Son yıllarda sağlıklı beslenmeye olan ilginin artmasıyla birlikte sofralarımızda daha önce pek duymadığımız ü karşılaşmadığımız birçok besin yer almaya başladı diyebiliriz. Bu besinlerden biri de koyu mor rengiyle dikkat çeken aronya. Kuzey Amerika kökenli olan ve günümüzde farklı ülkelerde yetiştirilen aronya, özellikle içerdiği antioksidan bileşikler nedeniyle öne çıkan meyvelerden biri olarak kabul ediliyor.Gelin birlikte bu besini ve özelliklerini inceleyelim.
Aronyanın beslenmedeki yerini önemli kılan özelliklerinden biri, vitamin, mineral, lif ve bitkisel bileşikler açısından zengin olmasıdır. Özellikle polifenoller ve antosiyaninler bakımından dikkat çeken aronya, koyu rengini de büyük ölçüde bu bileşiklerden alır. Aynı zamanda C vitamini, K vitamini ve manganez gibi bazı mikro besinleri de içerir. Taze aronya düşük kalorili bir meyve olması ve lif içermesi nedeniyle dengeli bir beslenme düzeninde farklı şekillerde değerlendirilebilir.
Aronyanın en çok konuşulan özelliklerinden biri antioksidan kapasitesidir. Antioksidanlar, vücutta oluşan serbest radikallerin neden olabileceği oksidatif stresin dengelenmesine yardımcı olan bileşiklerdir. Aronyada bulunan antosiyaninler ve diğer polifenoller bu açıdan önem taşır. Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Tek bir besinin herhangi bir hastalığı önlediğini veya tedavi ettiğini söylemek doğru değildir. Aronyanın olası faydaları, genel olarak sebze, meyve, tam tahıl ve diğer besinleri içeren dengeli bir beslenmenin parçası olarak değerlendirilmelidir.
Lif içeriği de aronyayı beslenme açısından değerli kılan özelliklerden biridir. Yeterli lif tüketimi normal bağırsak fonksiyonlarının desteklenmesine yardımcı olur ve tokluk hissine katkı sağlayabilir. Bunun yanında meyve tüketiminin genel olarak kalp-damar sağlığını destekleyen beslenme modelleri içerisinde önemli bir yeri vardır. Aronya üzerine yapılan araştırmalar da özellikle polifenollerin ve antosiyaninlerin metabolik ve kalp-damar sağlığıyla ilişkili olabileceğini incelemektedir. Ancak bu araştırmaların sonuçlarını günlük beslenmede kesin bir tedavi yöntemi gibi değerlendirmemek gerekir.
Peki aronya nasıl tüketilebilir? Taze olarak tüketilebildiği gibi yoğurt veya yulafın içerisine eklenebilir, smoothie ve meyve karışımlarında kullanılabilir. Kurutulmuş aronya da tercih edilebilir ancak kurutulmuş meyvelerde suyun uzaklaştırılması nedeniyle şeker ve enerji yoğunluğu taze meyveye göre daha yüksek olabilir. Bu nedenle porsiyon miktarına dikkat etmek önemlidir. Aronya suyu ve şurubu da piyasada bulunan seçenekler arasındadır; fakat bu ürünlerin içerdiği ilave şeker miktarlarına dikkat etmek gerekir. Özellikle günlük beslenmede meyvenin kendisini tercih etmek, lif içeriğinden yararlanmak açısından daha uygun bir seçenek olacaktır.
Aronyanın kendine özgü buruk ve ekşimsi bir tadı vardır. Görünüşü yaban mersinine benzese de tadı daha acımsıdır. Bu nedenle herkes için tek başına tüketilmesi kolay olmayabilir. Yoğurtla, muz veya elma gibi daha tatlı meyvelerle birlikte kullanılması tadını dengeleyebilir. Kahvaltıda yulaf ve yoğurda eklemek veya ara öğünde bir miktar kurutulmuş aronya tüketmek pratik seçenekler arasında sayılabilir. Aronyayı da bu çeşitliliğin içerisinde, uygun porsiyonlarda ve mümkün olduğunca işlenmemiş haliyle tüketmek gerekir. Son olarak besin değerleri açısından incelersek de 100 gram taze aronya yaklaşık 45-60 kalori içerir ve düşük yağ oranına sahiptir. İçeriğinde yaklaşık 10-15 gram karbonhidrat ve 4-7 gram lif bulunur. Ayrıca C vitamini, K vitamini ve manganez gibi bazı vitamin ve mineralleri de içerir. Peki siz bu mucizevi besini daha önce tükettiniz mi ? Tüketmediyseniz bahsettiğim tüketim şekillerinden biri ile bir şans vermenizi öneririm. Sağlık ile ışıldayın, hoşçakalın.