Solaryum nedir?

Solaryum, yapay ultraviyole ışınları üreten özel cihazlar yardımıyla cildin bronzlaştırılmasını sağlayan bir sistemdir. Güneş ışığındaki UV-A ve UV-B ışınlarını taklit eden bu cihazlar, kontrollü bir ortamda kısa sürede bronz ten rengi elde etmeyi amaçlar. Günümüzde güzellik merkezlerinde ve estetik salonlarında yaygın biçimde kullanılan solaryum, özellikle yaz ayları öncesinde hızlı bronzlaşmak isteyenlerin başvurduğu yöntemlerden biri haline geldi. Solaryum kabinleri genellikle kapalı bir yatak veya dikey kabin biçimindedir. İç kısımda özel üretilmiş floresan lambalar bulunur. Bu lambalar belirli dalga boylarında ultraviyole ışık yayarak ciltte melanin üretimini tetikler. Melanin pigmentinin artmasıyla birlikte cilt rengi koyulaşır ve bronz görünüm ortaya çıkar.

Solaryum nasıl ortaya çıktı?

Ultraviyole ışınlarının tıbbi amaçlarla kullanımı 20. yüzyılın başlarına kadar uzanır. O dönemlerde UV ışınlarının özellikle kemik gelişimi, D vitamini eksikliği ve bazı cilt hastalıklarının tedavisinde etkili olabileceği düşünülmüştü. Avrupa’da geliştirilen ilk UV lambaları daha çok sağlık amaçlı kliniklerde kullanılmaktaydı. 1970’li yıllardan itibaren bu teknoloji estetik sektöre uyarlandı. Güneşlenmeye zaman ayıramayan ya da dört mevsim bronz görünmek isteyenler için yapay bronzlaşma cihazları geliştirildi. Özellikle Almanya, Hollanda ve İsviçre’de üretilen ilk solaryum makineleri kısa sürede dünya geneline yayıldı. Zaman içinde cihazların ışın yoğunluğu, filtreleme sistemleri ve güvenlik donanımları geliştirilerek daha modern kabinler üretilmeye başlandı.

Bugün kullanılan solaryum makineleri elektronik kontrol panelleri, soğutma sistemleri, reflektörler ve özel UV lambalarından oluşan karmaşık teknolojik cihazlardır. Kullanıcıların cilt tipine göre süre ayarlaması yapılabilmekte, seanslar kişiye özel programlanabilmektedir.

Solaryum nasıl çalışır?

Solaryum cihazlarının temel çalışma prensibi, cildi ultraviyole ışınlara maruz bırakmaktır. Güneş ışınlarında olduğu gibi, solaryum lambaları da UV-A ve UV-B ışınları üretir. UV-A ışınları cildin daha derin tabakalarına nüfuz ederek bronzlaşmayı sağlar. UV-B ışınları ise daha yüzeysel etki gösterir ve daha kısa sürede kızarıklık oluşturabilir.

Cilt, bu ışınlara maruz kaldığında kendini korumak için melanin pigmenti üretmeye başlar. Melanin arttıkça cilt rengi koyulaşır. Solaryumun bronzlaştırıcı etkisi tamamen bu biyolojik sürecin yapay biçimde hızlandırılmasına dayanır. Ancak bu süreç doğal güneşlenmeden farklıdır. Çünkü solaryumda kısa sürede yoğun UV ışınına maruz kalınır. Bu durum kontrollü gibi görünse de, cilt üzerinde çeşitli riskleri beraberinde getirebilir.

Solaryumun faydaları nelerdir?

Solaryum kullanımının tercih edilmesinin temel nedeni estetik kaygılardır. En önemli avantajı, kısa sürede bronz bir görünüm elde edilmesini sağlamasıdır. Özellikle yaz tatiline gitmeden önce ten rengini koyulaştırmak isteyenler, solaryumu pratik bir yöntem olarak görmektedir. Bazı kişilerde bronz tenin daha sağlıklı ve canlı bir görünüm oluşturduğu düşüncesi özgüveni artırabilir. Ayrıca güneşe çıkma imkânı bulunmayan mevsimlerde, kontrollü seanslarla bronzluk korunabilir.

Tıbbi açıdan bakıldığında, ultraviyole ışınlarının D vitamini sentezine katkı sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle solaryumun sınırlı da olsa D vitamini üretimini destekleyebileceği söylenir. Ancak uzmanlar, bu amaçla solaryum kullanımını önermemektedir. D vitamini eksikliği için çok daha güvenli yöntemler bulunmaktadır.

