Meditopia’nın 100 farklı şirketten 15 binden fazla çalışanın katılımıyla hazırladığı 2025 Çalışan Wellbeing Raporu, Türkiye’de iş hayatının çalışanlar üzerindeki fiziksel ve ruhsal etkilerine dair dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Araştırma, çalışanların büyük bölümünün yüksek stres, yorgunluk ve uyku problemleriyle mücadele ettiğini gösterirken, genel refah seviyesinin kırılgan bir dengede seyrettiğine işaret etti.
Araştırmaya göre Türkiye’de çalışanların genel esenlik skoru 100 üzerinden 54,8 olarak ölçüldü. Bu oran, çalışanların önemli bir kısmının zihinsel ve fiziksel açıdan baskı altında olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 48’i, en büyük stres kaynağı olarak fiziksel sağlık sorunları ve uyku düzensizliklerini gösterdi. Yıl boyunca en sık hissedilen baskın duygu ise yorgunluk oldu.
STRES VE KAYGI YÜKSEK SEVİYEDE
Raporda, yılın son çeyreğinde esenlik skorunun 56,9’a yükseldiği görülse de stres (65,6) ve kaygı (62,9) seviyelerinin yüksekliğini koruduğu belirtildi. Çalışanların yüzde 37’si, yıl genelinde baskın duygunun yorgunluk olduğunu ifade etti. Uyku skorunun 50,4 seviyesinde kalması ise zihinsel ve fiziksel toparlanmanın yetersiz olduğuna işaret etti. Buna rağmen her 10 çalışandan 6’sı, 2026 yılına umutla baktığını dile getirdi.

HAREKET EKSİKLİĞİ ALARM VERİYOR
Araştırmanın dikkat çeken başlıklarından biri de hareket eksikliği oldu. Çalışanların yüzde 81’i fiziksel ağrı yaşadığını belirtirken, yüzde 54’ü hiç egzersiz yapmadığını ifade etti. 36,8 puanlık hareket indeksi, tüm esenlik başlıkları arasında en düşük seviye olarak kaydedildi. Grup egzersizlerinin bireysel çalışmalara kıyasla daha motive edici bulunması, birlikte hareket etmenin önemini ortaya koydu.
RUH HALİNİ EN ÇOK İŞ HAYATI BELİRLİYOR
Katılımcıların yüzde 70’i, duygu durumlarını en çok iş ve eğitim hayatının etkilediğini söyledi. Sektörel değerlendirmede teknoloji sektörü 64,7 puan ile ortalamanın üzerinde seyrederken, e-ticaret sektörü 51,9 puan ile tükenmişliğin daha yoğun yaşandığı alanlardan biri olarak öne çıktı.
Raporda, çalışan dayanıklılığının kurumlar açısından giderek daha kritik bir başlık haline geldiği vurgulanırken, çalışan refahını destekleyen uygulamaların iş dünyasında artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiği ifade edildi.





