İstanbul'un Adalar açıklarında dün saat 16.08 sonrasında yoğunlaşan sismik hareketlilik gece boyunca devam etti. 3.2 büyüklüğündeki sarsıntının ardından AFAD verilerine göre en büyüğü 2.5 olan 50'ye yakın mikro deprem meydana geldi. 17 Ağustos 1999 depreminin 27. yıl dönümünden iki gün sonra kaydedilen bu depremlerin ardından yerbilimciler Prof. Dr. Okan Tüysüz, Prof. Dr. Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Gece Boyunca Deprem Hareketliliği Sürdü
Bölgede iki saatlik zaman diliminde gerçekleşen 3.2'lik ilk depremin ardından sismik aktivite gece boyu sürdü. En büyüğü 2.5 olarak ölçülen çok sayıda küçük sarsıntı bölgede endişeye yol açarken, gözler sarsıntıların beklenen büyük Marmara depremiyle bağına çevrildi.
Uzman İsimlerden Açıklamalar Geldi
Deprem uzmanları yaşanan peş peşe sarsıntıların doğrudan büyük bir felaketin habercisi şeklinde nitelendirilemeyeceğini belirtti
Prof. Dr. Okan Tüysüz, mevcut tablonun Adalar fayındaki aktifliğe işaret ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz. Bir depremin öncü olduğu arkasından büyük deprem gelince anlaşılır. Bekleyip göreceğiz."
Prof. Dr. Ahmet Ercan ise sadece mikro sarsıntı verileri üzerinden tahmin yürütülemeyeceğini ifade ederek vatandaşları sakin olmaya çağırdı. Ercan, beklenen Marmara depreminde en çok 2,5 metrelik tsunami (süpürtü) oluşabileceğini öngördüğünü, kırılmanın ise en erken 2045, en olası tarih olarak da 2075 yılında yaşanabileceğini aktardı.
Fay Hattına İlişkin Farklı Değerlendirme
Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, depremlerin ana fay üzerinde değil, bölgeyi güney-kuzey yönünde kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında oluştuğunu ifade etti. Bu kolların yıkıcı deprem üretecek stresi barındırmadığını ve sarsıntıların doğal bir enerji salınımı olduğunu kaydeden Üşümezsoy şu değerlendirmeyi yaptı:
"Adalar fayı yaşlı ve ölü bir faydır. Buradan büyük bir deprem çıkmaz."



