Bir çocuğun spora başladığını düşünün.
Henüz küçük.
Koşamıyor, sıçraması tam gelişmemiş, dengesini yeni öğreniyor. Bir topu tutmakta
zorlanıyor, suya girdiğinde nefesini kontrol edemiyor.
Bugün birçok aile bu çocuğun önüne çok erken bir soru koyuyor:
“Hangi branşta yetenekli?”
Belki de soru bu olmamalı.
Asıl soru şu:
“Önce hangi hareketleri öğrenmeli?”
Çünkü iyi bir sporcu, yalnızca erken yaşta bir branşa başlayan çocuk değildir. İyi bir sporcu;
koşmayı, sıçramayı, denge kurmayı, yön değiştirmeyi, ritmi, koordinasyonu, nefesini kontrol
etmeyi ve kendi bedenini kullanmayı öğrenmiş çocuktur.
Yani madalyadan önce temel vardır.
İlk yıllar: Branştan önce hareket
Çocukluk döneminin ilk yıllarında amaç bir çocuğu erken yaşta “yüzücü”
,
“futbolcu” veya
“basketbolcu” yapmak olmamalı.
Önce hareket eden bir çocuk yetiştirmek gerekiyor.
Koşmak…Sıçramak…Tırmanmak…Denge kurmak…Yuvarlanmak…Fırlatmak…
Yakalamak…Yön değiştirmek…Bunlar kulağa çok basit geliyor.
Ama aslında gelecekte öğrenilecek bütün sporların temelini oluşturan hareket becerileri
bunlar.
Bu nedenle erken çocukluk döneminde oyun, hareket ve farklı spor deneyimleri çok değerli.
Amerikan Pediatri Akademisi'nin genç sporculara ilişkin değerlendirmelerinde de erken
yaşlarda birden fazla sporla ilgilenmenin; hareket becerilerinin gelişmesi, sporda
devamlılığın artması ve erken uzmanlaşmaya bağlı sakatlık, stres ve tükenmişlik riskinin
azalması açısından avantaj sağlayabileceği belirtiliyor.
Peki cimnastik nerede?
İşte burada cimnastik çok güzel bir başlangıç olabilir.
Çünkü cimnastik yalnızca takla atmak değildir.
Denge vardır.Esneklik vardır.Koordinasyon vardır.Vücut farkındalığı vardır.
Kuvvet vardır.Uzayda vücudun konumunu algılama vardır.
Çocuk kendi bedenini farklı yönlerde kullanmayı öğrenir.
Bu yüzden erken yaşlarda temel hareket becerilerinin geliştirilmesinde cimnastik benzeri
çalışmaların önemli bir yeri olabilir.
Ama burada da önemli bir ayrıntı var:
Cimnastiğe başlamak, çocuğun cimnastikçi olmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Amaç henüz madalya değildir.
Amaç bedeni tanımaktır.
Sonra su…
Çocuğun hareket repertuvarına yüzme eklendiğinde bambaşka bir deneyim ortaya çıkar.
Çünkü su, karadan farklıdır.
Çocuk ağırlığını, dengesini, nefesini ve hareketlerini farklı biçimde kontrol etmek zorundadır.
Yüzme bu nedenle yalnızca bir spor branşı değil, aynı zamanda çocuğun suyla güvenli ilişki
kurmasını sağlayan önemli bir beceridir.
Burada da hedef hemen derece yapmak olmak zorunda değildir.
Önce suya alışmak.Nefesi kontrol etmek.Batmadan durabilmek.Kolları ve bacakları koordineli kullanabilmek.
Sonra teknik.Sonra hız.Sonra dayanıklılık.
Ve eğer çocuk gerçekten yüzmeyi seviyorsa, zaman içerisinde performans.
Yani önce beceri, sonra branş.Bir süre sonra takım sporları…
Çocuk büyüdükçe hareket repertuvarına takım sporlarını eklemek de farklı beceriler
kazandırabilir.
Futbol, basketbol, voleybol, hentbol…
Burada artık sadece kendi bedenini kontrol etmek yetmez.Bir başkasını görmen gerekir.
Pas vermen gerekir.Boş alanı fark etmen gerekir.Rakibin ne yapacağını tahmin etmen
gerekir.Bazen öne çıkman, bazen geri çekilmen gerekir.Kazanmayı da kaybetmeyi de
öğrenirsin.Yani bireysel hareket becerilerinin üzerine algılama, karar verme, iletişim ve takım
içindeki rolünü anlama eklenir.
İşte bu yüzden farklı sporların birbirinin rakibi gibi görülmesi yanlış.
Cimnastikte öğrendiğin denge, yüzmede beden kontrolüne yardımcı olabilir.
Yüzmede geliştirdiğin koordinasyon başka bir branşa aktarılabilir.
Takım sporunda geliştirdiğin çevresel farkındalık başka hareketlerde işine yarayabilir.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin genç sporcu gelişimi üzerine uzlaşı raporu da farklı spor
ve hareket deneyimlerinin motor gelişimi ve atletik kapasiteyi destekleyebileceğini, erken tek
branş uzmanlaşmasının ise birçok spor için önerilmediğini vurguluyor.
