Gastronomi ve Mutfak Sanatları alanında 2025 yılında mezun olan Azra Saraç, 2022 yılında Görsel İletişim Tasarımı bölümünde çift anadal eğitimine başladı. İki bölümün birbiriyle ilişkili olup olmadığı ve hangi alanda devam edeceği yönündeki sorular, Saraç’ın projesinin çıkış noktasını oluşturdu. Kendi eğitim süreçlerini karşılaştıran Saraç, bir tabağın ortaya çıkışındaki yaratım süreciyle görsel tasarım sürecinin benzerliklerini fark etti. Bu farkındalık, gastronominin yalnızca bir sanat dalı veya hizmet sektörü olarak değerlendirilmemesi gerektiği düşüncesini beraberinde getirdi. Bu sorulara yanıt vermek ve gastronominin görünmeyen tasarım katmanlarını ortaya koymak amacıyla “Doyum Noktası” projesini hayata geçiren Saraç, etkinliğin planlama, tasarım, üretim ve uygulama aşamalarını belgesel olarak kayıt altına aldı.
OSMANLI MİNYATÜRÜNDEN MODERN GASTRONOMİ DENEYİMİNE
Projenin görsel ve kavramsal kimliğinin oluşturulmasında Osmanlı dönemine ait bir ziyafet minyatürü referans alındı. Tek masa etrafında toplanan insanların oluşturduğu ritüel ve birliktelik duygusu, etkinliğin temel tasarım kararlarından biri haline geldi. “Doyum Noktası” adı da projenin kavramsal çerçevesini yansıttı. “Doyum” fiziksel olarak yemekle ilişkili doygunluğu ifade ederken, “nokta” insanların bir araya geldiği ortak buluşma alanını temsil etti. Marka kimliğinde Osmanlı kırmızısı, turkuaz, açık pembe ve koyu yeşil tonları kullanıldı. Osmanlı estetiğinden ilham alan tipografik yapı, daha modern ve okunabilir yazı karakterleriyle bir araya getirildi. Davetiye, menü ve hediyelik ürünler de aynı görsel kimlik doğrultusunda tasarlandı. Katmanlı olarak hazırlanan menü, projenin ve gastronominin çok katmanlı yapısına gönderme yaptı. Etkinlik menüsünde ise Osmanlı mutfağı modern yorumlarla yeniden ele alındı. Reyhan şerbetiyle başlayan deneyimde kayısı, ceviz ve soğan içeren mavi mantı; Osmanlı iç pilavıyla birlikte servis edilen hindi; gül suyu ile hazırlanan panna cotta ve kadayıfın yanı sıra Türk kahvesi sunuldu. Her bir ürün, yalnızca lezzet açısından değil, hikâye ve görsel tasarım açısından da projenin bütününe hizmet edecek şekilde kurgulandı.

BEŞ DUYUYA HİTAP ETMELİ
Saraç’ın tasarım sürecinde yalnızca yemeklerin içeriği değil, masa düzeninden tabaklara, renklerden müziğe, kokudan servis biçimine kadar deneyimin tüm unsurları ele alındı. Etkinlik mekânındaki mevcut tabakların projeyle yeterince örtüşmediğini düşünen Saraç, Eminönü’nden Osmanlı motifleri taşıyan ve çini işlemeli tabaklar seçti. Bakır tonlarındaki şamdanlar ve mavi mumlarla da görsel bir zıtlık oluşturuldu. Etkinliğin tek bir masa etrafında gerçekleştirilmesi ise referans alınan Osmanlı ziyafet minyatüründeki birliktelik duygusunu yeniden oluşturmayı amaçladı. Böylece katılımcıların yalnızca yemeği tüketen kişiler değil, deneyimin bir parçası olmaları hedeflendi. Projenin temel yaklaşımını özetleyen Saraç, yemek deneyiminin “beş duyuya” hitap etmesi gerektiğine dikkat çekti. Yemeğin lezzetinin yanı sıra sunum, servis personelinin yaklaşımı, ortamın sıcaklığı, koku, müzik ve ambiyansın da deneyimin algılanışında önemli rol oynadığını vurguladı. “Doyum Noktası” bu yönüyle yalnızca bir gastronomi etkinliği değil, gastronomi ile görsel iletişim tasarımının kesişiminde oluşturulmuş bütüncül bir deneyim tasarımı projesi olarak öne çıktı. Saraç, çalışmasını gastronominin tasarım yönünü görünür kılmaya yönelik kişisel ve akademik bir yolculuğun sonucu olarak tanımlarken, projenin aynı zamanda Yeditepe Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı lisans eğitimini tamamladığı bitirme projesi olduğunu belirtti. Azra Saraç’ın gastronomi ve tasarımın aynı masada buluştuğu ‘Doyum Noktası’ projesinin ortaya çıkış hikâyesine ve yaratım sürecine yakından tanıklık etmek için belgeseli
https://www.youtube.com/watch?v=5i2UMVLjhKk




