2026'nın ikinci çeyreğinde hayata geçirilmesi planlanan ve tüm çalışanların zorunlu olarak dahil edileceği Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) ile ilgili tartışmalar alevleniyor. Hükümetin "ikinci emekli maaşı" olarak sunduğu sisteme, Gazeteci-Yazar Mehmet Akif Cenkci'den çok sert eleştiriler geldi. Cenkci, bu projenin bir "müjde" değil, emeklilik sistemini özelleştirme ve kıdem tazminatına el koyma operasyonu olduğunu savundu.
Mehmet Akif Cenkci, sistemin en kritik ve gizlenen noktasının, finansman modeli olduğunu belirtti. İşte o çarpıcı iddia:
"Bugün çalışanlardan otomatik katılım yoluyla maaşlarının yüzde 3’ü kesiliyor. Devlet de bunun üzerine yüzde 30 oranında katkı sağlıyor. Ancak TES devreye girdiğinde işveren katkısından da söz ediliyor. Peki işverenler buna ne diyor? Net biçimde, yeni bir yükü kabul etmeyeceklerini dile getiriyorlar. Böyle bir tabloda finansmanın kaynağı nereden bulunacak? İşaretler tek bir yere çıkıyor: kıdem tazminatı."
Cenkci'ye göre, işçinin iş güvencesi olan ve emeklilikte toplu bir güvence sağlayan kıdem tazminatı hakkı, bu yeni özel fona devredilerek "işveren katkısı" adı altında sisteme aktarılacak
Cenkci, bu projenin yeni bir fikir olmadığını, 2011'den bu yana farklı kalkınma planlarında "tamamlayıcı emeklilik" ile "bireysel hesaba dayalı kıdem tazminatı sistemi"nin birleştirilmesinin hedeflendiğini belgeleriyle ortaya koydu. Bu durumun, yıllardır rafta bekletilen bir planın, şimdi "müjde" süsü verilerek masaya sürüldüğünü gösterdiğini belirtti.
Peki bu sistemden kim kârlı çıkacak? Cenkci'ye göre tablo net:
Bankalar ve özel sigorta şirketleri: Yüz milyarlarca dolarlık fonları işleterek devasa kârlar elde edecekler.
Devlet: Bu fonları kendi borçlanma ihtiyacını karşılamak için kullanacak.
İşçiye düşen ise, riskli piyasalara emanet edilmiş birikimlerinin akıbetini belirsizlik içinde beklemek olacak.
Cenkci, en düşük emekli maaşının asgari ücretin bile altında olduğu bir dönemde, "ikinci emekli maaşı" vaadinin bir "pansuman" olduğunu savundu. "Eğer birinci maaş insanca yaşamı sağlayacak seviyede olursa, ikinci bir maaşa zaten ihtiyaç duyulmaz," diyerek, asıl sorunun SGK maaşlarının düşüklüğü olduğunu vurguladı.
Cenkci, yazısını şu net uyarıyla bitirdi:
“Emeklilik bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Kıdem tazminatı işçinin alın teridir ve hiçbir şekilde özel fonların sermaye ihtiyacını karşılamak için kullanılamaz”