12 Mayıs 2026 tarihinde Havza Kültür Merkezi’ nde TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şubesi, Havza Ziraat Odası ve Havza Yerel Eylem Grubu Derneği iş birliği ile düzenlenen “Bölgemizde Hayvancılığın Geleceği ve Yem Bitkilerinin Stratejik Önemi” paneli yoğun katılımla gerçekleştirildi.
HAYVANCILIĞIN GELECEĞİ VE YEM KRİZİ ELE ALINDI
Havza Beleye Başkanı sayın Av.Murat İkiz, Havza Belediye Başkan yardımcısı sayın Hasan Şen, akdemisyen Prof. Dr. Hüseyin Erdem, TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri sayın Akın Ömür, sektör temsilcileri, çiftçiler ve meslektaşlarımızın katılım sağladığı panelde; bölge hayvancılığının mevcut durumu, sürdürülebilir üretim modelleri ve yem bitkilerinin hayvancılık açısından taşıdığı stratejik önem ele alındı.

UZMANLARDAN ÜRETİCİLERE BİLİMSEL UYARI
Panelin moderatörü TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Havva Yurdunuseven Ayvat açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününün 42’inci yılı kapsamında Havza Ziraat Odası ve Havza Yerel Eylem Grubu Derneği ile birlikte düzenlediğimiz panele hepiniz hoş geldiniz.
Ulusal Tarım Üreticileri Federasyonu 1946 yılında kurulmuş olup merkezi Paris’te bulunmaktadır.
1984 yılında Hindistan’da yapılan Genel Kurulda "14 Mayıs" Dünya Çiftçiler Günü olarak ilan edilmiştir.
Gıdaya erişimde olmazsa olmazımız çiftçilerimizin önemini ve değeri Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün ‘Milli ekonominin temeli tarımdır`, "Ülkenin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki müstahsil olan köylüdür" ve "Saban, kılıçtan üstündür" sözleriyle özetleyebiliriz.
Ülkemizdeki Tarım alanlarının; %70'i Küçük çiftçi ve üreticinin olup, % 30'u ise orta ve büyük şirketlerin elindedir.
Bu nedenle üretimde büyük payı olan küçük çiftçi ve üreticilere Devlet tarafından yapılan desteklemeler artırılmalıdır.
Sürdürülebilir aile çiftçiliği ve bunun temel direği olan kadın çiftçiler özendirilmeli ve teşvik edilmeli, Köyünü terk ederek Büyük Şehirlerin varoşlarına yerleşen genç nüfusun desteklenerek köyüne dönmeleri sağlanmalı ve çiftçilik özendirilmelidir.
Değerli Konuklar Samsun’un tarımsal fotoğrafına, mühendislik vizyonuyla baktığımızda, karşımızda devasa bir potansiyel ve aynı zamanda büyük bir sorumluluk görüyoruz. Şehrimiz; 370 bin büyükbaş ve 265 bin küçükbaş hayvan varlığıyla Karadeniz’in hayvansal üretim merkezidir.
Ancak bu tabloyu bir ziraat mühendisi, akademisyen, uzman titizliği ile incelememiz gerekiyor:
İlimizdeki bu büyük hayvan varlığına karşılık sadece 157 bin dekar mera alanımız bulunuyor. Bu kısıtlı mera varlığı bizlere net bir mesaj vermektedir:
Samsun hayvancılığının geleceği meralarımızla birlikte nitelikli yem bitkileri üretimi ve bilimsel rasyon yönetiminin de bize ne denli önemli bir husus olduğunu açıkça göstermektedir.
İlimizdeki 3,8 milyon dekarlık ekili alanın 2,2 milyon dekarını tarla bitkileri oluşturmaktadır.
Sevindirici olan şudur ki; bu alanın yaklaşık 665 bin dekarını yem bitkilerine ayırmış durumdayız ve yıllık 1 milyon 836 bin ton üretim kapasitesine sahibiz.
Ancak biz biliyoruz ki; işletme maliyetlerinin %70’ini besleme giderlerinin oluşturduğu bir sektörde, bu rakamları sadece miktar olarak değil, "kalite ve sürdürülebilirlik" açısından da yükseltmek zorundayız.
Sonuç olarak; yem bitkileri üretimi sadece bir tarımsal faaliyet değil, Samsun ile beraber ülkemiz açısından da gıda arz güvenliğinin ve hayvancılık ekonomisinin kalkanıdır.
Ziraat Mühendisleri Odası olarak; bilimin ışığında, tarladaki verimi ahırdaki kazanca dönüştürmek için her zaman üreticimizin yanındayız.
Tarım topraklarımızın ve büyük ova kapsamındaki arazilerimizin korunması, üretim ekonomisini, kamusal ve toplumsal çıkarları, planlı kalkınmayı önceleyen ”Kamucu Tarım ve Gıda Politikaları'nı savunmakla ve yaşama geçirmekle mümkündür.
Açlığın, yokluğun ve yoksulluğun son bulduğu, sağlıklı, savaşsız, sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya özlemiyle;
"Toprak verince ahır güler, ahır gülünce Samsun güler" diyerek, Panelimizin, Samsun hayvancılığı için yeni ufuklar açmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünya Çiftçiler Günümüz kutlu olsun diyor ve panelimizin başarılı geçmesini diliyorum."
