Seksenler, Ayrılsak da Beraberiz ve Kahpe Bizans gibi yapımlarda yer alan oyuncu Necmi Yapıcı, hafta sonları Samsun'a gelerek çocuklara ve yetişkinlere yönelik oyunculuk dersleri veriyor. Samsun Gençlik Platformu'nun organizasyonunda açıklamalarda bulunan Necmi Yapıcı, komedi türü ve oyunculuk sektörü hakkında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.
HERKES OYUNCU OLUYOR AMA KOMEDYEN OLAMIYOR
Komedinin dram ve diğer türlerden daha zor olduğunu ifade eden Necmi Yapıcı, oyunculuk ve senaristlik süreçlerine dair şu açıklamayı yaptı:
"Kendi oynadığım oyunları da yazıyorum. Ayrılsak da Beraberiz dizisinin 25 bölümünü ben yazdım. Senaristlik de yapıyorum. Genelde komedi yazıyorum. Komedi yazmak için halkı iyi tanımak gerekiyor. Yazılan şeye hâkim değilsen komedi de iyi yazılmıyor. İnsan bilmediği bir şeyi yazamaz. Ben, herkesin ortalama aynı tepkiyi verdiği komediler yapmak istiyorum. Komedi biraz da zekâ işidir. Zekâ seviyesine göre herkese her espri komik gelmez. O yüzden bunun ortalamasını bulabilmek ve tüm salonu aynı anda aynı espriye güldürmek bir maharet işi. Herkes oyuncu oluyor ama komedyen olamıyor. Bu da çalışarak, üstüne kafa yorarak başarılabiliyor. Komedi oynamaktan çok zevk alıyorum, kendimi rahat hissediyorum. Ayrıca ülkemizde komedi ile başlayınca devamında da komedi geliyor. Onu kırmak istesen de sistem biraz onu engelliyor. Komedide herkes aynı şeye ağlıyor ama aynı şeye gülmüyor. O yüzden de herkesin güleceği bir espri yapmak gerçekten zor. Algılama ve zekâ seviyesi farklı olduğundan zor. Dram o nedenle daha kolay. Herkes aynı duyguya ağlayabiliyor ama gülemiyor"
HALK BİZİM VELİNİMENİTİMİZDİR
Sosyal medyanın oyuncular üzerindeki etkisi ve halkla ilişkileri hakkında konuşan Necmi Yapıcı, insanlarla iletişimde kalmayı sevdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Sosyal medyada da samimi ilişkilerime devam ediyorum. Mesajlara geri dönmeye çalışıyorum. İnsanlarla iletişimde kalmayı seviyorum. İstanbul'da Marmaray'a binerim, metroya binerim, halkın içinde yaşamayı da seviyorum. Onların ilgisinden hiçbir zaman rahatsız olmuyorum. Halka değer veriyorum çünkü bizim değerimizi onlar belirliyorlar. Halk, bizim velinimetimizdir. O yüzden saygılı olmak lazım. Yaklaşmayı bilmeyen insanlar da var, rahatsız edici derecede. Onlara da gereken tepkiyi nazik bir şekilde gösteriyorum. Çünkü iletişim biraz beceri işi. Onlar beni tanıyor ama ben onları hayatımda ilk defa görüyorum. Birden samimiyet ile laubaliliği karıştıran izleyiciler olabiliyor. Onlara da nazik cevap vermeye çalışıyorum. Bu da işimizin gereği. Bundan rahatsız olmamak gerekiyor"




