Diyanet İşleri Başkanlığı, 6 Kasım 2026 tarihli "İbadet" başlıklı Cuma hutbesini yayımladı. Türkiye genelindeki camilerde irad edilecek olan hutbede; ibadetlerin insanoğlunun yaratılış gayesi ve Yüce Allah'a olan bağlılığın en somut göstergesi olduğu ifade edilerek, hayatın tamamını iyilik ve ibadet bilinciyle sürdürmenin önemine dikkat çekildi.
İBADETLERDE KULLUK BİLİNCİ
Yayımlanan hutbede ibadet kavramının genişliğine ve Yüce Allah'a şükretmenin bir gereği olduğuna değinilerek şu ifadelere yer verildi:
"Cenâb-ı Hakk’a olan bağlılığımızın en somut göstergesi ibadetlerimizdir. İbadetler; yaratılış gayemizdir, imanımızın hayata yansımasıdır. Rabbimizin bize sunduğu nimetlere karşı şükrümüzün gereği, O’nun sonsuz rahmetine ulaşma arzumuzdur. İhlasla eda ettiğimiz her ibadet; dilimizin zikirle buluşmasına, hayatımızın mutlulukla dolmasına vesiledir."
İSLAM'IN TEMEL İBADETLERİNİN BİREYSEL VE TOPLUMSAL FAYDALARI
Dinimizin direği konumundaki farz ibadetlerin insan ruhuna ve toplum hayatına kattığı değerlerin anlatıldığı bölümde ise şu değerlendirmeler paylaşıldı:
"Rabbimizin farz kıldığı, şekli ve vakti belli ibadetler, dinimizin direği ve kulluğumuzun özüdür. Namaz bizleri; hayâsızlıktan ve kötülükten uzak tutar, günahlardan temizler, gönlümüzü huzura erdirir. Oruç; takvayı, sabrı, muhtacın derdiyle dertlenmeyi bizlere öğretir. Zekât, malımızı ve servetimizi maddi ve manevi kirlerden arındırırken bizleri de cimrilik hastalığından korur. Hac ise kötü sözlerden, kavgadan ve öfkeden uzak kalmayı, bütün insanların Allah katında bir tarağın dişleri gibi eşit olduğunu bizlere hatırlatır."
ALLAH RIZASI İÇİN YAPILAN İBADETLER
Hutbenin devamında, helal rızık kazanmaktan toplumsal dayanışmaya kadar Allah rızasıyla gerçekleştirilen tüm olumlu davranışların ibadet hükmünde olduğu belirtilerek şu ifadelere vurgu yapıldı:
"Allah’ın rızasını gözeterek yaptığımız her iyilik ve her hayırlı iş aynı zamanda bir ibadettir. Nitekim kendimizin ve ailemizin rızkını helal yollardan kazanmak, alışverişte dürüst olmak, çalışıp üretmek ibadettir. Ailemiz, akrabamız ve komşularımızla bağımızı güçlü tutmak, onlarla ilgilenmek, onların sevinçlerini ve kederlerini paylaşmak ibadettir. Engelli bir kardeşimizin hayatını kolaylaştırmak, ihtiyaç sahibi bir öğrencinin eğitimine destek olmak, geçim sıkıntısı çeken bir komşumuzun yardımına koşmak ibadettir. Rahmet Elçisi (s.a.s)’in, 'Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımcısıdır' muştusuna nail olabilmek ne büyük saadettir."
GÜLER YÜZ GÖSTERMEK, ORGAN BAĞIŞI VE İNSAN KURTARMAK
Sadaka ve iyilik kavramlarının kapsamının anlatıldığı bölümde, bir insana destek olmanın ve hayat kurtarmanın dini açıdan taşıdığı yüksek değere işaret edilerek şu cümleler aktarıldı:
"Yeri geldiğinde yüzümüzde beliren bir tebessüm, yeri geldiğinde insanlara eziyet veren engelleri kaldırmak, yeri geldiğinde ise mazlum ve mağdurlara el uzatmak bir sadakadır ve her sadaka bir ibadettir. Kimi zaman bir hastaya kan vererek can olmak, kimi zaman da çaresizce bekleyen bir kardeşimiz için dini ve tıbbi hassasiyetleri dikkate alarak organ bağışında bulunmak bir iyiliktir ve her iyilik bir ibadettir. Ayet-i kerime gayet açıktır: '…Kim, bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…'"
DÜNYA HAYATI GEÇİCİ, SALİH AMELLER İSE EBEDİDİR
Hutbenin son bölümünde dünya hayatının geçiciliği hatırlatılarak ibadetlerin sürekliliği üzerinde duruldu. Anlatımda şu ifadeler kullanıldı:
"Ömrümüz kısa, dünya geçici, ahiret hayatı ise haktır, gerçektir ve ebedidir. Gün gelir; nefesimiz biter, adımlarımız durur, dünyaya ait olan ne varsa geride bırakır gideriz. Evet, Değerli Kardeşlerim! Asıl mesele, dünyada ne kadar kaldığımız değil, Allah’a olan kulluğumuz ve O’nun rızası için yaptığımız iyiliklerimizdir. Asıl mesele, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, '…Allah katında amellerin en sevimlisi, az da olsa devamlı olanıdır' tavsiyesine uyarak ömrümüzü ibadete çevirebilmektir."
Diyanet İşleri Başkanlığınca yayımlanan Cuma hutbesi, Nahl Suresi 97. ayet-i kerimesinin mealinin paylaşılmasıyla sona erdi: "Erkek ya da kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yaptıklarına karşılık olarak en güzeliyle vereceğiz."




