Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda özellikle gençlerde ve kadınlarda artış gösteren bazı kanser türleri ile mikroplastik maruziyeti arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirtti. Plastiklerin günlük yaşamın hemen her alanında bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şevket Özkaya, plastik ürünlerin zaman içerisinde fiziksel ve kimyasal etkenlerle parçalanarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşebildiğini ifade etti. Mikroplastiklerin gıda ambalajları, kıyafetler, ev ve iş yeri havası, su kaynakları ile çeşitli tüketim ürünlerinde bulunabildiğini belirten Özkaya, bu parçacıkların insan vücuduna farklı yollarla ulaşabildiğini söyledi.

"MİKROPLASTİKLER VÜCUDUN FARKLI BÖLGELERİNDE TESPİT EDİLDİ"

Mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin son yıllarda daha fazla araştırılmaya başlandığını belirten Prof. Dr. Özkaya, "2022 yılından itibaren bilim insanları mikroplastik parçacıkları insan kanında, akciğerlerde, testislerde, beyinde ve plasentada tespit etti. Bu bulgular, mikroplastiklerin insan sağlığı açısından daha önce yeterince bilinmeyen bir risk oluşturabileceği yönündeki araştırmaları hızlandırdı" diye konuştu.
Mikroplastiklerin solunum, beslenme ve temas yoluyla vücuda alınabileceğini dile getiren Özkaya, "Parçacıkları yiyecek ve içecekler yoluyla yutabilir, havadan soluyabiliriz. Bazı mikroplastiklerin kozmetik ürünler aracılığıyla ciltle temas etmesi de söz konusu. Mikroplastikler artık havanın, suyun ve çevrenin bir parçası haline geldi" şeklinde konuştu.

Organ naklinde Samsun dikkat çekiyor: Aile onay oranı yüzde 25-30
Organ naklinde Samsun dikkat çekiyor: Aile onay oranı yüzde 25-30
İçeriği Görüntüle

"ARABA LASTİKLERİ VE ASFALT DA MİKROPLASTİK KAYNAĞI"

Günlük yaşamda farkında olunmadan çok sayıda mikroplastik kaynağına maruz kalındığını belirten Özkaya, özellikle sentetik kumaşlar, araç lastikleri ve plastik ürünlere dikkat çekti. Özkaya, "Bir düşünsenize; araba lastikleri ile asfalt arasındaki temas ve aşınma sonucunda ortaya çıkan parçacıkları düşünün. Ayrıca giydiğimiz sentetik kıyafetlerden pipetlere kadar sürekli olarak plastiğe maruz kalıyoruz. Mikroplastiklerin sağlığımızı nasıl etkilediğini ve kanserle bağlantılı olup olmadığını öğrenmeye daha yeni başlıyoruz" ifadelerini kullandı.

"DNA HASARI VE KRONİK İNFLAMASYON ARAŞTIRILIYOR"

Bazı bilimsel araştırmalarda mikroplastiklerin hücreler üzerinde oluşturabileceği etkilerin incelendiğini kaydeden Özkaya, "Bazı araştırmalar mikroplastiklerin DNA'ya zarar verebileceğini, organların iç yüzeylerinde hasara yol açabileceğini ve kronik inflamasyona neden olabileceğini gösteriyor. Bunların kanser gelişimindeki olası etkileri de araştırılıyor. Bazı çalışmalarda kanserli tümör dokularında sağlıklı çevre dokulara kıyasla daha yüksek mikroplastik düzeyleri bildirildi" açıklamasında bulundu.

"AKCİĞER KANSERİ HASTALARINDA MİKROPLASTİK ARAŞTIRMASI"

İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenen Avrupa Solunum Derneği (ERS) Kongresi'nde sunulan bir araştırmaya da değinen Özkaya, akciğer kanseri ile mikroplastik arasındaki ilişkinin araştırıldığını belirtti.
Özkaya şunları söyledi:

"Akciğer kanseri olan kişilerin akciğerlerinde mikroplastik bulunma olasılığının, akciğer kanseri olmayan kişilere göre daha yüksek olduğunu gösteren bir araştırma sunuldu. Akciğer yıkama örneklerinde mikroplastik tespit edilme oranı akciğer kanseri olanlarda yüzde 66, olmayanlarda ise yüzde 46 olarak bildirildi. Ayrıca kanser hastalarının örneklerinde daha yüksek mikroplastik yükü saptandı. Sigara, akciğer kanserinin açık ara en önemli nedenidir. Hava kirliliğinin de akciğer kanseri ve diğer akciğer hastalıklarıyla ilişkisi artık biliniyor. Mikroplastiklerin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin araştırmalar ise halen erken aşamada. Ancak bu küçük plastik parçacıklarının vücudun farklı bölgelerine ulaşabildiğini görmeye başlıyoruz."

"MİKROPLASTİK MARUZİYETİNİ AZALTMAK MÜMKÜN"

Mikroplastiklerden tamamen kaçınmanın mümkün olmadığını ancak günlük yaşamda alınabilecek bazı önlemlerle maruziyetin azaltılabileceğini belirten Özkaya, şu önerilerde bulundu:

"Plastik saklama kapları yerine cam veya paslanmaz çelik ürünler tercih edilmeli. Sıcak yiyecek ve içecekler plastik kaplarda muhafaza edilmemeli. Plastik ürünlerin yüksek sıcaklığa maruz bırakılmasından kaçınılmalı. İçme suyunda uygun filtreleme sistemleri kullanılabilir. Tek kullanımlık plastik ürünlerin kullanımı azaltılmalı. Pamuk, keten ve yün gibi doğal kumaşlardan üretilen kıyafetler tercih edilebilir. Kişisel bakım ve temizlik ürünlerinin içerikleri kontrol edilmeli."

Kaynak: İHA