Süleymancılar nasıl ortaya çıktı, Alihan Kuriş cemaatin başına nasıl geçti? İşte yapılanmanın geçmişi ve güncel operasyonun ayrıntıları.
Ankara merkezli 17 ilde düzenlenen operasyonun ardından kamuoyunda “Süleymancılar” olarak bilinen dini yapılanma yeniden gündeme geldi. Cemaatin lideri Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu 49 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarılırken, yapılanmanın yaklaşık bir asra uzanan geçmişi de merak konusu oldu. Süleymancılar cemaatinin temelleri, Süleyman Hilmi Tunahan’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında yürüttüğü din eğitimi faaliyetlerine dayanıyor. 1888 yılında, bugün Bulgaristan sınırlarında bulunan Silistre’de doğan Tunahan, medrese eğitiminin ardından müderrislik yaptı. 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun kabul edilmesi ve medreselerin kapatılmasıyla birlikte resmi eğitim görevinden ayrıldı.
Tunahan, ilerleyen yıllarda İstanbul’da evler, cami odaları ve bodrum katlarında küçük gruplara Kur’an ve din eğitimi vermeye başladı. Bu faaliyetleri nedeniyle farklı dönemlerde takibata uğradı, gözaltına alındı ve 1943 yılında vaizlik yetkisi kaldırıldı. Kur’an kurslarının açılmasına 1949 yılında yeniden izin verilmesinin ardından çalışmalar daha görünür hale geldi. Tunahan’ın ilk resmi Kur’an kursunu 1951 yılında Çamlıca’da açtığı belirtiliyor. Yapılanma, özellikle 1950’li yıllardan itibaren Kur’an kursları ve öğrenci yurtları üzerinden büyüdü. Tunahan’ın yanında eğitim alan kişiler Türkiye’nin farklı bölgelerine gönderilirken, yeni kurslar ve öğrenci evleri açıldı. Zamanla dernekler, vakıflar ve özel yurtlardan oluşan geniş bir eğitim ağı kuruldu. Yapılanmanın gelir kaynaklarının ise büyük ölçüde cemaat mensuplarının bağışları ve üyelerden toplanan yardımlardan oluştuğu biliniyor.
Cemaat mensupları “Süleymancılar” adını benimsemiyor; kendilerini daha çok “Süleyman Efendi talebeleri” veya “Süleymanlılar” olarak tanımlıyor. Yapılanma, kökenleri Nakşibendiliğe dayanmasına rağmen klasik tarikat yapılanmasından farklı olarak din eğitimi, öğrenci yurtları ve dayanışma ağı üzerinden faaliyet gösteriyor. Süleyman Hilmi Tunahan’ın 1959 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaatin yönetimine damadı Kemal Kaçar geçti. Kaçar döneminde Türkiye genelindeki kurs ve yurt ağı genişlerken Avrupa’da da İslam kültür merkezleri açıldı. Kaynaklarda, 1980’li yıllara gelindiğinde Türkiye’de cemaatle bağlantılı Kur’an kursları için kullanılan bina sayısının bini aştığı aktarılıyor.
Kemal Kaçar’ın 2000 yılındaki ölümünün ardından yönetim, Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun’a geçti. Denizolgun, cemaatin dini yapılanmasının yanı sıra siyasi kimliğiyle de tanınıyordu. 1995 yılında Refah Partisi’nden milletvekili seçilen Denizolgun, daha sonra Anavatan Partisi’ne geçti ve Ulaştırma Bakanlığı yaptı.
Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılında hayatını kaybetmesinin ardından cemaatin liderliğini Alihan Kuriş üstlendi. 1979 yılında İstanbul’da doğan Kuriş, mimar ve iş insanı olarak tanınıyor. Kuriş’in Tunahan ailesiyle akrabalık bağı bulunuyor ama bu bağın derecesi farklı kaynaklarda çelişkili şekilde aktarılıyor. Bazı kaynaklarda Tunahan’ın torunu, bazılarında ise Arif Ahmet Denizolgun’un yeğeni olarak gösteriliyor.
Alihan Kuriş’in cemaatin başına geçmesi, yapılanma içinde tartışmaları da beraberinde getirdi. Tunahan ailesinden eski milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, Kuriş yönetimine yönelik uzun süredir sert eleştirilerde bulunuyor. Yaşanan görüş ayrılıkları nedeniyle yapılanmanın tamamının Kuriş’in liderliğini aynı şekilde benimsemediği belirtiliyor. Süleymancılar, yıllar içinde Türkiye’nin yanı sıra Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde öğrenci yurtları, eğitim merkezleri ve dernekler aracılığıyla faaliyet gösterdi. Yapılanma, kapalı yönetim biçimi ve kamuoyuna sınırlı bilgi vermesi nedeniyle Türkiye’nin en az görünür dini gruplarından biri olarak biliniyor.
Cemaatin adı son olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü geniş kapsamlı mali soruşturmayla gündeme geldi. Savcılık, soruşturmayı dini yapılanmanın tamamına değil, “Alihan Kuriş çıkar amaçlı suç örgütü” olarak tanımladığı kişi ve mali yapıya yönelik yürütüyor. Soruşturma kapsamında 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İstanbul, Ankara ve Antalya’nın da aralarında bulunduğu 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Şüphelilere ait 43 adres ile 33 şirketin kullandığı 80 adres olmak üzere toplam 123 noktada arama ve el koyma işlemi gerçekleştirildi.
Şüpheliler hakkında suç örgütü kurma ve yönetme, örgüte üye olma, suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama, kamu kurumlarını zarara uğratma, dolandırıcılık ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçlamaları bulunuyor. MASAK incelemelerinde, bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketlerde 2020 yılından sonra dikkat çekici finansal hareketler belirlendiği açıklandı. Soruşturma dosyasında 100 milyar lirayı aşan para trafiği üzerinde duruluyor. Gözaltına alınarak Ankara’ya getirilen Alihan Kuriş’in emniyetteki işlemleri sürerken, çok sayıda cemaat mensubu Ankara Emniyet Müdürlüğü yakınındaki Başkent Millet Bahçesi’nde toplandı. Bölgede namaz kılan ve dua eden kalabalığın artması üzerine polis ekipleri güvenlik önlemi aldı. Adalet Bakanlığı da operasyonun dini bir görüşe veya cemaatin tamamına değil, mali yapılanmaya yönelik olduğunu açıkladı.