Her şeyin mükemmel bir şekilde işlediği bu evrende tabii ki herkesin görevi var. Limon satan pazarcıdan ameliyathanede hayat kurtaran cerraha kadar. Her birimiz hayatın yüklemiş olduğu sorumluluğu yerine getirirken, bir yandan üretiyor ve başkalarının hayatına dokunuyoruz. Fakat bazılarımızın yaptığı iş, kendi sınırlarını aşarak çok daha geniş kitlelere ulaşıyor. Yani bazılarımızın yaydığı ışık daha fazla göz kamaştırıyor. Tıpkı Şebo gibi!

Şebnem Ferah’ın şarkıları yalnızca bir sahnede kalmıyor. Bazen insanın kendisiyle yüzleşmesine, bazen hayata başka bir pencereden bakmasına, bazen de içinde bir türlü anlamlandıramadığı duyguları keşfetmesine aracılık ediyor. Bir sanatçının yaptığı işin milyonlarca insanda karşılık bulması, üstlendiği görevin etkisini de büyütüyor. “Ya Hep Ya Hiç” diyor Şebo. Ya olduğun yerde kalacaksın ya da kendine yeni yollar açmak için çabalayacaksın.

Hepimizin bir şeyleri değiştirme, başarma ve bulunduğumuz yerin ötesine geçme potansiyeli var. Kimi yaptığı işle, kimi ürettiği eserle, kimi de başkalarına sunduğu imkânlarla bunu gerçekleştiriyor. Önemli olan, üstlendiğimiz görevin hakkını vermek ve yaptığımız işin başkalarının hayatında nasıl bir karşılık bulabileceğini görebilmek.

Samsun Kitap Fuarı kapılarını açtı. 1 Kasım’a kadar da ziyaretçilerini ağırlayacak. Büyükşehir Belediye Başkan Halit Doğan’ın, fuarın açılışında dile getirdiği bir hedef var. Doğan, Samsun Fuar ve Kongre Merkezi’ni yalnızca belirli günlerde kapıları açılan bir yapı olmaktan çıkarıp yılın 365 günü yaşayan, nefes alan bir kültür ve fikir kampüsü olarak konumlandırmak istediklerini söylüyor.

Bence bu sözün üzerinde biraz durmak ve düşünmek gerekiyor.

Çünkü bir belediye başkanının görevi yalnızca yol, park, bina yapmakla sınırlı değil. Şehrin insanına yeni imkânlar sunmak, gençlerin önüne farklı ufuklar açmak, kültür ve sanatın gündelik hayatın bir parçası hâline gelmesine katkı sağlamak da bu sorumluluğun içinde. Bir şehrin geleceği, yalnızca fiziki yatırımlarla değil, insanının düşünce dünyasına yapılan yatırımlarla da şekilleniyor.

Kitap fuarı bu açıdan önemli bir buluşma noktası. 146 yayınevi ve 300'ü aşkın yazarın katılımıyla kapılarını açan fuar, insanları kitaplarla, yazarlarla ve yeni düşüncelerle buluşturuyor. Öğrencilerin fuara toplu taşımayla ücretsiz ulaşabilmesi de bu buluşmanın önündeki engelleri azaltması bakımından değerli.

Ve asıl mesele, fuarın kapılarının ne zaman kapanacağı değil, kitaplarla kurulan ilişkinin ne kadar süreceği.

Bir çocuk fuarda gördüğü bir kitabı alıp okumaya başladığında, belki de hayatı boyunca devam edecek bir alışkanlığın ilk adımını atacak. Bir genç, bir yazarın düşüncelerinden etkilenerek daha önce hiç sormadığı soruları sormaya başlayacak. Bir yetişkin, okuduğu birkaç sayfayla yıllardır doğru kabul ettiği düşünceleri yeniden gözden geçirecek.

Kitaplar yalnızca bilgi vermez. İnsana sorgulamayı, farklı bakış açılarını anlamayı, kendisiyle ve dünyayla yüzleşmeyi de öğretir. Bazen yeni bir kapı açar, bazen de yıllardır önümüzde duran ama fark edemediğimiz bir gerçeği gösterir.

İşte Halit Doğan’ın 365 gün hedefi, tam da bu nedenle anlam taşıyor. Fuar ve Kongre Merkezi’nin yıl boyunca kitapların, fikirlerin, sanatın ve kültürel buluşmaların adresi olması, Samsun’un kültür hayatına kalıcı bir katkı sunabilir. Yazar söyleşileri, okuma etkinlikleri, çocuklara yönelik programlar ve üniversitelerle kurulacak iş birlikleri bu hedefi besleyebilir.

Elbette bir mekânın yılın 365 günü açık olmasıyla 365 gün yaşayan bir kültür merkezine dönüşmesi aynı şey değil. Önemli olan kapıların açık tutulması kadar, o kapıdan giren insanlara ne sunulduğu ve onların buradan nasıl bir kazanımla ayrıldığı.

Şebo’nun şarkılarıyla yaptığı, insanın içinde bir şeyleri harekete geçirmek. Kitapların gücü de çoğu zaman burada ortaya çıkıyor. Bir düşünceyi uyandırmak, bir soruyu çoğaltmak, insanı kendini geliştirmeye teşvik etmek.

Şehirleri yönetenlerin sorumluluğu ise bu karşılaşmaların gerçekleşebileceği alanları oluşturmak ve sürekliliğini sağlamak.

Bir hafta kitap fuarı düzenlemek güzel. O fuarın ruhunu 365 güne yayabilmek ise o şehrin insanına ve geleceğine çok önemli bir yatırım yapmak demek.

Samsun için asıl başarı, fuar sona erdiğinde de insanların kitaplarla buluşmaya devam etmesi, kültürün belirli günlere sıkışmadan şehrin gündelik hayatında yer bulması olacak.

Haftaya görüşmek üzere.

Kalın sağlıcakla.