Bazı dermatolojik hastalıklarda ultraviyole ışık tedavileri uygulanmaktadır. Sedef hastalığı, egzama veya vitiligo gibi rahatsızlıklarda doktor kontrolünde UV ışınlarından yararlanılabilir. Ancak bu tedaviler tıbbi cihazlarla ve uzman gözetiminde yapılır. Kozmetik amaçlı solaryum uygulamalarıyla karıştırılmaması gerekir. Uzmanların en çok üzerinde durduğu konu, solaryumun sağlık açısından taşıdığı risklerdir. Yapılan bilimsel araştırmalar, solaryumun tamamen masum bir bronzlaşma yöntemi olmadığını ortaya koymuştur. Solaryumun en ciddi tehlikesi cilt kanseri riskini artırmasıdır. Dünya Sağlık Örgütü, solaryum cihazlarını “kanserojen etkisi kanıtlanmış uygulamalar” listesine almıştır. Özellikle genç yaşta solaryum kullanmaya başlayan kişilerde melanom adı verilen tehlikeli cilt kanseri türünün görülme oranı belirgin biçimde artmaktadır.

Yoğun UV ışınlarına maruz kalmak cildin erken yaşlanmasına da yol açar. Kırışıklıkların artması, ciltte lekelenmeler, elastikiyet kaybı ve sarkmalar solaryumun uzun vadeli etkileri arasında yer alır. Foto-yaşlanma adı verilen bu süreç, düzenli solaryum kullanan kişilerde çok daha hızlı gelişir. Bilinçsiz kullanım durumunda ciltte yanıklar, kızarıklıklar ve tahrişler meydana gelebilir. Seans sürelerinin aşılması veya cilt tipine uygun program yapılmaması, güneş yanığına benzer hasarlara neden olur.

Solaryum göz sağlığı açısından da risklidir. Koruyucu gözlük kullanılmadığında retina hasarı, katarakt ve görme problemleri ortaya çıkabilir. Bu nedenle solaryuma girerken gözlerin mutlaka özel gözlüklerle korunması gerekir. Ayrıca solaryumun psikolojik bir bağımlılık oluşturabileceği de bilinmektedir. Sürekli bronz kalma isteği, bazı kişilerde aşırı seanslara yönelmeye ve kontrolsüz kullanıma yol açabilmektedir.

Uzmanlar, bazı kişilerin solaryuma kesinlikle girmemesi gerektiğini vurgular. Özellikle 18 yaş altındaki gençlerin solaryum kullanması pek çok ülkede yasaklanmıştır. Açık tenli, çilli ve hassas cilde sahip kişiler yüksek risk grubundadır. Ailesinde cilt kanseri öyküsü bulunanlar, çok sayıda beni olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler solaryumdan kaçınmalıdır. Hamilelik döneminde de solaryum önerilmez. Işığa duyarlılık yapan ilaçlar kullanan kişilerin solaryuma girmesi ciddi cilt reaksiyonlarına neden olabilir.

Tüm risklere rağmen solaryum kullanmak isteyenlerin mutlaka bazı kurallara uyması gerekir. Seanslar kısa tutulmalı, iki seans arasında en az iki gün ara verilmelidir. Cilt tipi analizine göre süre ayarlaması yapılmalı ve ilk seanslar çok düşük dakikalarla başlanmalıdır. Solaryuma girerken parfüm, makyaj ve kozmetik ürünler kullanılmamalıdır. Mutlaka koruyucu gözlük takılmalı, işlem sonrası cilt nemlendirici ürünlerle desteklenmelidir. Uzmanlar yılda 20–30 seansın üzerine çıkılmamasını önermektedir.

Uzmanlar ne öneriyor?

Dermatoloji uzmanları, bronz görünüm elde etmek isteyenlere solaryum yerine daha güvenli alternatifleri tavsiye etmektedir. Bronzlaştırıcı kremler, spreyler ve güneş koruyuculu ürünlerle sağlıklı bir bronzluk elde etmek mümkündür. Doğal güneşlenme bile uygun saatlerde ve koruyucu ürünlerle yapılmalıdır. Sağlık otoriteleri, solaryumun estetik bir ihtiyaç uğruna ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği konusunda sürekli uyarılarda bulunmaktadır. Özellikle gençlerin bu konuda bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.