Pamuk, Türkiye’nin hem tarımsal üretimde hem de sanayi alanında en önemli gelir kaynaklarından biri olmayı sürdürmektedir. Ege, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere birçok bölgede ekimi yapılmakta olan pamuk, “beyaz altın” olarak anılmaktadır. Tekstil sanayisinin ana hammaddesi konumundaki bu ürün, her yıl binlerce çiftçinin geçim kaynağını oluşturmaktadır.
Pamuk üretimi, nisan ve mayıs aylarında gerçekleştirilen ekimle başlamaktadır. Yaklaşık 200 günlük bir büyüme döneminin ardından bitkide oluşan kozalar, olgunlaştığında çatlayarak liflerini dışarı bırakmaktadır. Hasat genellikle eylül ve ekim aylarında yapılmaktadır. Günümüzde çoğu bölgede mekanik toplama makineleri kullanılmakla birlikte, bazı üreticiler hâlâ geleneksel el toplama yöntemini sürdürmektedir. Toplanan pamuklar, çırçır fabrikalarına gönderilmekte ve burada lif ile tohum birbirinden ayrılmaktadır.
Elde edilen elyaf, preslenerek balyalar hâlinde iplik fabrikalarına sevk edilmekte ve tekstil üretim zincirine dahil edilmektedir. Tohum kısmı ise yağ sanayisinde değerlendirilmektedir. Çıkarılan pamuk yağı gıda ve kozmetik sektörlerinde kullanılmakta, kalan küspesi ise hayvansal yem olarak ekonomiye kazandırılmaktadır. Pamuk üretiminde Türkiye, dünya sıralamasında ilk 10 ülke içerisinde yer almaktadır. Şanlıurfa, Aydın, Adana, Hatay ve Manisa illeri üretim miktarı açısından öne çıkmaktadır. Her yıl ortalama 1 milyon ton civarında lif pamuk üretilmektedir. Pamuk aynı zamanda ülkenin dış ticaret dengesine de katkı sağlamaktadır. Tekstil ihracatının büyük bölümü, yerli pamuktan elde edilen ürünlerle gerçekleştirilmektedir. Bir kilogram pamuk üretmek için yaklaşık 8 ila 10 bin litre su gerekmektedir.
Bu nedenle tarım alanlarında damla sulama sistemleri yaygınlaşmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki illerde, su tasarrufu sağlayan modern sulama uygulamalarını desteklemektedir. Uzmanlar, hem iklim değişikliği hem de artan su ihtiyacı nedeniyle pamuk tarımında sürdürülebilir yöntemlerin zorunlu hâle geldiğini ifade etmektedir.
Pamuk, insanlık tarihinin en eski tekstil hammaddelerinden biridir. Arkeolojik bulgular, pamuğun yaklaşık 7.000 yıl önce Hindistan, Mısır ve Orta Amerika’da yetiştirilmeye başlandığını göstermektedir. Anadolu’da pamuk kullanımına dair ilk izler ise Hitit ve Frig dönemlerine kadar uzanmaktadır.Anadolu’da pamuğun tarımsal üretim olarak yaygınlaşması Selçuklu döneminde başlamıştır. 11. ve 12. yüzyıllarda Anadolu’nun güneyinde, özellikle Antakya, Tarsus ve Adana çevresinde pamuk ekimi yapılmakta ve bu bölgeden dokuma tezgâhlarına hammadde sağlanmaktaydı.
Osmanlı döneminde pamuk, ekonomik ve stratejik bir ürün haline gelmiştir. 16. yüzyıldan itibaren Aydın, Manisa, İzmir, Maraş ve Diyarbakır çevresinde büyük pamuk tarlaları oluşturulmuştur. Osmanlı ihracatında İngiltere’ye gönderilen en değerli tarımsal ürünlerden biri pamuk olmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra pamuk üretimi devlet politikalarıyla desteklenmiştir. 1950’li yıllarda Adana ve Şanlıurfa ovalarında kurulan sulama kanallarıyla pamuk üretimi artmış, Türkiye’nin “beyaz altın dönemi” başlamıştır. Günümüzde ise pamuk, hem yerli tekstil sanayisinin temel girdisi hem de ihracat açısından stratejik ürün olarak varlığını sürdürmektedir.
