Gazete Arena’ya özel açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oytun Erbaş, bağımlılığın yalnızca uyuşturucu ve benzeri maddelerle sınırlı olmadığını belirterek sevgi, spor, alışkanlıklar ve günlük yaşam tercihlerinin de bağımlılığa dönüşebileceğine dikkat çekti. Erbaş, bağımlılıkla mücadelede yaşamın dengeli sürdürülmesi, zararlı alışkanlıklarla erken yaşta tanışılmaması ve tedavi sonrasında çevrenin değiştirilmesinin önemini vurguladı.
'BAĞIMLILIK SADECE MADDE İLE OLMUYOR'
Gazete Arena muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Oytun Erbaş, bağımlılığın farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini belirterek kişinin hayatında tek bir şeye aşırı yoğunlaşmasının diğer yaşam alanlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Bağımlılığın yalnızca madde kullanımıyla değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Erbaş, günlük alışkanlıkların ve insan ilişkilerinin de bu kapsamda ele alınabileceğini dile getirdi.
ERBAŞ, BAĞIMLILIĞIN HANGİ NOKTADA ORTAYA ÇIKTIĞINI ANLATTI
'Hayatı bölüştürmek gerekiyor ya. Hayatta tek yönlü olmak çok yanlış. Bu tek yönlü şeyler de öyle mesela. Her gün aynı yemeği yemek de bağımlılık. Ya her gün aynı yere gitmek. Bir insanı çok aşırı sevmek, onu çok görmek. Yani eğer hayatına bir şey çok dahil olup başka bir şey yapamıyorsan sen bağımlısın. Yani bağımlılığın kriteri: Bir şeye çok düşüyorsun içine, başka bütün hayatı kaybediyorsun. O nedenle hayatı hep bölüştürmek lazım. Hayatta hep başka başka hobiler edineceksin, başka zevkler edineceksin. Düşünsene, hep aynı insanı görüyorsun. Bu iyi bir şey değil. Farklı insanlara da dokunmak gerekiyor. Öyle düşünün.”
“Sevgi ve aşk da büyük bir bağımlılık.' Bağımlılığın yalnızca alışkanlıklarla sınırlı kalmadığını, duygusal ilişkilerde de görülebileceğini belirten Erbaş, sevgi ve aşkın aşırıya kaçması durumunda kişinin hayatındaki diğer insanları ve yaşam alanlarını geri plana atabileceğini söyledi.
SEVGİNİN DE BAĞIMLILIĞA DÖNÜŞEBİLECEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ
'Sevgi, aşk onlar da büyük bir bağımlılık. Hep kafanda hep aynı insan var, başka insanlar yok. O da iyi bir şey değil. O nedenle hayatta hep dengeyi bulmak lazım. Yani kantarın topuzunu kaçırmayacaksın.” Günümüzde bedensel ve zihinsel rahatsızlıkların artışına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erbaş, modern yaşamın insanları daha hareketsiz hale getirdiğini ifade etti. Özellikle uzun süre bilgisayar başında kalmak, saatlerce oyun oynamak ve tek tip beslenmek gibi alışkanlıkların yaşam biçimini olumsuz etkileyebileceğine değinen Erbaş, geçmişte insanların daha hareketli bir hayat sürdüğünü belirtti.
ERBAŞ'TAN KONFORUN VE SEÇENEKLERİN ARTMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
' İkisi de bence. Yani insanlarda bedensel rahatsızlıklar da fazla. Rahatsızlıklar neden arttı? Çünkü insanlar şöyle: Aşırıya kaçma eğilimi daha fazla artık. Mesela saatlerce oyun oynuyor, duran hayatlar geçirebiliyor. Mesela bir adam masa başı bir iş yapıyor, 12 saat masasında oturuyor mesela. Ya eskiden insanlar daha dağınıktı. Mesela bir yere yürüyebiliyordu, başka yemekleri deneyebiliyordu ama şimdi öyle değil. Hep mesela aynı yemeği yemek de... Çünkü eskiden seçenek azdı. Seçenek az olduğu için mecburiyetten yiyordu ama o ona sağlık kazandırıyordu. Şimdi öyle değil. Şimdi artık mecburiyet diye bir şey yok. İstediğinizi söyleyebilirsiniz, istediğinizde işte masada yatabilirsiniz. Konfor insanları zor bir duruma düşürüyor bence.'

