Bazı seçimler yalnızca sandıktan çıkacak sonucu merak ettirmez. Geçmişi de önümüze koyar. Nereden gelindiğini, nelerin değiştiğini, nelerin geride kaldığını ve bundan sonra hangi yöne gidilmek istendiğini yeniden düşündürür. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’nın 6-10 Ekim tarihlerinde yapılacak seçimlerine ben biraz da böyle bakıyorum. Çünkü bu seçim, benim açımdan yalnızca bir oda seçimi değil; aynı zamanda 17 yıllık bir döneme uzaktan bakabilme fırsatı.
Salih Zeki Murzioğlu, 2009 yılında Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı seçildiğinde ben de 20’li yaşlarda, sahada koşturan cevval bir muhabirdim. O yıllarda gazetecilik daha farklıydı. Haber peşinde koşar, bir açıklamanın ardından yeni bir açıklama yakalamaya çalışır, şehrin gündemini sokaktan, kurum koridorlarından, toplantı salonlarından takip ederdik. Ayrıca bilen bilir, “haber atlatmak” diye de bir mevzumuz vardı!
Neyse, hikâyenin devamında yollarımız daha fazla kesişti. 2013 yılının başında Dünya gazetesi Samsun'daki bürosuna muhabir arıyordu. Gazeteci Ragıp Göker’e sormuşlardı tabii. Sevgili ağabeyim sağ olsun, beni önerdi. O günden sonra bölgeden ekonomi haberlerini takip ederken Murzioğlu ile daha sık görüşmeye, Samsun’un ticaretini, sanayisini, yatırımlarını ve iş dünyasının sorunlarını daha yakından izlemeye başladım.
Murzioğlu’nun başkan seçildiği dönem, oda meclisinde temsil ettiği şirketin iflas etmesi çok yazıldı, çok konuşuldu. Hayat zaten her zaman düz bir başarı hikâyesi değil. İnsanların da kurumların da inişleri, çıkışları, zor dönemleri ve yeniden ayağa kalktıkları zamanları oluyor. Bugün geldiğimiz noktada ise aynı isim, 2009’dan bu yana Samsun TSO’nun başkanlığını sürdürüyor. 2013 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyeliğine, 2018 yılında ise TOBB Başkan Yardımcılığına seçildi. Geçen yıllar içerisinde Samsun’un ekonomik hayatında iz bırakan çok sayıda proje ve yatırımın içerisinde yer aldı.
Hakkaniyetli olmak gerekirse, bir şehirdeki büyük yatırımları tek bir kişinin hanesine yazmak ne kadar yanlışsa, bir oda başkanının bu süreçlerdeki rolünü yok saymak da o kadar yanlış olur. Fuar ve Kongre Merkezi’nden Lojistik Merkez’e, Teknopark’tan sanayinin ihtiyaç duyduğu teknik altyapılara, yeni sanayi alanlarından Yeni OSB’ye kadar uzanan süreçlerin tamamında farklı kurumların, yöneticilerin, yatırımcıların ve kamu otoritelerinin emeği var. Murzioğlu'nun da olduğunu biliyorum!
Onun dönemini değerlendirirken tam da bu noktada bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü mesele sadece “hangi yatırımlar yapıldı?” sorusu değil. “Bu şehir için nasıl bir yatırım iklimi oluşturuldu?” sorusu da önemli. Ama elbette bir dönem muhasebesi sadece yapılanlarla yapılmaz. Yapılamayanlar da konuşulur. Samsun bugün hâlâ yeni yatırım alanlarına, sanayi kapasitesinin büyütülmesine, lojistik avantajının daha güçlü bir ekonomik değere dönüştürülmesine, demiryolu bağlantılarının geliştirilmesine, ihracatın çeşitlendirilmesine ve yüksek katma değerli üretimin artırılmasına ihtiyaç duyuyor. Yani önümüzde hâlâ uzun bir yol var.
İşte TSO seçimlerini önemli kılan da bu. 6 Ekim’de meslek komiteleri seçimleri yapılacak, 10 Ekim’de ise yönetim kurulu seçilecek. Dolayısıyla ortaya çıkacak tabloyu yalnızca başkanlık yarışı üzerinden okumak eksik kalır. Önce odanın meclis yapısı şekillenecek, ardından yönetim kurulu belirlenecek. Murzioğlu’nun karşısına adayların çıkması da bu demokratik yarışın doğal sonucu. Bu nedenle mesele “Murzioğlu devam edecek mi, etmeyecek mi?” sorusuna sıkıştırılmamalı. Adayların Samsun ekonomisi için ne söylediğine bakmak gerekiyor. Hangi projeleri önceliklendirdiklerine, hangi sorunlara nasıl çözüm önerdiklerine, TSO’nun üyeleriyle ve şehirle nasıl bir ilişki kuracağını nasıl tarif ettiklerine ve en önemlisi Samsun’un önümüzdeki süreçte nasıl bir ekonomik vizyon ortaya koyduklarına.
Geçmişin muhasebesini yapmak kolaydır. Asıl mesele, geleceğin hesabını yapabilmektir. 17 yıllık bir dönemin sonunda Murzioğlu’nun elbette anlatacağı bir hikâye var. Yatırımlar, projeler, TOBB’daki sorumluluklar, Samsun için takip edilen dosyalar. Ama aynı şekilde karşısına çıkacak adayların da anlatacağı bir hikâye olacak. Onların da Samsun için söyleyecekleri, değiştirmek istedikleri ve yeni döneme ilişkin ortaya koyacakları hedefler olacak. Son sözü ise TSO üyeleri söyleyecek.
Benim içinse bu seçim, biraz da gazetecilik hafızasının önünden geçen uzun bir yol. 17 yıl az zaman değil. Bazı insanlar değişti, bazı kurumlar değişti. Bazı projeler hayata geçti, bazıları hâlâ bekliyor. Bazı hayaller büyüdü, bazıları ise rafa kalktı.
Şimdi yeniden seçim vakti. Yeni adaylar, yeni söylemler ve yeni beklentiler. Belki de bu nedenle ekim ayındaki seçimlere yalnızca bir başkanlık seçimi olarak bakmamak gerekiyor. Çünkü sandıkta verilecek karar, sadece bugünün değil, önümüzdeki dönemin de başlangıcı olacak. Bir oda başkanının gerçek karnesi ise seçim günü aldığı oy sayısından çok daha sonra ortaya çıkar. Şehir büyüdüğünde, yeni yatırımlar geldiğinde, istihdam arttığında, ihracat yükseldiğinde, Samsun sahip olduğu potansiyeli ekonomik değere dönüştürebildiğinde dönüp geriye bakılır. Kim ne söyledi? Kim ne yaptı? Kim hangi taşın altına elini koydu?
Belki de Sezen Aksu’nun yıllardır dillerden düşmeyen o şarkısındaki gibi: “Gülümse, hadi gülümse…” Çünkü bazen yeni bir dönemin başlaması için önce bulutların dağılması gerekir. Ama bulutların dağılması yetmez. Önemli olan, güneş açtığında hangi yöne yürüneceğini bilmektir.
Haftaya görüşmek üzere.
Kalın sağlıcakla.