Bazı haberlerde geçen isimlere “çocuk” demek istemiyorum.
Çünkü çocuk kelimesi masumiyeti çağırır.
Korunması gerekeni, yaşaması gerekeni…
Masum yavruların hayatını kaybettiği bir yerde,
öldüreni bu kelimenin içine koymak, kelimenin kendisine haksızlık gibi geliyor.
Elbette buraya gelene kadar yaşanan süreç önemlidir.
Psikoloji bize şunu söyler:
İnsan davranışı bir günde oluşmaz.
Şiddet; ihmalin, bastırılmış öfkenin, değersizlik duygusunun ve yanlış öğrenmelerin
birleşimidir.
Ama şunu da çok iyi biliyoruz:
Her travma yaşayan insan öldürmez.
Her zor çocukluk bir başkasının hayatını almaya çıkmaz.
İşte tam da burada durmak gerekiyor.
Çünkü bugün konuşmamız gereken asıl mesele,
artık konuşamayan o masum çocuklardır.
Hayalleri yarım kalan, sesi kesilen, yaşama hakkı elinden alınanlar…
Bir eğitimci olarak şunu açıkça söyleyebilirim:
İyi yetiştirilen bir çocuk tesadüf değildir.
Onun arkasında sabah erken kalkan bir anne,
sınır koyan ama sevgiyi esirgemeyen bir baba,
yılmadan anlatan, tekrar eden, bekleyen bir öğretmen vardır.
İyi ailelerin emekleri görünmezdir ama çok ağırdır.
İyi öğretmenlerin çabası sessizdir ama derindir.
Bir çocuğa “dur” demek kolay değildir.
Bir çocuğa “hayır” öğretmek,
öfkesini yönetmeyi göstermek,
başkasının canının kutsal olduğunu anlatmak
uzun bir sabır ister.
Biz sınıflarda bunu yapmaya çalışıyoruz.
Sadece ders anlatmıyoruz.
Davranış görüyoruz, ruh hâli okuyoruz,
bazen bir çocuğun gözünden “yardım” kelimesini sessizce çekip alıyoruz.
Ama şunu da söylemek zorundayız:
Eğitim tek başına yetmez.
Aile, okul ve toplum aynı dili konuşmadığında, çocuk ortada kalır.
Failin geçmişini konuşurken,
kurbanın hayatını gölgelememeliyiz.
Anlamak başka bir şeydir,
haklılaştırmak bambaşka.
Bu yazı öfke yazısı değil.
Ama bir taraf seçme yazısı.
Masumların tarafını seçme yazısı.
Çünkü bir toplum,
masum çocuklarının ölümünü açıklamaya başladığı anda,
en tehlikeli eşiğe gelmiş demektir.Ve hâlâ inanıyorum:
İyi yetiştirilen çocuklar,
emek verilen çocuklar,
duyulan ve görülen çocuklar
bu karanlığın panzehiridir.
Ama bunun için masumiyeti savunmaktan vazgeçmemeliyiz.