Dersler çıkartacağımız iki güzel anektod paylaşmak istiyorum sizlerle…

“ İyilik, cehalet ve bilgi karşısında her zaman daha güçlüdür. Çünkü cehalet kabadır, bilgi ise nazik…

Kötülük, iyilik karşısında daha güçlüdür.

Kötülük, kaçınılmaz olarak gücü içerir.

Gücü içermediği takdirde kötülük, aciz bir fesatlıktan başka bir şey değildir.

******

Sonuç olarak; kötü insan, iyi insandan daha güçlüdür. Uygarlık tarihi bunun örnekleriyle doludur. Cahil insanın sesi, bilge insandan daha çok ve daha yüksek çıkar. Cahilin sözü bilgeninkinden daha çok duyulur. Cahil insan, bilge insana hakim olduğunda felaket ve adaletsizlik kaçınılmaz olur.

Ama kötülük ve iyiliğin, cahillik ve bilgeliğin, karanlık ve aydınlığın, siyah ve beyazın mücadelesi her zaman devam eder.

Hayat akarken, iyilik ve kötülük hep olacak!…

İyi mi, kötü mü olacağımıza, bilgeliğin mi, cahilliğin mi peşinden gideceğimize karar vermek ise bizim seçimimizdir.

*********

Sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilir imiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilir imiş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.

İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş.

– Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.

Sucu sormuş;

– Neden utanç duyuyorsun?

Kova cevap vermiş;

– Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.

Sucu şöyle demiş.

– Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark ettin mi?

Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş.

Sucu kovaya sormuş.

– Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?

Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın.

İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleye bildim.

Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı.

******

Herkese hayırlı, huzurlu, mutlu, sağlıklı, başarılı, bereketli, müreffeh günler diliyorum.