Son zamanlarda dikkat ettiniz mi?
Herkes kendince haklı.
Tartışmalara bakıyoruz... Kimse geri adım atmıyor. Herkes kendi penceresinden bakıyor ve gördüğünün tek gerçek olduğuna inanıyor. Peki sorun nerede?
Sorun şu: Kimse pencere değiştirmiyor.
Empati, çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. İnsanlar empatiyi “karşı tarafı haklı bulmak” sanıyor. Oysa empati, hak vermek değildir. Empati, anlamaya çalışmaktır.
Bir tartışmada susup dinlemek neden bu kadar zor?
Karşımızdakinin neden öyle düşündüğünü merak etmek neden bu kadar yabancı?
Çünkü alıştığımız şey savunmak.
Anlamak değil, kazanmak istiyoruz.
Oysa her insanın bir hikâyesi var. Aynı olaya bakan iki insanın farklı düşünmesi, çoğu zaman geçmişlerinin farklı olmasından kaynaklanır. Ama biz o geçmişi görmeyiz. Sadece sonucu yargılarız.
Belki de empati tam burada başlar:
“Ben olsaydım ne yapardım?” demek yerine,
“O, neden böyle düşünüyor?” diye sormakta.
Bu küçük fark, büyük değişim yaratır.
Çünkü empati, insanları aynı fikirde buluşturmaz.
Ama birbirini anlayabilen insanlar hâline getirir.
Ve belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, aynı düşünmek değil...
Birbirimizi gerçekten anlayabilmek.