Sessiz reflü nedir? Belirtileri grip ve alerjiyle karıştırılıyor

Kış aylarının gelmesiyle birlikte boğaz yanması, öksürük ve geniz akıntısı gibi yakınmalar artarken, birçok kişi bu durumu grip ya da mevsimsel virüslerle ilişkilendiriyor. Ancak uzmanlara göre son dönemlerde en çok artış gösteren rahatsızlıklardan biri de sessiz reflü. Klasik reflüden farklı olarak göğüste yanma hissine neden olmayan bu durum, genellikle boğaz temizleme isteği, yutkunma güçlüğü, kuru öksürük ve ses kısıklığı gibi daha belirsiz şikâyetlerle ortaya çıkıyor. Bu nedenle hastalar uzun süre boyunca şikâyetlerinin kaynağını yanlış değerlendirip tedavide gecikiyor.

Sessiz reflü nasıl ortaya çıkar?

Sessiz reflü, mide içerisindeki asidin yukarı doğru çıkarak ses telleri ve boğaz bölgesine ulaşmasıyla oluşan bir rahatsızlık olarak tanımlanıyor. Normal reflüde hissedilen yanma şikâyeti sessiz reflüde görülmediği için birçok kişi hastalığın farkına varamıyor. Mide asidinin bu bölgeye temas etmesiyle birlikte boğazda tahriş, hassasiyet ve öksürük benzeri belirtiler ortaya çıkıyor. Soğuk havanın etkisi, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin uzaması, sıcak içecek tüketiminin artması ve kış aylarında daha ağır beslenme alışkanlıklarının yaygınlaşması, sessiz reflüyü tetikleyen başlıca etkenler arasında gösteriliyor.

Belirtiler neden gözden kaçıyor?

Sessiz reflünün en önemli özelliği, belirtilerini sinsi bir şekilde göstermesi. Hastalar genellikle boğazlarını temizleme ihtiyacını hava kirliliğine, kuru öksürüğü ise soğuk algınlığına bağlıyor. Oysa sabahları hissedilen boğaz kuruluğu, ses tonunda hafif bir değişim, geceleri öksürükle uyanma ya da ağızda acı bir tat fark edildiğinde sessiz reflü ihtimali düşünülmeli. Bazı kişilerde boğaza takılma hissi, yutkunma güçlüğü ya da konuşurken çabuk yorulma gibi belirtiler de görülüyor. Bu şikâyetler uzun süre devam ettiğinde kişi farkında olmadan kronik bir tabloyla karşı karşıya kalıyor.

Kış aylarında neden daha sık görülüyor?

Uzmanlara göre sessiz reflü özellikle kış döneminde belirgin bir artış gösteriyor. Soğuk hava nedeniyle kapalı alanlarda daha uzun süre kalınması, ısınma amacıyla kullanılan cihazların havayı kurutması ve insanların daha fazla çay, kahve, sıcak çikolata gibi mide asidini artıran içeceklere yönelmesi bu artışın temel sebeplerinden biri olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda kış aylarında daha yağlı ve hamur ağırlıklı gıdaların tüketilmesi, mideyi yoran bir beslenme düzeni oluşturuyor. Bu beslenme tarzı hem reflüyü hem de sessiz reflüyü tetikleyen bir zemine dönüşüyor.

Grip, alerji ve sessiz reflü nasıl karıştırılıyor?

Sessiz reflünün en çok karıştırıldığı rahatsızlıkların başında grip geliyor. Gripte görülen ateş, halsizlik, kas ağrısı ve burun tıkanıklığı gibi belirgin semptomlar sessiz reflüde bulunmaz. Buna karşın sessiz reflüde boğazdaki yanma, batma ve gıcık hissi grip belirtilerine benzediği için hastalar kendilerini yanlış değerlendirebiliyor. Alerjiyle de sık karıştırılan bu hastalık, alerjide görülen göz yaşarması, burun kaşıntısı ve hapşırma şeklindeki tipik belirtilere sahip olmadığı için dikkatli incelendiğinde ayrılabiliyor. Uzmanlar özellikle şikâyetlerin geceleri artması, sabahları boğazda tahriş hissedilmesi ve ses tonunda değişiklik yaşanmasının sessiz reflüye işaret edebileceğini belirtiyor.

Tedavi gecikirse ne olur?

Sessiz reflü uzun süre tedavi edilmediğinde boğaz bölgesinde kronik bir tahrişe yol açabiliyor. Sürekli devam eden öksürük, ses kısıklığı ve yutkunma güçlüğü günlük yaşam kalitesini düşürüyor. Bazı hastalarda ses tellerinde ödem oluşabildiği için konuşma sırasında zorlanma ve çabuk yorulma görülebiliyor. Uzmanlar, uzun vadede bu durumun hem yemek borusunda hem de boğazda daha ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenle belirtiler tekrar ettiğinde kulak burun boğaz veya gastroenteroloji uzmanına başvurulması öneriliyor.

Günlük yaşamda nelere dikkat edilmeli?

Sessiz reflünün kontrol altına alınması için beslenme ve yaşam alışkanlıklarında bazı düzenlemeler yapılması gerektiği belirtiliyor. Yemeklerden hemen sonra uzanmamak, geç saatlerde ağır yiyecekler tüketmemek, aşırı çay ve kahve tüketimini sınırlandırmak tedavi sürecinde önemli bir yer tutuyor. Gazlı içeceklerin azaltılması, baharatlı gıdalardan uzak durulması ve uyku düzeninin korunması da uzmanlar tarafından tavsiye ediliyor. Ayrıca sigara kullanımının boğaz tahrişini artırdığı, stresin mide asidini tetiklediği için hem sigaradan hem de yoğun stresten uzak durulması gerektiğine vurgu yapılıyor.

Sessiz reflü belirtileri ne zaman ciddiye alınmalı?

Uzmanlar, bir kişinin üç haftadan uzun süren boğaz yanması, geçmeyen kuru öksürük, geceleri artan gıcık hissi ve sabahları ses kısıklığı yaşıyorsa mutlaka bir doktora başvurması gerektiğini belirtiyor.

Özellikle ses tellerinde tahriş veya boğazda kronik bir şikâyet ihtimali olduğunda erken tanı büyük önem taşıyor. Sessiz reflünün erken dönemde fark edilmesi, hastalığın ilerlemesini durdurarak daha kısa sürede sonuç alınmasını sağlıyor.