Samsun'da, Cengiz Holding'e ait Eti Bakır işletmelerinin Karadeniz'de atık depolamasına ilişkin projesinin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, siyasi parti temsilcileri ve bölge halkının yer aldığı toplantıda geniş güvenlik önlemleri dikkat çekti. Toplantı, Samsun Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Yardımcısı Mehmet Alkan'ın açılış konuşmasıyla başladı. Firma yetkilileri tarafından yapılan sunumda, fosforik asit üretimi sırasında oluşan kalsiyum sülfatın deniz suyu ile karıştırılarak Karadeniz'in 260 metre derinliğindeki anoksik zonda bertaraf edilmesinin planlandığı, yılda yaklaşık 2 milyon ton deşarj yapılacağı belirtildi.

SAKINCALAR DİLE GETİRİLDİ

Sunumun ardından söz alan meslek odaları, çevre platformları ve siyasi temsilciler projeye yönelik itirazlarını dile getirdi. TMMOB'a bağlı Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ve Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) temsilcileri, Samsun Çevre Platformu (SAMÇEP), Tekkeköy Çevre Derneği ve TEMA temsilcileri ile CHP'li yöneticiler projenin ekosistem üzerindeki olası etkilerine dikkat çekti. SAMÇEP adına konuşan EMO Samsun Şube Başkanı Adnan Korkmaz, projenin Karadeniz'i felakete sürükleyebileceğini savundu. ÇMO Samsun Şube Başkanı Kübra Küçük ise hazırladıkları raporda 23 sorunun yanıtlanmasını talep ettiklerini belirterek, geçmişte yapılan yönetmelik değişikliklerine işaret etti ve bunun Karadeniz'i "gözden çıkaran" bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 18.04.28 (1)

KARADENİZ ÇÖPLÜK DEĞİLDİR!

Sonrasında söz alan CHP'li Tekcan, Eti Bakır tarafından planlanan ve milyonlarca ton endüstriyel atığın boru hatlarıyla Karadeniz’in dibine basılmasını öngören projenin sadece Samsun için değil, tüm Karadeniz ekosistemi için geri dönüşü olmayan bir tehdit olduğunu vurguladı. Tekcan, "Karadeniz’in dibi, sanayi tesislerinin atık depolama sahası değildir. Karada yer kalmadı diye denizi kirletmek, 'gözden ırak olan gönülden de ırak olur' mantığıyla hareket etmektir; ancak bu kirlilik eninde sonunda kıyılarımıza vuracaktır. Bizden sonraki nesillere ölü, kokan ve girilemeyen bir deniz bırakmamak için, atığın denize dökülmesi değil, geri kazanılmasına kazanılması için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

CANIMIZI VERİRİZ ÇALIŞTIRMAYIZ

Ardından kürsüye çıkan CHP Tekkeköy İlçe Başkanı Çıkış ise konuşmasında sağlık boyutuna dikkat çekerek toplantıda yeterli sayıda sağlık yetkilisinin bulunmadığını dile getirdi. Projenin insan sağlığını doğrudan ilgilendirdiğini savunan Çıkış, "Bugün burada Karadeniz yok edilmek isteniyor. Canımızı veririz bu tesisi çalıştırmayız. Çalışmayacak bu tesis" sözleriyle tepki gösterdi. Bu ifadeler salonda uzun süre alkışlandı.

Samsun Yeşilay’dan OSB çalışanlarına bağımlılık eğitimi
Samsun Yeşilay’dan OSB çalışanlarına bağımlılık eğitimi
İçeriği Görüntüle

BALIKÇILIK YOK EDİLİYOR!

Samsun Su Ürünleri Kooperatifleri Birliği Başkanı Atıf Malkoç, Türkiye'de karaya çıkan balığın önemli bir bölümünün Samsun'dan sağlandığını hatırlatarak, projenin balıkçılık faaliyetlerini riske atacağını söyledi. Bölgede yaklaşık 400 büyük balıkçı teknesinin faaliyet gösterdiğini belirten Malkoç, karar sürecinde sektörün dikkate alınmasını isteyerek, "Bunu göz ardı edemezsiniz. Bu bölgenin balıkçılığını bitiremezsiniz. Samsun nüfusunun yüzde 10'u bu sektörden geçimini sağlıyor. Ben bu proje hakkında yetkililerin iyi düşünerek karar vermesini talep ediyorum." dedi.

Whatsapp Image 2026 02 18 At 18.04.28 (2)

MÜSİLAJ GERÇEKLEŞEBİLİR

Toplantıda söz alan bir diğer isim ise Tekkeköy Belediye Başkan Yardımcısı ve Tekkeköy Çevre Derneği Başkanı Aydın Çift oldu. Çift, derneğin resmi görüşünü kamuoyuna sundu. Karadeniz büyük bir anoksik su kütlesi olduğuna dikkat çekilen sunumda, "Sistem çok hassas bir dengededir. Düşük karışım hızı, uzun su yenilenme süresi, kimyasal eşik dengesi gibi durumlar dolayısıyla, küçük değişiklikler ekosisteme ciddi zararlar verebilir. Bunlardan en korkulanı kemoklinin (Oksijenli oksijensiz su sınırı) yukarı kaymasıdır. Eğer bu olursa balıkçılık çöker, kıyı oksijensizleşir, müsilaj olayı gerçekleşebilir." denildi.

BAŞKA ÜLKELER YASAKLADI

Diğer taraftan atığın denize deşarj edilmesi yönteminin artık terk edilen bir uygulama olduğu belirtilen sunumda, "Bu atığı denize deşarj eden ülkelerde açık okyanusa veya Akdeniz kıyılarına deşarj etmelerine rağmen ciddi ekolojik zararlar oluşmuş ve artık bu uygulama terk edilmiş/yasaklanmıştır. Örneğin Tunus'ta günde 13 bin ton atık denize verilmiş ve ekosisteme büyük zararlar (balık türlerinde azalma, ölü bentik zon, kıyı zararları vb.) vermiştir. Gabes Körfezi'nde sedimentte ağır metal birikimi, radyoaktivite artışı, bentik fauna yok oluşu vb. nedenlerle sürekli bulanıklık, balıkçılık çöküşü, kıyı habitat kaybı olmuştur. Bu örnekler daha da çoğaltılabilmektedir. Bu atığın Karadeniz’e deşarjı uluslararası ölçekte standart bir uygulama değildir. Aksine, dünya genelinde terk edilmiş ve çevresel etkileri kanıtlanmış bir yöntemdir. Bu deşarjlar açık okyanus kıyılarında bile sorun yaratmışken, Karadeniz gibi yarı kapalı ve anoksik yapıda risk daha da katlanmaktadır." ifadelerine yer verildi. Salonda yer yer tansiyonun yükseldiği toplantı, konuşmaların ardından sona erdi.

Kaynak: GAZETE ARENA-ERCAN ÜSLÜ