Yemek siparişi uygulamaları, sunduğu hız ve pratiklik sayesinde günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelirken, bu sistemlerin arka planına ilişkin çarpıcı iddialar gündeme geldi. ABD merkezli bir yemek teslimat şirketinde çalıştığını öne süren anonim bir yazılım mühendisinin açıklamaları, sektörde kullanılan algoritmaların kuryeleri düşük ücretli işlere yönlendirdiğini ortaya koydu.
ÖNCELİKLİ TESLİMAT GERÇEKTEN HIZLANDIRIYOR MU?
İddialara göre, uygulamalarda “öncelikli teslimat” adı altında sunulan hizmet, siparişleri gerçekten hızlandırmıyor. Bunun yerine standart teslimatlar bilinçli olarak 5 ila 10 dakika geciktirilerek kullanıcılar ek ücret ödemeye teşvik ediliyor. Bu yöntemle şirketlerin, hizmet kalitesini artırmak yerine kullanıcı algısı üzerinden kazanç sağladığı ileri sürülüyor.

KURYELER GİZLİ ALGORİTMALARLA SINIFLANDIRILIYOR
Mühendisin açıklamalarında en dikkat çeken başlıklardan biri de kuryeler için kullanılan gizli veri sistemi oldu. “Yüksek çaresizlik” olarak tanımlanan bir metrikle, kuryelerin düşük ücretli siparişleri kabul etme eğilimleri takip ediliyor. Sürekli düşük kazançlı işleri kabul eden kuryelere yüksek gelirli siparişlerin gösterilmediği, buna karşılık uygulamaya yeni başlayan veya ek gelir için çalışan kişilere daha avantajlı siparişler yönlendirildiği iddia ediliyor.
BAHŞİŞ SİSTEMİ BEKLENİLDİĞİ GİBİ İŞLEMİYOR
Bahşişlerin kuryelere doğrudan ek kazanç sağlamadığı da öne sürülen bir diğer iddia. Algoritmanın, müşterinin yüksek bahşiş bırakacağını öngördüğü siparişlerde şirketin kuryeye ödediği taban ücreti düşürdüğü belirtiliyor. Bu durumda bahşiş, kuryeye ekstra gelir olmaktan çıkıp şirketin ödemesi gereken ücreti dengeleyen bir araca dönüşüyor.

TOPLANAN ÜCRETLER KURYELERE GİTMİYOR
“Sürücü destek bedeli” veya “yasal düzenleme ücreti” adı altında müşterilerden alınan bazı ek ücretlerin de doğrudan kuryelere aktarılmadığı iddia ediliyor. Söz konusu gelirlerin, şirketlerin sendikal düzenlemelere karşı yürüttüğü lobi faaliyetlerinde kullanıldığı öne sürülüyor.
TARTIŞMALAR ABD İLE SINIRLI DEĞİL
Uzmanlara göre benzer uygulamalar yalnızca ABD’de değil, Avrupa’da da yaygın. Yapılan araştırmalar, platform ekonomisi kapsamında çalışan kuryelerin sosyal güvenceden yoksun bırakıldığını, sigorta, ücretli izin ve emeklilik hakları olmadan çalıştırıldığını ortaya koyuyor.
Gündeme gelen bu iddialar, dijital platformların büyümesinin bedelinin sahada çalışan emekçilere ödetildiği yönündeki eleştirileri güçlendirirken, tüketicilerin ödediği ücret ve bahşişlerin nasıl kullanıldığına dair tartışmaları da yeniden alevlendirdi.



