Bu yıl Samsun’a kar başka yağdı.
Camın ardından masal gibi görünen beyazlık, kapı eşiğinde bir anda gerçeğe dönüştü.
Hayat ağırlaştı; yollar buz tuttu, adımlar yavaşladı, planlar ertelendi.
Çatılarda huzur gibi duran kar, kimi yerlerde insanların sınandığı bir gerçekliğe dönüştü.

Kar yağınca şehir yalnızca soğukla değil; eşitlikle, erişimle ve şefkatle de sınanır.
Peki böyle günlerde kimler daha çok zorlanır?
Yaşlı komşusuna çorba yetiştirmeye çalışanlar…
Çocuğunu okula ulaştırmanın telaşındaki anneler…
Nöbetçi eczaneye ulaşamayan hasta yakınları…
Sokaktaki canlara bir kap yemek götürmeye çalışan gönüllüler…
Ve görünmeyen yükleri sessizce omuzlayan kadınlar…

Kış, hayatı yavaşlatırken yükleri de sessizce ağırlaştırır.
Tam burada kent hakkı ve ortak akıl devreye girer. Bir şehrin gerçek değeri, en çok kriz anlarında anlaşılır.
Bugün modern şehircilik yalnızca “yol açmayı” konuşmuyor.
Daha adil ve daha insani olanı tartışıyoruz:
Kadın dostu, herkes için erişilebilir kentler.
Erişilebilirlik: sadece bir rampa yapmak değildir.
Bir annenin bebek arabasıyla kar birikintilerine saplanmadan sağlık ocağına gidebilmesidir.
Ulaşılabilirlik: sadece otobüs hattı planlamak değildir.
Kentin en uzak mahallesindeki yaşlı bir kadının durağa güvenle yürüyebilmesidir.
Dünyadaki örneklere baktığımızda bunu açıkça görüyoruz.
İsveç’in bazı kentlerinde “duyarlı kar temizleme” uygulanıyor.
Önce ana yollar değil; okulların, hastanelerin ve yayaların kullandığı güzergâhlar açılıyor.
Çünkü çeşitli araştırmalar, yaralanmaların önemli bir bölümünün araç kazalarından değil; kaldırımlardaki düşmelerden kaynaklandığını gösteriyor.
Küçük bir öncelik değişikliği, büyük bir toplumsal fayda yaratabiliyor.

Bir süre sonra kar eriyecek.
Sokaklar normale dönecek.
Ama dilerim bu beyaz sayfa bize yeni bir bakış açısı bıraksın.
Kimseyi suçlamadan, çalışanın da hakkını gözeterek, kimseyi işaret etmeden…
Samsun’u; yaşayanı koruyan, destekleyen, kadın dostu bir kent hayaliyle düşünelim.
Çünkü şehir dediğimiz şey, birlikte yürüdüğümüz yolun güveni; eve dönerken içimizde taşıdığımız huzurdur.
O huzur hepimizin hakkı.

Sağlıkla, güvenle ve sevgiyle kalın.