Pamuk, sahip olduğu doğal elyaf yapısı sayesinde hem tekstil, hem de gıda ve sanayi sektörlerinde çok yönlü olarak değerlendirilmektedir. Pamuk elyafı, çırçır fabrikalarında işlendikten sonra iplik haline getirilmekte, bu iplikler ise tekstil sektöründe kumaş üretiminde kullanılmaktadır. Bu kumaşlardan gömlek, tişört, pantolon, çarşaf, havlu, perde, bebek giysisi ve tıbbi bez gibi yüzlerce farklı ürün üretilmektedir. Doğal yapısı ve nefes alabilen dokusu nedeniyle pamuk, sağlık ürünleri ve bebek tekstili için de en çok tercih edilen hammaddelerden biridir.
Ancak pamuğun kullanımı sadece tekstil ile sınırlı değildir. Çırçır işleminden ayrılan pamuk tohumları, sanayide önemli bir hammadde olarak değerlendirilmektedir. Bu tohumlardan pamuk yağı elde edilmekte, elde edilen yağ hem gıda sektöründe hem de sabun, kozmetik ve biyodizel üretiminde kullanılmaktadır.
Pamuk çekirdeğinden kalan küspe ise hayvansal yem olarak değerlendirilmektedir. Böylece pamuk, üretim sürecinde hiçbir atık oluşturmayan, tarım ve sanayiyi doğrudan birbirine bağlayan stratejik bir ürün niteliği taşımaktadır.
Pamuğun tarladaki üretim ve bakım süreci
Pamuk üretimi, uzun ve emek gerektiren bir süreçtir. Bitkinin gelişebilmesi için sıcak iklim, güneşli gün sayısının fazlalığı ve dengeli sulama koşulları gerekmektedir. Türkiye’de pamuk ekimi genellikle nisan ve mayıs aylarında yapılmaktadır. Ekimden önce toprak, traktörle derin sürülmekte, ardından tırmıkla gevşetilerek tohum yatağı hazırlanmakta ve ekim makineleriyle homojen şekilde tohumlar toprağa bırakılmaktadır.
Tohumlar, ortalama 3–5 santimetre derinliğe ekilmekte; uygun sıcaklık ve nem koşulları sağlandığında 5 ila 10 gün içinde çimlenme gerçekleşmektedir.Bitki filizlendikten sonra düzenli bakım süreci başlamaktadır. İlk aşamada yabancı ot kontrolü yapılmakta, ardından bitkinin kök gelişimini desteklemek amacıyla gübreleme uygulanmaktadır. Pamuk, gelişim döneminde yüksek oranda suya ihtiyaç duymaktadır. Bu nedenle tarlalarda yağmurlama veya damla sulama sistemleri tercih edilmektedir. Haziran ve temmuz aylarında pamuk bitkisi çiçeklenme dönemine girmektedir. Önce sarı renkli çiçekler açmakta, ardından bu çiçekler solup yerini “koza” adı verilen meyveye bırakmaktadır. Kozaların içindeki pamuk lifleri olgunlaştığında kabuk çatlayarak beyaz elyaf dışarı çıkmaktadır. Bu dönem genellikle eylül ve ekim aylarına denk gelmektedir.
Olgunlaşan pamuklar, hasat makineleri ya da küçük arazilerde elle toplama yöntemi ile tarladan alınmaktadır. Toplanan pamuklar, nemden korunmak amacıyla gölgede kurutulmakta ve çuvallara doldurularak çırçır fabrikalarına gönderilmektedir. Çırçır işlemiyle lif ve tohum birbirinden ayrılmakta, tohumlar yağ sanayisine, lifler ise iplik fabrikalarına gönderilmektedir. Pamuk üretiminde verimi artırmak için toprak analizi, dengeli gübreleme, zararlı kontrolü ve uygun çeşit seçimi büyük önem taşımaktadır. Uzmanlara göre düzenli bakım yapılan tarlalarda dönüm başına ortalama 400 ila 600 kilogram lif pamuk elde edilmektedir.