İnsanlık tarihinin en eski meraklarından biri zamanın doğası oldu. Geçmişe dönmek, geleceği görmek ya da zamanı durdurmak… Edebiyattan sinemaya kadar pek çok alanda işlenen zaman yolculuğu fikri, aslında yalnızca bilim kurguya ait bir hayal değil. Modern fizik, özellikle 20. yüzyıldan itibaren zamanın düşündüğümüz kadar sabit ve değişmez olmadığını ortaya koydu. Peki gerçekten zaman yolculuğu mümkün mü? Fizik bilimi bu konuda ne söylüyor?
Uzun yıllar boyunca zaman, herkes için aynı hızda akan ve evrensel kabul edilen bir kavram olarak düşünüldü. Ancak 1905 yılında Albert Einstein’ın ortaya koyduğu Özel Görelilik Kuramı bu algıyı değiştirdi. Einstein’a göre zaman, hızla doğrudan ilişkilidir. Işık hızına yaklaşan bir cisim için zaman, daha yavaş akar. Bu duruma “zaman genişlemesi” denir.
Bu teori yalnızca matematiksel bir önerme olarak kalmadı. Günümüzde uyduların çalışmasında kullanılan hassas saatler, Dünya’nın yörüngesinde döndükleri için yeryüzündeki saatlerden çok küçük de olsa farklı çalışır. Eğer bu fark hesaba katılmazsa GPS sistemleri doğru konum veremez. Yani aslında hepimiz çok küçük ölçeklerde de olsa zamanın göreli olduğunu kabul ederek yaşıyoruz.
Bu ne anlama geliyor? Teorik olarak yeterince hızlı hareket edebilen biri için zaman yavaşlayabilir. Bir uzay gemisi ışık hızına çok yakın bir hızla yolculuk edip Dünya’ya geri dönerse, gemideki kişi için geçen süre ile Dünya’daki süre farklı olur. Bu senaryoda uzay yolcusu, teknik olarak “geleceğe gitmiş” sayılır. Yani fizik kurallarına göre geleceğe yolculuk mümkün görünüyor.
Geleceğe gitmek mümkün, peki ya geçmiş?
Fizikçiler için asıl tartışmalı konu geçmişe yolculuk. Geleceğe doğru zaman genişlemesiyle ilerlemek kuramsal olarak mümkün kabul edilirken, geçmişe dönmek çok daha karmaşık problemler içeriyor. Einstein’ın Genel Görelilik Kuramı, uzay ve zamanın bir bütün olduğunu ve kütle tarafından büküldüğünü söyler. Çok büyük kütleye sahip cisimler, örneğin kara delikler, uzay-zaman dokusunu eğip büker. Bazı teorik hesaplamalar, uzay-zamanın aşırı derecede bükülmesi durumunda “kapalı zaman benzeri eğriler” oluşabileceğini öne sürer. Bu eğriler, teorik olarak geçmişe dönme ihtimali barındırır.
Bu noktada “solucan deliği” kavramı devreye girer. Solucan delikleri, uzay-zamanda iki farklı noktayı birbirine bağlayan kısa yollar olarak tanımlanır. Eğer bir solucan deliğinin iki ucu farklı zaman dilimlerine bağlanabilirse, teorik olarak zaman yolculuğu mümkün olabilir. Ancak burada büyük bir sorun var: Bu yapıları açık tutacak ve çökmesini engelleyecek “egzotik madde” henüz gözlemlenmedi. Ayrıca böyle bir yapının kararlı kalıp kalamayacağı da bilinmiyor.
Zaman paradoksları ve mantık çıkmazı
Geçmişe yolculuk fikri yalnızca fiziksel değil, mantıksal sorunlar da doğurur. En bilinen örnek “büyükbaba paradoksu”dur. Bir kişi geçmişe gidip büyükbabasının çocuk sahibi olmasını engellerse, kendisi hiç doğmamış olur. Bu durumda geçmişe gidip müdahale eden kişi kimdir?
Bazı fizikçiler bu paradoksları çözmek için “çoklu evren” teorisini gündeme getirir. Buna göre geçmişe gidip yapılan her müdahale, yeni bir evren yaratır ve asıl zaman çizgisi bozulmaz. Ancak bu teori henüz deneysel olarak kanıtlanmış değildir. Kuantum mekaniği ve çoklu evren yorumları halen tartışma aşamasındadır. Bir diğer yaklaşım ise “tutarlılık ilkesi”dir. Buna göre geçmişe yolculuk mümkün olsa bile, evren kendi içinde çelişki yaratacak olaylara izin vermez. Yani geçmişe giden kişi zaten tarihin bir parçasıdır ve değiştirdiğini sandığı şeyler aslında hep yaşanmıştır.
Kara delikler ve zamanın sınırları
Kara delikler zaman yolculuğu tartışmalarında sık sık gündeme gelir. Çünkü bu kozmik yapılar, uzay-zamanı aşırı derecede büker. Teorik olarak kara deliğe yaklaşan bir gözlemci için zaman dışarıdaki gözlemciye kıyasla daha yavaş akar. Ancak kara deliğin içine girildiğinde fizik yasalarının nasıl davranacağı henüz tam olarak bilinmemektedir. Kuantum yerçekimi teorisi hâlâ tamamlanmış değildir. Bazı teorik modellerde dönen kara deliklerin iç yapısının zaman benzeri kapalı eğriler oluşturabileceği öne sürülür. Ancak bu durumun gerçek evrende mümkün olup olmadığı belirsizdir. Ayrıca böylesi bir ortamdan sağ çıkmak şimdilik imkânsız görünmektedir.
Kuantum fiziği ne söylüyor?
Kuantum mekaniği zaman kavramını daha da karmaşık hale getirir. Atom altı parçacıklar dünyasında klasik zaman anlayışı her zaman geçerli değildir. Bazı deneylerde parçacıkların davranışı, zamanın yönü konusunda alışılmış düşünceyi zorlar. Ancak bu durum, makroskobik ölçekte bir zaman makinesi yapılabileceği anlamına gelmez. Bugüne kadar yapılan hiçbir deney, insanların geçmişe gidebileceğini göstermemiştir. Zaman yolculuğu, matematiksel olarak bazı denklemlerde mümkün görünse de, pratikte bunun nasıl gerçekleştirileceği bilinmemektedir.