10 Ağustos 2026 güncel fındık fiyatları
10 Ağustos 2026 güncel fındık fiyatları
İçeriği Görüntüle

Hayvan Hakları Türkiye Aktif Güç Birliği Topluluğu (HAYTAP) Samsun İl Temsilcisi Gül Turan, 8 Ağustos Dünya Kediler Günü kapsamında değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de hayvanlara yönelik şiddetin ve sokak hayvanlarının yaşam alanlarının kısıtlanmasının toplumdaki vicdan ve merhamet duygusunu zedelediğini söyledi. Hayvanlara yönelik şiddetin insanlara yönelik şiddetle bağlantılı olduğuna dikkat çeken Turan, çocukların küçük yaşlardan itibaren hayvan ve doğa sevgisiyle yetiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

KEDİLER İNSANLARA ZARAR VERMEZ

Kedilerin diğer sokak hayvanlarından farklı olarak kendi halinde yaşayan ve insanlara zarar vermeyen canlılar olduğunu dile getiren Gül Turan, kedilerin toplanması veya yaşam alanlarının kısıtlanmasına karşı çıktı. Hayvanlara yönelik şiddetin toplumda giderek daha görünür hale geldiğini belirten Gül Hanım, “İnsanı insan yapan en büyük güç vicdan ve merhamettir” dedi. Kedilerin tekmelenmesi, kuyruklarının kesilmesi veya gözlerinin zarar görmesi gibi olaylara tepki gösteren Turan, hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesi için yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. “Yasaların yaptırım ve caydırıcı gücü olması gerekir” diyen Turan, hayvanlara şiddet uygulayan kişilerin rehabilitasyondan geçirilmesi gerektiğini de ifade etti.

EKOLOJİK DENGE BOZULUR

Doğadaki canlıların birbirine bağlı bir sistem oluşturduğunu belirten Gül Hanım, bu zincirin herhangi bir halkasının ortadan kaldırılmasının ekolojik dengeyi bozacağını söyledi. Kedilerin ekosistemde önemli bir rol üstlendiğini savunan Gül Hanım, bir kedinin yılda yaklaşık 35 bin zararlı böcek ve benzeri canlıyı tükettiğine ilişkin bilimsel veriler bulunduğunu ifade etti. Kedilerin azalmasıyla fare popülasyonunun artabileceğini belirten Turan, bunun beraberinde çeşitli hastalık risklerini de gündeme getirebileceğini söyledi. Tarihsel olarak kedilere yönelik uygulamalara da değinen Gül Hanım, Orta Çağ Avrupa’sında kedilerin şeytanlaştırılmasının ardından yaşanan veba salgınlarına ilişkin tarihsel örnekler verdi.

İNCE BİR ÇİZGİ VAR

Hayvanlara yönelik şiddetin yalnızca hayvanları ilgilendiren bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini belirten Turan, bunun toplumdaki genel şiddet eğiliminin bir parçası olduğunu söyledi. “Hayvan öldürmeyle, hayvana şiddetle insan öldürmenin arasında çok ince bir çizgi vardır” diyen Gül Hanım, hayvanlara zarar veren kişilerin ilerleyen süreçte çocuklara veya diğer insanlara yönelik şiddet uygulayabildiğini savundu. Toplumun hayvanlara yaklaşımının medeniyet düzeyinin göstergelerinden biri olduğunu ifade eden Gül Hanım, bu görüşünü Gandhi’ye atfedilen “Bir toplumun medeniyet seviyesini anlamak istiyorsanız, o toplumun hayvanlara olan davranışını inceleyin” sözüyle destekledi.

SU KAPLARINI KALDIRMAYIN

Sokak hayvanlarının temel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik uygulamalara da değinen Gül Turan, özellikle su kaplarının kaldırılmasını eleştirdi. “Bir hayvanın, bir canlının yaşaması için oksijen ve su gerekir. Su kaplarını kaldırmak sadece kediyi susuz bırakmak değil, merhamet ve vicdan duygusunu da ortadan kaldırmaktır” ifadelerini kullandı. Hayvanların beslendiği alanların temiz tutulması gerektiğini de vurgulayan Gül Hanım, su ve mama kaplarının düzenli olarak temizlenmesinin hem hayvanların sağlığı hem de çevre hijyeni açısından önemli olduğunu söyledi.

YASAL HAKLAR KULLANILMALI

Apartman ve site yaşamında hayvan besleyen kişiler ile bundan rahatsız olanlar arasında sorunlar yaşanabildiğine dikkat çeken Gül Turan, kiracıların da hayvanların yaşam hakkını savunması gerektiğini belirtti. Yeşil alanlar, parklar, site bahçeleri ve benzeri alanların hayvanların barınması açısından önemli olduğunu ifade eden Turan, hayvanlara eziyet eden kişilerin yetkili kurumlara şikâyet edilmesi gerektiğini söyledi. Hayvanlara yönelik şikâyetlerin Samsun’da İl Tarım ve Orman Müdürlüğü veya ilgili ilçelerde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine yapılabileceğini belirten Gül Hanım, vatandaşları yasal haklarını kullanmaya çağırdı.

TOPLUM İKİYE BÖLÜNMEMELİ

Hayvan hakları konusunda toplumun ikiye ayrılmasının yanlış olduğunu savunan Gül Hanım, kent yöneticilerinin yalnızca insanlardan değil, kentte yaşayan tüm canlılardan ve doğal çevreden de sorumlu olduğunu ifade etti. Geçmişte Samsun’un sokak hayvanlarına yönelik daha duyarlı bir şehir olduğunu belirten Gül Hanım, hayvanlara yönelik şiddetin zamanla toplumun farklı kesimlerine yayıldığını söyledi. Şiddetin artık çocukların bulunduğu ortamlara kadar indiğini ifade eden Gül Hanım, hayvanlara yönelik şiddetin normalleştirilmesinin toplumdaki genel şiddet eğilimini de beslediğini dile getirdi.

ÇOCUKLARA EĞİTİM VERİLMELİ

Hayvanlara yönelik şiddetin önlenmesinde eğitimin önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Gül Hanım, çocukların küçük yaşlardan itibaren hayvanları, doğayı ve toprağı sevmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledi. “Dünyada yaratılmış en vahşi yaratık insandır” diyen Gül Hanım, hayvanların kendi halinde yaşayan canlılar olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Onları sevip merhamet ve insancıl duygularımızı geliştireceğimize şiddeti körüklüyoruz. Bu anlamda ilkokullardan başlayarak çocuklara eğitim verilmesinden; çocukların hayvanlardan başlayarak önce doğayı, insanı ve toprağı sevmelerinden yanayım.” Gül Turan, açıklamalarını şu cümlelerle tamamladı: "Su, yalnızca insanlar için değil, kuşlardan kargalara, böceklerden diğer canlılara kadar tüm yaşam için vazgeçilmezdir. Bu nedenle parklardaki su kapları, hayvanların susuzluğunu gidermenin yanında toplumda merhamet ve canlılara duyarlılığın da bir simgesi olabilir. Bu uygulamanın kültürümüzde de karşılığı var. Osmanlı döneminde “mancacılar” hayvanlara yiyecek ve su ulaştırırdı. Bugün en azından su konusunda bu geleneği yaşatabiliriz. Tüm belediyelerden ricamız, şehrin parklarına su kapları konulması ve merhametin daha görünür kılınması."

Kaynak: BERNA ALTINOVA