Başarısızlık çoğu zaman bir anda gelmez. Kimse sabah uyanıp “Bugün başarısız olayım” demez. Ama bazı alışkanlıklar vardır ki, fark edilmeden insanı yavaş yavaş o sona taşır. Yapılan araştırmanın altını çizdiği tablo da tam olarak bunu anlatıyor.
Hedefi olmayan insan, pusulasız gemi gibidir. Nereye gittiğini bilmez, rüzgâr nereye savurursa oraya gider. Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler koymadan yaşamak; günü kurtarmaya çalışmak demektir. Günlük bir çalışma planı yapmadan güne başlamak da bunun devamıdır. Gün başlar, saatler geçer, akşam olur ama elde somut bir şey yoktur.
“Ben not almıyorum, aklımda tutuyorum” cümlesi kulağa özgüvenli gelir ama çoğu zaman bir tuzaktır. Zihin, sandığımız kadar sadık bir defter değildir. Yazılmayan bilgi uçar gider. Aynı şekilde zor ve acil işleri sürekli erteleyip kolay ve önemsiz işlerle oyalanmak, insana çalışıyormuş hissi verir ama ilerleme sağlamaz.
Bir gecede koca bir kitabı ezberleyebileceğine inanmak, aslında kendini kandırmaktır. Dağınık bir ortamda ders çalışıp verimli olmayı beklemek de öyle. Fiziksel dağınıklık, zihinsel dağınıklığı beraberinde getirir. Ödev yaparken ayrıntılara gereğinden fazla takılıp asıl işi bitirememek ya da problemleri sürekli ertelemek, başarısızlığın sessiz habercileridir.
Dersleri keyif için sık sık terk etmek, arkadaşların her eğlence planına “hayır” diyememek de bu zincirin halkalarıdır. O an güzel gelir, insan kendini dışlanmış hissetmemek ister. Ama her “evet”, bazen kendi geleceğimize söylenmiş bir “hayır”dır.
Bir işin başlangıç ve bitiş tarihini, saatlerini net bir şekilde planlayamamak ise tüm bu alışkanlıkların ortak noktasıdır. Zaman yönetilemediğinde, emek de boşa gider. Günler akar, haftalar geçer ve insan bir bakar ki hep meşguldür ama bir türlü ilerleyememiştir.
Belki de bu listeyi okurken kendimizden bir parça bulduk. Bu kötü bir şey değil. Asıl tehlike, bunları görmezden gelmek. Başarı büyük sıçramalarla değil, küçük ama doğru alışkanlıklarla gelir. Plan yaparak, ertelemeyerek, öncelikleri bilerek…
Unutmayalım, başarısızlık çoğu zaman kader değil; tekrar eden yanlışların sonucudur. Ve güzel olan şu ki, alışkanlıklar değiştiğinde sonuçlar da değişir.