TBMM'de kabul edilerek yasalaşan ve suça sürüklenen çocuklara yönelik yeni düzenlemeler getiren yasanın ardından çocuk adalet sistemine ilişkin tartışmalar sürerken, Samsun Baro Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran, gazetearena.com'a konuştu. Bir anne olarak çocukların hayatını kaybetmesinin yarattığı acıyı ve ailelerin yaşadığı öfkeyi anladığını belirten Yıldıran, hukukçu kimliğiyle ise çocuk adalet sisteminin yüzyıllar içinde oluşan temel ilkelerinden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.

Samsun Vezirköprü'de balık avcısından örnek davranış
Samsun Vezirköprü'de balık avcısından örnek davranış
İçeriği Görüntüle

AHMET'İN ANNESİNİ GÖRDÜĞÜMDE İÇİM YANIYOR

Ahmet Minguzzi ve Atlas gibi çocukların hayatını kaybetmesinin toplumda büyük bir acı oluşturduğunu ifade eden Yıldıran, yaşananların ardından ortaya çıkan öfkenin anlaşılabilir olduğunu söyledi. Ancak bu öfkenin çocuk adalet sisteminin temel ilkelerini ortadan kaldıracak bir düzenlemeye dönüşmemesi gerektiğini vurguladı. Yıldıran, "Duygusal olarak baktığımızda bu çocukları katleden çocukların suçlu eğilimli ve toplum için zararlı olduğunu görüyoruz. Ama bunlar çocuk" dedi. Bir anne olarak yaşanan acıyı hissettiğini belirten Yıldıran, "Ahmet'in annesini gördüğümde içim yanıyor. Atlas'ın annesini gördüğümde içim yanıyor. Onların içindeki öfkeyi çok iyi anlıyorum. Ama hiçbir zaman çocuk adalet sistemini tamamen çöpe atıp onları yetişkinler gibi yargılayamayız" ifadelerini kullandı.

DOĞRUYU SÖYLEMEK ZORUNDAYIZ

Ağır suç işleyen çocukların toplumda güvenlik kaygısı oluşturduğunu kabul eden Yıldıran, buna rağmen çocuklarla yetişkinlerin aynı yargılama ve infaz rejimine tabi tutulmasının doğru olmayacağını söyledi. 15 yaşındaki bir çocuk ile 40 yaşındaki bir yetişkinin aynı sistem içerisinde değerlendirilmesinin çocuk adaletinin temel kazanımlarını ortadan kaldıracağını belirten Yıldıran, hukukçuların toplumdaki acı ve öfkeyi görmezden gelmeden, hukukun temel ilkelerini de savunması gerektiğini dile getirdi.

BU ÇOCUKLAR NEDEN SOKAKTA?

Çocuk suçluluğuyla mücadelede yalnızca cezaların artırılmasına odaklanılmaması gerektiğini belirten Yıldıran, asıl sorunun çocukların suça sürüklenmeden önce neden korunamadığı olduğunu söyledi. Samsun'da çocuk koruma kurulu toplantılarında okula devam etmeyen çocuklarla ilgili sorunların sık sık gündeme geldiğini aktaran Yıldıran, dezavantajlı çocukların önemli bir bölümünün eğitim sisteminin dışında kaldığına dikkat çekti. "Okula gitmeyen bir çocuğun suça karışmama ihtimali çok düşüktür" diyen Yıldıran, çocukların eğitim sistemine kazandırılması, spor, sanat ve kültürel faaliyetlere yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yıldıran, kendi çocuğunu da örnek göstererek, “Benim çocuğum okula düzenli gidiyor, üniversite sınavına imkanlarla hazırlanıyor ama sokakta ilkokul ve ortaokul düzeyinde çocuklar okula gidemiyorsa sosyal bir devletten bahsedemeyiz" dedi.

"BÜTÜN ÇOCUKLAR DEVLETİN ÇOCUKLARIDIR"

Çocukların eğitim, sosyal destek ve güvenli yaşam imkanlarından eşit şekilde yararlanmasının devletin sorumluluğu olduğunu belirten Yıldıran, aile yanında korunabilecek çocukların sosyal ve ekonomik desteklerle ailelerinin yanında tutulması gerektiğini söyledi. Aile yanında korunmasının mümkün olmadığı durumlarda ise devlet korumasının devreye girmesi gerektiğini ifade eden Yıldıran, “Bütün çocuklar devletin çocuklarıdır” dedi. Sokakta mendil veya çeşitli ürünler satan çocuklara bireysel olarak para verilmesinin sorunu çözmediğini de belirten Yıldıran, bu tür yardımların iyi niyetli olsa da çocuğu yeniden sokağa gönderen düzenin devam etmesine neden olabileceğini kaydetti.

