı hastalarda ICD olarak bilinen kalp cihazları kullanılabiliyor.