Yeni yılla birlikte bankacılık sektöründe dengeler tersine döndü. Merkez Bankası’nın faiz indirim sürecini sürdürmesi beklenirken, kredi faizleri hızla yükseldi, mevduat getirileri ise belirgin şekilde geriledi. Kredi ile mevduat arasındaki fark son aylardaki en geniş seviyelere ulaşarak hem borçlananları hem de tasarruf sahiplerini zor durumda bıraktı.
22 Ocak’ta yapılacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde piyasalarda 150 baz puanlık yeni bir faiz indirimi beklentisi hakim. Ancak bankaların uygulamaları, para politikasındaki gevşemeye paralel bir tablo ortaya koymadı.
İHTİYAÇ KREDİSİ FAİZLERİ SERT YÜKSELDİ
Politika faizinde düşüş sinyalleri verilmesine rağmen ihtiyaç kredisi faizleri yılın ilk haftalarında sert bir yükseliş yaşadı. Aralık sonunda yüzde 46 seviyelerine kadar gerileyen ortalama ihtiyaç kredisi faizi, ocak ayının ilk haftasında yüzde 54’ü, ikinci haftasında ise yüzde 63’ü aşarak son dört ayın zirvesine çıktı. Vergilerle birlikte yıllık kredi maliyetleri yüzde 80’in üzerine ulaştı.
Ticari kredilerde de yükseliş dikkat çekti. Aralık sonunda yüzde 50 seviyesinde olan ortalama ticari kredi faizi, ocak ayı itibarıyla yüzde 53’e kadar yükseldi. Bankaların risk primi, kâr marjları ve bilanço kaygıları kredi faizleri üzerindeki yukarı yönlü baskıyı artırdı.
MEVDUAT FAİZLERİ DİP SEVİYEDE
Kredi cephesinde artış yaşanırken, mevduat tarafında düşüş sürdü. 1 aya kadar vadeli mevduat faizi yüzde 44,7’ye gerileyerek son iki yılın en düşük seviyelerine yaklaşırken, 1-3 ay vadeli mevduat faizi de yüzde 45,7 seviyelerinde kaldı. Bu durum, birikimini mevduatta değerlendiren tasarruf sahiplerinin reel getirisini ciddi biçimde azalttı.
REEL FAİZ YÜKSEKLİĞİNİ KORUYOR
Enflasyonun düşüş eğilimine girmesine rağmen kredi faizlerinin yüksek seviyelerde kalması, reel faizlerin halen oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor. Uzmanlar, mevcut faiz makasının önümüzdeki dönemde para politikası kararlarının piyasaya yansımasını daha da kritik hale getireceğini belirtiyor.
Ortaya çıkan tablo, kredi kullanmak isteyenler için maliyetlerin ağırlaştığını, tasarruf sahipleri için ise mevduatın cazibesini hızla kaybettiğini gösteriyor. Bankacılık sektöründe açılan bu faiz makası, ekonomik dengeler açısından yakından izlenmeye devam edecek.





