Ankara’nın milyonlarca yıl önceki coğrafyası, bölgede bulunan deniz canlısı fosilleriyle dikkat çekiyor. Tetis Denizi’nin izleri, Anadolu’nun bugünkü görünümüne nasıl kavuştuğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’nin başkenti Ankara, günümüzde denize kıyısı bulunmayan şehirler arasında yer alıyor. Ancak milyonlarca yıl önce Anadolu’nun coğrafi yapısı bugünkünden oldukça farklıydı. Jeolojik araştırmalar, bugün karalarla kaplı olan Orta Anadolu’nun bazı bölgelerinde geçmişte denizlerin bulunduğunu gösteriyor. Ankara ve çevresinde tespit edilen deniz canlısı fosilleri de bölgenin milyonlarca yıllık geçmişine ilişkin bilgiler sunuyor.
Ankara Üniversitesi tarafından 2024 yılında yayımlanan bilimsel çalışmada, Ankara ve çevresindeki farklı jeolojik dönemlere ait kayaçlarda bulunan fosiller ele alındı. Araştırma, başkentin bugünkü kara yapısının çok daha eski dönemlerde farklı doğal ortamlara ev sahipliği yaptığını ortaya koyan bilimsel verileri bir araya getirdi. Ankara’nın denizlerle bağlantılı geçmişine ilişkin bulgulardan biri de Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazılarında ortaya çıkarıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 14 Eylül 2026’da duyurulan keşifte, yaklaşık 66 milyon yıl önce Tetis Denizi kıyısında yaşamış bir deniz salyangozuna ait fosil bulundu.
Gastropoda sınıfına ait olduğu belirlenen fosilin, Tetis Denizi’nin son evrelerinden birine ait olduğu değerlendirildi. Ancak araştırmacılar, fosilin yaklaşık 5 bin yıllık Külhöyük yerleşimine daha sonraki dönemlerde insanlar tarafından taşınmış olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor. Bu nedenle söz konusu buluntu, tek başına bugünkü Ankara’nın tamamının 66 milyon yıl önce deniz altında olduğunu kanıtlamıyor. Anadolu’nun jeolojik geçmişinde önemli bir yere sahip olan Tetis Denizi, yaklaşık 250 milyon yıl önce oluşmaya başlayan eski bir deniz ve okyanus sistemiydi. Günümüzde haritalarda bulunmayan bu büyük su kütlesi, jeolojik dönemler boyunca Avrupa, Asya ve Afrika arasındaki geniş alanlarda uzanıyordu. Tetis’in farklı kolları, Anadolu’nun çeşitli bölgelerini de kapsıyordu. Bugün İç Anadolu olarak bilinen alanların bazı kesimlerinde denizel ortamlar bulunurken kıtaların hareketiyle birlikte kara ve denizlerin dağılımı milyonlarca yıl boyunca değişti.
Tetis Denizi’nin ortadan kalkmasında kıtaların hareketi belirleyici oldu. Afrika ve çevresindeki levhaların kuzeye doğru ilerlemesiyle deniz tabanındaki kayaçlar sıkıştı, yükseldi ve zaman içerisinde dağ oluşumları meydana geldi. Anadolu’nun bugünkü jeolojik yapısının şekillenmesinde de bu süreç önemli rol oynadı.
Milyonlarca yıl süren değişim sonucunda Tetis Okyanusu’nun geniş bölümleri kapandı. Bugünkü Akdeniz’in jeolojik geçmişi de bu eski okyanus sistemiyle bağlantılı bulunuyor. Anadolu’nun farklı bölgelerindeki deniz canlısı fosilleri ve denizel tortul kayaçlar ise geçmişte yaşanan değişimlerin izlerini taşıyor. Ankara’nın yanı sıra Kırşehir ve çevresinde yapılan araştırmalarda da eski denizel ortamlara ait fosiller tespit edildi. Özellikle Kırşehir-Kaman ve Ankara Haymana havzalarındaki kayaçlar üzerinde gerçekleştirilen bilimsel çalışmalar, bu alanların jeolojik geçmişin belirli dönemlerinde sığ deniz koşullarına sahip olduğunu gösteriyor.
Bugün deniz seviyesinden yüzlerce metre yüksekte bulunan bölgelerde deniz canlılarına ait fosillerle karşılaşılması, milyonlarca yıl boyunca devam eden jeolojik hareketlerle açıklanıyor. Bir zamanlar deniz tabanında biriken tortullar, levha hareketleri ve yükselme süreçleri sonucunda günümüzde karada görülebiliyor.
Ankara’nın geçmişinde de benzer jeolojik değişimler yaşandı. Kentin farklı bölgelerindeki kayaçlar ve fosil kayıtları, başkentin bulunduğu coğrafyanın tarih boyunca aynı görünümde kalmadığını gösteriyor. Bununla birlikte Ankara’nın hangi kesimlerinin, hangi jeolojik dönemlerde deniz altında bulunduğunun belirlenmesi için bölgesel kayaç ve fosil kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Fotoğraflar: AA