Her hikayede, her anektodda bizlerin alabileceği dersler vardır. İşte bu güzel Pazar gününde sizlerle, dersler çıkartabileceğimiz güzel anlamlı bir anektod paylaşmak istiyorum.
****
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
-Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?
Bakın göstereyim demiş, ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönüllendirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine.
******
Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş :
-Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz diye, bir de şart koymuş.
-Peki demişler ve içmeye teşebbüs etmişler.
Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına.
En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan…
*******
Bunun üzerine :
-Şimdi , sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe, demiş derviş…
Bu defa yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya…
-Buyurun, deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş.
Böylece her biri diğerini doyurmuş ve sofradan hep beraber şükrederek kalkmışlar…
İşte demiş ermiş:
-Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır.
Şüphesiz ve şunu da unutmayın.
Daima gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır.
**************
Herkese hayırlı, huzurlu, mutlu, sağlıklı, başarılı, bereketli, müreffeh günler diliyorum.