Peki ne zaman branşlaşmalı?
İşte ailelerin en çok merak ettiği bölüm burası.
“Çocuğum artık tek bir spora yönelmeli mi?”
Araştırmaların verdiği cevap, bütün branşlar için aynı değil.
Cimnastik, ritmik cimnastik, artistik patinaj ve dalış gibi bazı branşlarda üst düzey
performansın fiziksel olgunlaşmadan önce ortaya çıkabilmesi nedeniyle daha erken
uzmanlaşma görülebiliyor. Ancak bu branşlarda bile yoğun antrenmanın çocuk üzerindeki
yükü dikkatle yönetilmeli.
Bunun dışındaki pek çok spor için ise erken yaşta tek branşa kapanmak yerine ergenliğe
kadar farklı sporları deneyimlemek ve daha sonra uzmanlaşmak daha güçlü biçimde
destekleniyor. AAP, çoğu spor için uzmanlaşmanın ergenlik sonrasına bırakılmasının sakatlık
ve tükenmişlik risklerini azaltabileceğini ve uzun vadeli sportif başarı açısından daha uygun
olabileceğini belirtiyor.
Yani çocuğun altı yaşında futbola başlaması başka bir şeydir.
Altı yaşından itibaren yalnızca futbol oynatılması başka bir şey.
Çocuk yüzmeye başlayabilir.
Cimnastik yapabilir.
Top oyunları oynayabilir.
Bisiklete binebilir.
Koşabilir.
Ve bütün bunlar onun gelecekteki sporculuğuna katkı sağlayabilir.
Çünkü iyi sporcu sadece çok tekrar yapan çocuk değildir
Spor dünyasında uzun yıllardır dolaşan “10 bin saat” fikri, başarılı olmak için herkesin aynı
miktarda antrenman yapması gereken kesin bir formül gibi algılanabiliyor.
Oysa genç sporcuların gelişimini inceleyen çalışmalar böyle basit bir formülü desteklemiyor.
Hatta AAP, erken uzmanlaşmanın çoğu spor için gerekli olduğuna dair kanıt bulunmadığını;
farklı spor deneyimlerinin ileride seçilecek branş için gerekli temel becerileri geliştirebildiğini
belirtiyor.Bu nedenle çocuğun spor geçmişine yalnızca “kaç saat antrenman yaptı?” diye bakmak
yeterli değil.Ne öğrendi?Kaç farklı hareket deneyimledi?Kendi bedenini ne kadar tanıyor?
Kaybettiğinde devam edebiliyor mu?Dinlenmeyi biliyor mu?Sporu hâlâ seviyor mu?
Bunların hepsi önemli.En büyük hata: Çocuğu erken seçmek
Belki de sporcu yetiştirmenin en zor tarafı, çocuğun yeteneğini erken keşfetmek değil, onu
erken etiketlememek.
“Sen yüzücüsün.
”“Sen futbolcusun.
”“Sen cimnastikçisin.
”
Çocuk daha büyümeden ona bir kimlik vermek kolay.Ama gelişim devam ediyor.
Boy değişiyor.Kas yapısı değişiyor.İlgi alanları değişiyor.Kişiliği değişiyor.
Çocuk bugün yüzmeyi çok severken birkaç yıl sonra başka bir branşa ilgi duyabilir.
Bu başarısızlık değildir.Tam tersine, spor yolculuğunun doğal bir parçası olabilir.
Çünkü amaç daha altı yaşındayken geleceğin şampiyonunu bulmak değil.
Çocuğun hareketle güçlü bir ilişki kurmasını sağlamak.
Sonrasında bazı çocuklar gerçekten yeteneklerini gösterir.
Bazıları yarışmacı olur.Bazıları profesyonelliğe gider.
Bazıları ise hayatı boyunca spor yapar ama hiçbir zaman yarışmaz.
Üçü de değerlidir.
Belki iyi bir sporcu yetiştirmenin en doğru sıralaması tek bir branş sıralaması değildir.
Önce oyun ve temel hareketler.
Sonra farklı spor deneyimleri.
Sonra çocuğun ilgisinin ve becerisinin belirginleşmesi.
Daha sonra, hedef gerçekten performans sporuysa, uygun zamanda branşlaşma.
Ve bütün bu süreç boyunca:Dinlenme.Okul.Aile.Arkadaşlık.Oyun.
Çünkü iyi bir sporcu yetiştirmek, çocukluğu ortadan kaldırmak değildir.
Tam tersine, çocukluğu koruyarak sporcu yetiştirmektir.
Belki de çocuklarımıza sormamız gereken soru şu:
“Hangi sporda şampiyon olacaksın?” değil,
“Hangi hareketi yaparken kendini en çok sen gibi
hissediyorsun?”
Çünkü bazen şampiyonlar erken keşfedilmez.
Ama iyi hareket eden, bedenini tanıyan, farklı deneyimler yaşamış ve sporu seven
çocukların önünde çok daha uzun bir yol vardır.