OSTİM Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği koordinasyonunda KOSGEB desteğiyle deniz tabanını ve su altındaki hedefleri yüksek çözünürlükte görüntülemek için yerli ve milli sonar üretildi. OSTİM Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Metin Balcı ve ekibi, AFAD'ın 2023'te Ankara'da düzenlediği bir sergide gördükleri yabancı menşeli sonar cihazından esinlenerek yerli sonar geliştirmek için çalışmalara başladı.

KOSGEB DESTEĞİ ALDI
KOSGEB desteğiyle yaklaşık 2 yıllık AR-GE çalışmasının ardından 6 sonar üretildi. Cihazlardan 5'i arama kurtarma faaliyetlerinde kullanılması amacıyla AFAD'a teslim edildi. Sonar cihazı, Samsun'da AFAD tarafından düzenlenen İHA Destekli Arama-Kurtarma Yarışması kapsamında düzenlenen sergide tanıtıldı. Balcı, basın mensuplarına, sonarın testlerini AFAD koordinasyonunda Hirfanlı Barajı, Sapanca Gölü, Ankara'daki Mavi Göl ve Ege Denizi'nde gerçekleştirdiklerini söyledi.Sonarın su altındaki hedeflerin tespit edilmesi ve dip yapısının görüntülenmesi amacıyla kullanıldığını anlatan Balcı,.
"6 ay içinde üretim faaliyetine geçtik ve bugüne kadar 6 tane üretim yaptık. Bu sonarlardan 5'ini AFAD'a teslim ettik. Sonar, su altındaki temasları tespit etmek ve dip yapısını görüntülemek amacıyla kullanılıyor. Bu sistem herhangi bir teknenin arkasından veya yanında denize bırakılarak suyun altındaki tüm temasları tespit etmek, su dip tabiatını göstermek maksadıyla yapılan bir ürün. Diyelim ki suya bir araç düştü, bu aracın ve içindekilerin bulunması işinde kullanılıyor. Veyahut başka bir dip tabiatına yönelik araştırma ihtiyacı var, buna yönelik incelemeler yapılabiliyor. Bunların hepsine cevap verebilecek bir sistem. Sistemimizin testlerini 60 metreye kadar yaptık." diye konuştu.

PORTATİF BİR SİSTEME SAHİP Mİ?
"Sistem hem deniz dibinden ne kadar yükseklikte olduğunu veriyor hem de suyun yüzeyinden ne kadar aşağıda olduğunu belirtiyor. Tamamen bize özgü olarak geliştirdik. Dolayısıyla dip derinliğini çok rahat bulabiliyoruz. Son derece portatif bir sistem. Tekne içinde bulunan sistemimiz bir bilgisayar, arayüz kutusu ve aküden oluşuyor. Denize verilen kısım ise kablolar ve 'balık' dediğimiz, sudaki ağırlığı 3,5 kilogram, havadaki ağırlığı 7,3 kilogram olan sistemden oluşuyor."
TEKNOLOJİNİN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYOR!
Geliştirdikleri teknolojinin önemli özelliklerinden birinin sinyal işleme sürecinin suya bırakılan birimde gerçekleştirilmesi olduğunu vurgulayan Balcı, şunları kaydetti:
"Şimdiye kadar gerek teknolojik zorluklar gerekse maliyetten dolayı sinyal işleme kısımları hep deniz biriminde, yani zodyak botta veya teknede yapılıyordu. Fakat biz gelişen teknolojiler ve arkadaşlarımızın üstün yetenekleri vasıtasıyla bütün sinyal işlemeyi, analogdan dijitale geçme işini 'balık' dediğimiz suya atılan cisim üzerinde yapıyoruz. Dolayısıyla suyun içerisine istediğimiz kadar salabiliriz. Verisi ethernet kablosuyla yukarı çıkıyor. Bundan dolayı da bizim bir derinlik sıkıntımız yok. Analogdan dijitale geçişi çok kısa zamanda sudayken yaptığımız için temaslarımız, görüntülerimiz son derece keskin, net ve daha doğru olarak ortaya çıkıyor. Verileri anlık olarak da yukarıya aktarıyoruz." Yerli sonarın aynı sınıftaki yabancı menşeli sistemlere göre daha uygun maliyetle üretildiğini ifade eden Balcı, "Bu sonarı başta AFAD olmak üzere sahil güvenlik, jandarma, emniyet, belediye ve itfaiye ekipleri kullanabilir. Yabancı menşeli aynı sınıftaki sistemlerden en az 2 kat daha iyiyiz, en az 2 kat daha ucuzuz. Yani aradaki fark 4 kat oluyor aşağı yukarı. Hem daha iyisini hem daha ucuzunu yapıyoruz. Sonarın üzerindeki transdüserler hariç her şey yerli. Öbür taraftan bizden 7-8 kat daha pahalı sistemler var. Biz görüntü hassasiyeti olarak en az onlar kadar iyiyiz. Suda yaklaşık 4-5 saat kalabiliyor." diye konuştu.