Panel kapsamında uzman konuşmacılar Prof.Dr.Savaş ATASEVER “Hayvancılıkta Sürü Yönetimi ve Yetiştirme Teknikleri; Prof.Dr.Zeki ACAR “İlimizde Hayvancılık ve Yem Bitkileri Üretiminin Durumu ve Geleceği” konu başlıkları altında sunumlar gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Savaş Atasever, "Süt sığırcılığı ve koyunculuk özelinde, hayvancılık sektöründe deneyimi olmayan, yeterli yem bitkisi ekim alanı bulunmayan, ilgisiz kişiler yer almamalıdır. Hayvanlardan beklenen verimler üzerinde barınak koşulları ve yemleme pratiklerinin etkisi, genotip kadar önemlidir. Bu nedenle düzenli olarak vücut kondüsyon puanlaması, rumen doluluğu, barınak durum planlaması ve yürüyüş değerlendirilmesi yapılarak işletmedeki hayvanların genel durumları izlenmelidir. Hastalıkların ortaya çıkışını önleyen tedbirler ihmal edilmemelidir. Buzağı ve kuzu kayıplarının önüne geçmek için ağız sütü besleme ve göbek kordonu bakımına ilişkin pratikler eksiksiz uygulanmalıdır. Ürünlerin değer fiyatına satılabilmesi için üreticilerin söz sahibi olduğu bir sisteme gereksinim vardır. Bilimsel yaklaşımlar ve akılcı uygulamalarla işletmedeki hayvanların verimliliğini yükseltmek ve üretimi artırmak mümkündür. Ülkemiz ve bölgemizin bu konudaki mevcut potansiyeli yeterlidir. Sorunların çözümündeki temel nokta iç dinamiklere öncelik tanınmasıdır." dedi.
Prof. Dr. Zeki Acar konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
"Hayvancılıkta giderlerin yaklaşık %70-75’ini yem, bununda yaklaşık %70’ini kaba yem maliyeti oluşturmaktadır. Ülkemizde artan maliyetler karşısında işletmelerin ayakta kalıp sürdürülebilirliği sağlayabilmesi için yemini ve özellikle kaliteli kaba yemini kendisi üretmelidir. Ayrıca işletmelere sağlanan destekler ciddi olarak artırılarak hem üreticilerin kazanması hem de özellikle dar gelirli tüketicilerin gıdaya ulaşabilmesinin sağlanması çok önemlidir. Mevcut koşullarda yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çok sayıda üretici üretmekten vazgeçtiğinden, her yıl yüksek miktarlarda kasaplık veya besilik hayvan ya da kırmızı et dış alımı yapılmaktadır. Kendi üreticilerimize verilmesi gereken paralar yabancı ülkelerin çiftçilerine aktarılmakta, böylece hem dışa bağımlılık artarak gıda güvenliği riski artmakta hem de kendi üreticimiz orta ve uzun vadede üretimden çekilmektedir. Hayvancılıkta işletmenin zarardan kurtulup kazanmaya başlayabilmesi için, ürettiği ürün ile hayvanın tükettiği yoğun (kesif) yem arasında bir parite vardır. Üretici 1 adet yumurta sattığında 200 gram, 1 litre süt sattığında 1,5 kg, 1 kg karkas kırmızı et karşılığında 22 kg ve 1 kg piliç etine karşılığında 5 kg yem satın alabilmelidir ki ayakta kalabilsin. Ülkemizde bir süredir bu denge üreticinin zararına olacak şekilde bozulmuştur. Desteklerin artırılmasının yanında, üreticiler ayakta kalabilmek adına olabildiğince kendi yemini üretmelidirler. Bu amaçla kaliteli kaba yem için sulanan alanlarda yonca ve silajlık mısır, sulanamayan alanlarda kışlık ekilecek fiğ, yem bezelyesi, yulaf, tek yıllık çim öne çıkan bitkilerdir. Tek yıllık ürünler olan fiğ, yem bezelyesi, yulaf ve tek yıllık çim yalnız ekilebileceği gibi, hem yem verimini hem de kaliteyi artırmak adına bir baklagil bir buğdaygil olmak üzere ikili karışım olarak da yetiştirilebilir. Yoğun yem için mısır, arpa, yulaf ve buğday gibi tahıllar ile fiğ ve bezelye taneleri kırdırılıp karıştırılarak kullanılabilir. Böylece işletmenin dışa bağımlılığı azaltılıp daha iyi kazanç sağlanabilir."
PLAKET TAKTİM EDİLDİ
Program sonunda moderatör TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Havva Yurdunuseven Bayzat, panelistler Prof. Dr. Savaş Atasever, Prof. Dr. Zeki Acar ve Havza Ziraat Odası Başkanı sayın Coşkun Genç’e plaket takdim edilirken, panelin bölge tarımı ve hayvancılığı açısından önemli bir bilgi paylaşım ortamı oluşturduğu ifade edildi





