Abdullah Çatlı’nın hayat hikâyesini konu alan “Çatlı” filminin çekimleri başladı. Onur Tan’ın projesi olarak hayata geçirilen yapım, güçlü oyuncu kadrosu ve dikkat çekici senaryosuyla sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

“Sonunu düşünen kahraman olamaz” sloganıyla geliyor

Yapımcılığını Seyfi Şahin’in üstlendiği, Safe Media imzalı filmde Abdullah Çatlı’yı eski milli futbolcu ve teknik direktör Vedat İnce canlandırıyor. Senaryosunu Nevzat Erkul’un kaleme aldığı film, “Sonunu düşünen kahraman olamaz” sloganıyla vizyona hazırlanıyor. Senaryo sürecine Abdullah Çatlı’nın kızları Gökçen Çatlı ve Selcen Çatlı da katkı verdi.

 

Güçlü oyuncu kadrosu dikkat çekiyor

Filmin yönetmen koltuğunda Deniz Enyüksek otururken, yaratıcı yönetmenlik görevini Onur Tan ve Ömer Faruk Sorak birlikte üstleniyor. Kadroda Eren Vurdem, Ömer Kurt, Şiva Behrouzfar, Engin Benli, Altan Gördüm, Turgay Tanülkü, Hasan Küçükçetin, Yunus Emre Yıldırımer, Cavit Çetin Güner, Nizam Namidar, Ece Tengiz, Haydar Köyel, Alp Ilkman, Harun Üyükülü, Selin Görgülü, Burak Öztürk, Ekin Pasvanoğlu, Erkay Yavuz Kürsat ve Sinan Sicimoğlu gibi önemli oyuncular yer alıyor.

 

Abdullah Çatlı kimdir?

Abdullah Çatlı, 1 Haziran 1956’da Nevşehir’de dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarında sessiz, içine kapanık bir öğrenci olarak biliniyordu. Ancak lise yıllarında ülkücü hareketle tanışması, hayatının seyrini tamamen değiştirdi. Ankara’ya eğitim için gittiğinde hızla Ülkü Ocakları içinde yükseldi ve kısa sürede “lider gençlik” figürlerinden biri haline geldi.
 

1977’de Ankara Ülkü Ocakları Başkanlığı görevini üstlenen Çatlı, ülkücü gençlik hareketinin sokaktaki etkin isimlerinden biri olarak tanındı. O yıllar Türkiye’de sağ-sol çatışmalarının yoğun yaşandığı, siyasi cinayetlerin ve sokak olaylarının arttığı bir dönemdi. Çatlı da bu dönemde birçok eylemle anıldı. 1978’de Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu’na yönelik bombalı saldırı sonrası gözaltına alınanlar arasında adı geçti. Yine aynı yıllarda Bahçelievler Katliamı olarak bilinen, yedi TİP’li gencin öldürülmesi olayında da Çatlı’nın adı geçti ve sanık olarak arandı.
 

1980 Darbesi ve yurtdışına kaçış

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından ülkücü hareketin önde gelen isimleri tutuklanırken, Çatlı kısa sürede yurt dışına çıktı. Avrupa’da uzun süre sahte pasaportlarla dolaştı. Fransa’da uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla tutuklandı. “Mehmet Saral” takma adıyla sahte kimlik kullandığı ortaya çıktı. İsviçre ve Fransa’da uyuşturucu bağlantılı davalardan yargılandı, bir süre cezaevinde kalmıştır.

 

1980’lerin ortası “Ermeni hedefleri ve bağlantılar”

Çatlı’nın adı sadece uyuşturucu değil, aynı zamanda ASALA’ya yönelik operasyonlarla da anıldı. Avrupa’da Türk diplomatlarını hedef alan ASALA’ya karşı gayriresmî olarak görev aldığı, bazı suikastlarda yer aldığı iddiaları gündeme geldi. Bu iddialar hiçbir zaman tam anlamıyla kanıtlanmadı; fakat dönemin MİT ve emniyet kaynaklarında Çatlı’nın “milliyetçi bağlantılarla” bazı eylemlerde bulunduğu yer aldı.
 

1980’lerin sonlarında yeniden Türkiye’ye dönen Çatlı, 1990’lı yıllarda adı sık sık faili meçhul cinayetler ve gayriresmî operasyonlarla birlikte anıldı. Özellikle Güneydoğu’da PKK’ya karşı yürütülen bazı karanlık operasyonlarda yer aldığı iddia edildi. Bu süreçte, siyasetçiler, emniyet görevlileri ve mafya liderleriyle yakın ilişkiler kurduğu öne sürüldü. Hakkında açılan birçok soruşturma sonuçsuz kaldı.

Susurluk kazası ve ölümü

3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen ve Türkiye tarihine “Susurluk skandalı” olarak geçen trafik kazası, Abdullah Çatlı’nın hayatının son noktası oldu. Kazada, Çatlı hayatını kaybetti. Aynı araçta dönemin DYP milletvekili Sedat Bucak ve İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ bulunuyordu. Kazadan çıkan tablo, devlet, siyaset ve mafya üçgenini gözler önüne serdi. Çatlı’nın üzerinden sahte kimlik ve silahlar çıkması, devletin gayriresmî ilişkilerini gözler önüne seren en büyük delil olarak kayıtlara geçti.
 

Yorumlar