Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran, TBMM'de kabul edilen 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'yle ilgili gazetearena.com'a özel çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yıldıran, terörün sona ermesini ve Türkiye'de kalıcı toplumsal barışın sağlanmasını istediklerini ancak bunun hukuk ve adalet ilkeleri göz ardı edilerek gerçekleştirilemeyeceğini vurguladı.
KARŞI OLDUĞUMU AÇIKÇA İFADE EDİYORUM
Kabul edilen kanunun yalnızca ceza ve infaz hukukuna ilişkin teknik bir düzenleme olmadığını belirten Yıldıran, bunun devletin adalet anlayışını, hukuk devleti ilkesini ve toplumun adalet duygusunu doğrudan ilgilendiren tarihi önemde bir mesele olduğunu ifade etti. Anayasa'nın üstünlüğü, hukuk devleti, kanun önünde eşitlik ve adil, şeffaf yasama sürecinin korunması gerektiğini vurgulayan Yıldıran, "Şehit ailelerimizin hukukunun korunması adına söz konusu kanun teklifine karşı olduğumu kamuoyuna açıkça ifade ediyorum" dedi.

BARIŞ İLE ADALET BİRBİRİNİN ALTERNATİFİ DEĞİL
Terörün sona ermesini, hiçbir evladın bir daha hayatını kaybetmemesini ve Türkiye'de kalıcı toplumsal barışın sağlanmasını istediklerini belirten Yıldıran, ancak barış ile adaletin birbirinin alternatifi olmadığını söyledi. Yıldıran, "Gerçek ve kalıcı toplumsal barış, mağdurların acılarının görmezden gelindiği, hukukun üstünlüğünün tartışmalı hâle getirildiği ve şeffaf yürütülmeyen süreçlerle kurulamaz" ifadelerini kullandı.
DÜZENLEME AF NİTELİĞİ TAŞIYOR
Kanun teklifindeki hükümlere ilişkin değerlendirmede de bulunan Yıldıran, belirli terör suçlarının soruşturma ve kovuşturmalarının ertelenmesi, kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin infazının yıllarca ertelenmesi ve belirli sürelerin sonunda bazı dosyaların düşmesi veya cezaların infaz edilmiş sayılması sonucunu doğurabilecek düzenlemeler bulunduğunu belirtti. Yıldıran, düzenlemenin adından bağımsız olarak kesinleşmiş cezaların sonuçlarını fiilen ortadan kaldırabilecek hükümlerin af niteliği taşıdığı görüşünü savundu.
ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER VURGUSU
Böylesine önemli bir düzenlemenin hazırlanması ve yasalaşması sürecinde baroların, hukuk kurumlarının, akademinin, sivil toplumun ve özellikle şehit aileleri ile gazilerin görüşlerinin etkin biçimde alınması gerektiğini belirten Yıldıran, teklifin tüm sonuçlarının kamuoyu önünde açık ve şeffaf biçimde tartışılması gerektiğini söyledi. Teklifin 5 Ağustos 2026'da TBMM Başkanlığına sunulmasının ardından 8 Ağustos'ta Adalet Komisyonu raporunun verilmesine de dikkat çeken Yıldıran, yasama sürecinin hızı açısından bu durumun ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Şehitlerin Türkiye'nin hafızası olduğunu vurgulayan Yıldıran, "Terör nedeniyle evladını, eşini, annesini ya da babasını kaybetmiş insanların adalet duygusu, hiçbir siyasi hedefin veya sürecin tali unsuru olarak görülemez" dedi.

TARAFIMIZ HUKUKTUR ADALETTİR
Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu belirten Yıldıran, hukukun günlük siyasi ihtiyaçların değil, adaletin güvencesi olduğunu söyledi. Yıldıran, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Şehitlerimizin aziz hatırası ve ailelerinin adalet talebi hiçbir siyasi hesabın konusu yapılamaz. Tarafımız hukuktur. Tarafımız adalettir. Şehidimiz Astsubay Semih Özbey’in yutkunuşu, binlerce şehidimizin isimleri boğazımızı düğümleyen ağır sorumluluktur. Tarafımız şehitlerimizin aziz hatırası ve milletimizin vicdanıdır."