'BAĞIMLILIK GELİŞMEMESİNİN EN ÖNEMLİ YÖNTEMİ HİÇ BULAŞMAMAKTIR'
Bağımlılığın genetik yönüne de değinen Erbaş, özellikle çocukların zararlı alışkanlıklarla erken yaşta tanıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Ailelerin çocuklara kazandırdığı alışkanlıkların ilerleyen yaşlarda etkili olabileceğini belirten Erbaş, kahve tüketiminden abur cubura kadar pek çok alışkanlığın zamanla bağımlılığa dönüşebileceğine dikkat çekti. Erbaş, bağımlılıktan korunmanın en etkili yolunun hiç başlamamak olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
'Ben sana bir şey söyleyeyim mi? Bağımlılık gelişmemesinin en iyi yöntemi hiç bulaşmamaktır. Bulaştığın zaman çok zor kurtulmak. Yani şöyle. Mesela şu an insanlar birçok kahve bağımlısı. Belli bir hatta belli markaya bağımlı. Çünkü statü bağımlısı. Bu sefer gidiyor onu sadece tadı için değil, statü için de alıyor. O da bir bağımlılık. O nedenle yani bunları çocuklara anlatmaktan ziyade hiç tanıştırmamak en doğrusu olacak. Şimdi sen çocuğuna gidip belli o markanın kahvesini alırsan alışıyor ona, içmeye devam ediyor. Bunu ailelerin de bilmesi lazım. Yani sen çocuğuna küçükken beri belli bir şeyi veriyorsan, yediriyorsan... Mesela abur cubur gibi mesela. Ya da şöyle düşün; her gün çocuğa şekerli yumurta verirsen o çocuk şekerli yumurta arar.'
AİLE ORTAMINA DİKKAT ÇEKTİ
Çocukların yetiştikleri aile ortamında gördükleri davranışları normal kabul edebildiklerini belirten Erbaş, özellikle şiddetin bulunduğu ortamlarda büyüyen çocukların bu davranışları benimseyebileceğine dikkat çekti. Aile ortamının çocukların gelecekteki davranışları üzerindeki etkisine ilişkin Erbaş, “Onun normali oluyor. Bir çocuk küçükken ne oldu, o onun normali oluyor.” dedi.
'BAĞIMLILIKTAN KURTULMAK İÇİN BÜYÜK TEMİZLİK GEREKİYOR'
Bağımlılık tedavisi sonrasında kişilerin yeniden madde kullanımına yönelmesi konusunu da değerlendiren Erbaş, bu durumun yalnızca tedavi sürecinin yetersizliğiyle açıklanamayacağını ifade etti. Bağımlılığın psikolojik yönünün oldukça güçlü olduğunu belirten Erbaş, kişinin fiziksel olarak maddeden uzaklaşmasının tek başına yeterli olmayabileceğini söyledi. Tedavi sonrasında kişinin arkadaş çevresini ve yaşam koşullarını değiştirmesi gerektiğini vurgulayan Erbaş, eski çevrenin bağımlılığı yeniden hatırlatabileceğine dikkat çekti. Erbaş, bağımlılıktan kurtulma sürecini şu sözlerle anlattı:
' Bağımlı beyin diye bir şey var yani. Tedaviler yetersizlikten daha ziyade bağımlılığın daha önemli bir yönü de psikolojik bağımlılık çok güçlü. Yani sen vücudundan maddeyi atıyorsun ama psikolojik olarak bağımlısın ona. Hatta bağımlılık tamamen psikolojik bir şey. O nedenle o bağımlılıktan kurtulmak için çevreni değiştireceksin, arkadaşlarını değiştireceksin. Yani her şeyini yeni kurman gerekiyor. Çünkü adam bağımlı olduğu maddeyle ilişkilendirdiği arkadaşları onları bir görüyor, tekrar aklına geliyor. Yani bu gibi. Onun için tekrar yeni bir çevre kurmak lazım. Yani büyük bir temizlik gerekiyor. Bağımlılıktan kurtulmak için büyük temizlik gerekiyor.'