KURUMLAR AYNI MASADA BULUŞMALI

Çocukların korunması konusunda belediyeler, Milli Eğitim, sosyal hizmetler ile Gençlik ve Spor birimlerinin birlikte hareket etmesi gerektiğini söyleyen Yıldıran, siyasi görüş farklılıklarının çocuklara sunulan hizmetlere yansımaması gerektiğini vurguladı. Farklı ilçelerde çocukların eğitim, kültür, sanat ve sosyal imkanlara erişiminde farklılıklar bulunduğunu belirten Yıldıran, sosyal devlet anlayışının bu eşitsizlikleri azaltması gerektiğini söyledi. “Hiçbir belediyenin çocuklara siyasi ya da hayat görüşüne göre yaklaşma imkanı yok. Çocuk çocuktur” diyen Yıldıran, çocukların yabancı dil, müzik, sanat ve spor alanlarında desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

SUÇU ÖNLEMEK CEZALANDIRMAKTAN DAHA ETKİLİ

Okullarda uyuşturucu ve benzeri risklere karşı denetimlerin olay yaşandıktan sonra değil, önleyici anlayışla yapılması gerektiğini belirten Yıldıran, sistemin çoğu zaman olay meydana geldikten sonra harekete geçtiğini söyledi. "Başa gelince yapıyoruz. Oysa olay gerçekleşmeden önce önleyici mekanizmalarımızın güçlü olması gerekiyor" diyen Yıldıran, öğretmenlerin çocukların davranışlarındaki risk işaretlerini erken fark edebilmesinin önemine dikkat çekti.

YENİ SİSTEM İÇİN ACELE EDİLMEMELİ

Çocuk adalet sistemiyle ilgili yeni düzenlemelerin hazırlanması sürecinde acele edilmemesi gerektiğini ifade eden Yıldıran, akademisyenler, çocuk gelişimciler, hakimler, savcılar ve avukatların sürece katkı sunması gerektiğini söyledi. Toplumdaki hassasiyetlerin dikkate alınması gerektiğini ancak hukuki ilkelerin korunmasının da şart olduğunu belirten Yıldıran, “Böyle oldubittiye getirilip hızlıca çocuk adalet sistemiyle ilgili bir yasa çıkarılmamalı” dedi. Çocukların ağır suçlar karşısında yaptırımsız bırakılmasını savunmadıklarını vurgulayan Yıldıran, çözümün çocuk adalet sistemini tamamen ortadan kaldırmak olmadığını ifade etti.

CEZAEVİNDE ÇOCUKLARIN AYRIMI ÖNEMLİ

Çocukların ceza infaz kurumlarında yaş ve gelişim düzeyleri ile suç türleri bakımından mümkün olduğunca ayrıştırılması gerektiğini belirten Yıldıran, farklı yaş gruplarındaki çocukların aynı ortamda tutulmasının yeni sorunlara yol açabileceğini söyledi. 12-13 yaşındaki bir çocuk ile 17 yaşındaki bir çocuğun gelişimsel olarak aynı durumda olmadığını belirten Yıldıran, uyuşturucuyla hiç tanışmamış bir çocukla uyuşturucu suçuna karışmış bir çocuğun aynı ortamda bulunmasının da yeni riskler doğurabileceğine dikkat çekti.

ÇOCUK SUÇA HİÇ BULAŞMAMALI

Toplumun çocuk suçları konusunda iki keskin gruba ayrılmasının sağlıklı olmadığını belirten Yıldıran, farklı görüşlerin birbirini anlamaya çalışması gerektiğini söyledi. Yıldıran’a göre çocuk suçluluğuyla mücadelede temel hedef, çocuğa daha ağır ceza vermekten önce çocuğun suça hiç bulaşmamasını sağlamak olmalı. Bu hedefin yolu ise eğitimden, sosyal destekten, spordan, sanattan, etkin denetimden ve çocukları erken yaşta koruyacak mekanizmaların güçlendirilmesinden geçiyor. Röportajda kadın hakları çalışmalarına da değinen Yıldıran, Samsun Barosu Kadın Hakları Komisyonu’nun dezavantajlı mahallelerde kadınlara miras, şiddet ve hukuki başvuru yolları konusunda bilgilendirme yaptığını anlattı. Yıldıran, kadınların ekonomik ve psikolojik şiddeti de tanıması ve hukuki haklarını bilmesinin şiddet döngüsünden çıkabilmeleri açısından önemli olduğunu söyledi.

Kaynak: ERCAN ÜSLÜ