Hayatımıza sayısız güzellikler katan rahmet, bereket, bağışlanma, arınma ve huzur mevsimi Ramazan-ı Şerif’e kavuşmanın sevinci içerisindeyiz. Ramazan-ı Şerif’in kalplerimize huzur, hanelerimize bereket, tüm İslâm alemine hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Ramazan-ı Şerif; Barış, kardeşlik ve esenlik rüzgârlarının dalga dalga yayıldığı manevi bir atmosfer ve Yüce ALLAH’ın (c.c.) bizlere lütfettiği büyük bir nimettir.
Zira bu kutlu zaman, yorulan ruhlarımızı teskin etmek, bunalan gönüllerimize inşirah vermek, özümüze ve fıtratımıza yönelerek hayatımızın iman, kulluk ve güzel ahlak ekseninde muhasebesini yapmak için eşsiz bir fırsattır.
Her yıl evlerimize kadri büyük bir misafir olarak gelen Ramazan-ı Şerifle birlikte gönüller ferahlar, ruhlar yeniden canlanır.
Bu mübarek ay teravih namazlarıyla, sahurların bereketiyle, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle, hatimlerle, teheccüd namazlarıyla, sahur ve iftar anının heyecanıyla dünya meşgalelerine ara verip Cenab-ı Hakk’a yönelme zamanıdır.
Bu ayda tutulacak oruçlar müminlerin kurtuluşuna vesiledir. Allah Rasulü (S.A.V).şöyle buyurmuştur:
“Azîz ve Celîl olan Allah buyurdu ki: ‘İnsanın oruç hariç her ameli kendisi içindir. Oruç ise benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.’ Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet birisi ona söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.
Muhammed’in nefsi kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Biri iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır.” (Buharî, Savm, 9; Müslim, Sıyam, 163)
“Oruçlunun uykusu ibadet, susması tesbihtir. Amellerinin karşılığı kendisine kat kat fazlasıyla verilir. Onun duaları makbul, günahları mağfurdur” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 23562)
Âlimlerimizin naklettiğine göre Sahabe-i Kiram Efendilerimiz altı ay öncesinden Allah Tealâ’ya kendilerini Ramazan ayına ulaştırması için dua ederler, kalan diğer altı ayında ise oruçlarının kabul edilmesi için Yüce Mevlâ’ya yakarırlardı.
Orucun müminlere farz olduğunu bildiren ayette Hak Tealâ mealen şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Oruç sizden önceki ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara 183)
Efendimiz S.A.V. şöyle buyurmuştur:
“Kim Ramazan ayı boyunca akşam ve yatsı namazını (ve teravihi) cemaatle kılarsa, muhakkak Kadir gecesine rast gelir ve o gecenin bereketinden büyük pay sahibi olur.” (Beyhakî, Şuabü’l-İmân, nr. 3707) (Alıntı)
Herkese hayırlı, huzurlu, mutlu, sağlıklı, başarılı, bereketli, müreffeh günler diliyorum.