Uzun yıllar boyunca toplumda yerleşmiş bir düşünce vardı: “Çocukların derdi ne
olabilir ki?” Çocukluk, çoğu insanın gözünde oyunların, kahkahaların ve sorumluluğun az
olduğu mutlu bir dönem olarak görülür. Bu yüzden bir çocuğun derin bir üzüntü
yaşayabileceği, hatta depresyona girebileceği düşüncesi birçok kişiye uzak gelir. Oysa
bilimsel araştırmalar yıllardır bize farklı bir gerçeği anlatıyor: Çocuklar da depresyon
yaşayabilir ve bu durum sanıldığından daha yaygındır.
Depresyon yalnızca üzülmek değildir. Her insan zaman zaman mutsuz olabilir; bir
çocuk da sınavı kötü geçtiğinde, sevdiği bir oyuncağını kaybettiğinde ya da arkadaşıyla
tartıştığında üzülür. Ancak depresyon, gelip geçen bir duygu durumundan çok daha farklıdır.
Uzmanlara göre çocuklarda depresyon, uzun süre devam eden ve çocuğun günlük yaşamını
etkileyen bir durumdur. Ders başarısından arkadaş ilişkilerine, uyku düzeninden hayata karşı
ilgisine kadar birçok alanı etkileyebilir.
En dikkat çekici noktalardan biri ise çocuklarda depresyonun yetişkinlerdeki gibi
görünmemesidir. Yetişkin bir insan “Kendimi çok kötü hissediyorum” diyebilir. Çocuklar ise
çoğu zaman bunu kelimelerle anlatamaz. Bunun yerine davranışları konuşmaya başlar.
Sürekli sinirli olmak, öfke patlamaları yaşamak, içine kapanmak, eskiden sevdiği
etkinliklerden uzaklaşmak, uyku düzeninin bozulması, iştah değişiklikleri, karın ağrıları veya
baş ağrıları gibi fiziksel şikâyetler bazen görünmeyen bir sorunun işareti olabilir.
Peki çocuklarda depresyon nasıl oluşur?
Bilim insanları bunun tek bir sebebi olmadığını söylüyor. Genetik yatkınlık önemli bir
etkendir ancak tek başına açıklayıcı değildir. Çocukların yaşadığı çevre, aile ilişkileri, okul
ortamı ve sosyal yaşantıları da büyük rol oynar. Aile içindeki yoğun çatışmalar, boşanma
süreçleri, sürekli eleştirilmek, zorbalığa uğramak, dışlanmak, travmatik olaylar yaşamak veya
sevilen birini kaybetmek çocuk üzerinde derin etkiler bırakabilir.
Bazı araştırmalar çocukluk döneminde yaşanan olumsuz deneyimlerin yalnızca o anı değil,
ilerleyen yılları da etkileyebildiğini gösteriyor. Sürekli aşağılanmak, değersiz hissettirilmek ya
da duygusal olarak ihmal edilmek çocukların ruh sağlığı üzerinde uzun süreli etkiler
bırakabiliyor.
Dünya genelinde yapılan geniş çaplı araştırmalar da dikkat çekici sonuçlar ortaya
koyuyor. Son yıllarda yapılan sistematik incelemeler, çocuk ve ergenlerde depresyon
belirtilerinin zaman içinde artış gösterdiğini bildiriyor. Bazı çalışmalarda dünya genelinde
çocuk ve ergenlerin beşte birinden fazlasında depresif belirtiler görülebildiği belirtiliyor.
Belki de burada en önemli soru şudur: Çocuklarımızı gerçekten dinliyor muyuz?
Çünkü çocuklar her zaman “Ben mutsuzum” demez. Bazen sessizleşerek anlatırlar. Bazen
öfkelenerek, bazen odalarına kapanarak, bazen de “Bugün okula gitmek istemiyorum”
diyerek… Yetişkinler çoğu zaman söylenenleri duyar ama davranışların anlattığı sessiz dili
kaçırabilir.
Çocukluk sadece oyun oynanan bir dönem değildir; aynı zamanda insanın duygusal
temelinin atıldığı yıllardır. Güçlü görünen her çocuk güçlü hissetmeyebilir. Sürekli gülen her
çocuk da mutlu olmayabilir. Bazen bir çocuğun görünmeyen yükünü fark etmek, ona
verilebilecek en büyük destek olabilir. Çünkü bazı sessizlikler aslında yardım çağrısıdır.